İYİMSERLİK- KÖTÜMSERLİK ÜSTÜNE...


 

Doğalgaz, elektrik ve ulaşıma  gelen yüzde 55  zam, Arjantinlileri sokağa dökmüş. Öte yandan Meksika lideri Manuel Obrador, Başkanlık sarayı Los Pinos'u halka açarken 6 yıl önce  386 milyon dolara alınan makam uçağını satılığa çıkarıyor. Obrador'un ne evi ne arabası varmış.

Allende, Daniel Ortega ve Chavez gözümün önüne gelince zaman zaman Güney Amerika'ya gidesim, bölgenin havasını koklayasım, suyunu içesim geliyor. Doğasıyla, insanıyla ve liderleriyle dikkat çeken bir coğrafya...

Japonlar ise bambaşka... Rengârenk / geometrik hatları olan parkları ve insan malzemesiyle görülesi bir ada ülkesi.

Bizdeki ölü sayısı fazla olan tren kazaları bana hep Japonya'yı anımsatıyor nedense... Neden mi ?

1964 yılında Tokyo- Osaka arasında işletmeye açılan Şinkansen ( Mermi Tren)   hattında bugüne kadar kimsenin burnu bile kanamamış.

17 Ocak 1995'te meydana gelen Kobe depreminde  6200 kişi ölmüştü anımsayacak olursak... Ve o deprem sonrasında  yanılmıyorsam Japon mafyası çocuklara süt dağıtmıştı. Anımsarsınız, bizdeki Erzincan depreminde de ( 13 Mart 1992) harap olmuş kentte , enkaz içinde kalan bazı kadınların kollarındaki bilezikleri yürütenlere rastlanmıştı. 

               Dünyamızın her bir bölgesinde  güzellik de yaşanıyor çirkinlik de...

Ama düşünmeden de edemiyorum. Neden Çiftlikbank'ın tosun(!)u Uruguay'a kaçtı, neden Hakan Şükür İran'a- Mısır'a-Malezya'ya değil de  ABD'ye sığındı ?

Fethullah Gülen neden Suudi Arabistan'a kapak atmadı da   Amerika'da lüks yaşam sürmekte...

Japonya'daki intiharların çokluğu da düşündürmüyor değil...

              Böylesi bir düşünce sisteminin altındaki neden, bir düşüncenin müridi olmamdan değil de yurttaş olmamdan kaynaklanıyor galiba. Çünkü yurttaş olmak  körü körüne inanmayı / biat etmeyi değil de  sorgulamayı- nedeni-niçini zorunlu kılıyor. Her toplumsal olayı da bu gözle değerlendirmeye çalışıyorum.

 

Yıllarca her cuma günü cami önlerinde başörtüsü eylemi yapanlar/ hak hukuk savaşımı verenler neden  elektrik- doğalgaz ve köprü geçişlerine gelen yüksek zamlara karşı protesto eylemlerinde bulunmazlar, diye düşünüyorum son günlerde.  Sayaç okuma bedeli bile  40 lira olmuş. '' Çince şiir mi okuyorsun be adam ? '' diyesim geliyor benim.

Konyalı bir işadamı Aksaray Üniversitesi'ne  zekât 100 bin liralık bağışta  bulunuyor. O parayla rektöre makam aracı alınıyor. Sonrasında da  Aksaray AKP  İl Başkanı ve bir AKP milletvekili sayın rektörü ziyaret ediyorlar. Protesto etmek varken makamında ziyaret etmek neyin nesi anlamakta zorlanıyorum.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi gıda ürünlerini ortalama rakamın çok üstünde bir fiyatla almış. Örneğin, Antepfıstığını 110 lira yerine 200 liradan almış.

Suskunluk, aldırışsızlık, sorgulamamak.. Konuşma, yazma özgürlüğünün sınırsız olduğu ülkemizde insanımızın suskunluğu şaşırtıyor beni doğrusu.

Siyahın beyazı, güzelin çirkini misali ülkemde güzel şeyler de oluyor elbette. Hem de göğsümüzü kabartan... Dile öğretmen onlardan biri.

Biliyorsunuz, Samsun'un Çarşamba ilçesi Kumköy İlkokulu'nda görev yaparken Dilek Livaneli öğretmen, Uluslararası Gems Vakfı tarafından 2014 yılında Dünyanın en iyi 50 öğretmeni arasında gösterilmişti.

Dilek öğretmen 8- 10 Ocak  tarihleri arasında Brüksel'de Avrupa Parlamentosu'nda resmi konuşmacı olarak ağırlanacak. Çünkü Avrupa Parlamentosu'na davet edildi.

Bir anne, bakamayacağı için çocuğunu  Bursa'da bir AVM'ye bırakmış. Duyunca çok üzüldük. Kadın cinayetleri sinirlerimizi bozuyor ama enseyi karartmaya gerek  de yok.

Gördüğünüz gibi iyi şeyler de oluyor  ülkemizde. Kalın sağlıcakla...