Derin Uzayda Bilim


Uzay dediğimiz kavram, birçok bilinmezlikleri içerisinde bulunduruyor. Merak uyandıran bu bilinmezliğe olan ilgi ise kişinin bakış açısından geliyor. Bazı insanlar için uzay, yaşayan bir canlı formunun varlığının mümkün olup olmadığını araştırmakla geçiyor. Bazıları için ise içerisinde yaşadıkları bir dünya gibi.

Bu konu aslında bir köşe yazısına sığmayacak kadar derin ancak NASA’da Astrofizikçi olarak görev yapan Dr. Umut Yılmaz dün İzmir’de bizlerle buluşunca, bu konu hakkında yazmak istedim.

Şöyle bir düşünün, 1 proje için ömür harcadığınızı. Proje dediğime bakmayın, NASA’da buna “Misyon” diyorlar. Öncelik, merak etmekle başlıyor. Hayatımızın her anında karşılaştığımız o karşı konulamaz duygu, merak, uzayı keşfetmemizdeki en önemli başlangıç. Gezegenler, asteroidler, gaz bulutları ve son olarak fotoğrafı çekilen kara delik. Derin Uzay dediğimiz kavrak ise bizim güneş sistemimizin de uzağı. Hani basında hep okuruz, X gezegenine ayak basıldı. İşte o ayak basıldı denilen olay 5 saniye… Gitmek için 20 yılını harcayan bir bilim insanı, bunu sadece 5 saniye için yapıyor. Yanlış yapmak için çok uzun bir süre. Bunu da “7 Minutes of Terror” adlı videoda çok net görebiliyoruz.

Dediğim gibi konu çok uzun olduğundan birini seçmek zorundaydım. Benim için merak uyandıran ve beni heyecanlandıran nokta, asteroidler oldu. Daha tam olarak türleri keşfedilememiş bu cisimlerden biri, NASA’nın yeni inceleme konusu haline geldi. “İlk Metal Asteroid Misyonu Psyche” için harcanan zamanın ve emeğin sonucunu nihayet, 2023 yılında Mars ve Jüpiter arasında bulunan “Asteroid Kuşağı’na” gönderilecek bir uzay aracı ile öğrenmeye çalışacağız. 2030’lara kadar sürmesi beklenen araştırmada ise çapı 209 kilometre olan, demir ve nikelden oluşan bir parça incelenmeye alınacak. İncelenme sonucunda ise gezegenlerin nasıl oluştuğuna ve nasıl çekirdek, manto ve kabuklarına ayrıldığına dair fikir sahibi olunması beklenecek. “Lucy Misyonu” ise Truva Asteroidleri’ni keşfetmek için yola çıkacak. Dış gezegenleri oluşturan ve bilinen en eski metal parçacığı olduğu sanılan Truva’lar, bizim de köklerimizi anlamamıza ışık tutacağı düşünülüyor.

Tekrar belirtmek gerekirse, çok geniş bir konunun özeti ancak bu kadar olabiliyor. Merak ile başlayan bu yolculukların geleceğimiz için önemi, tahmin edebileceğimizin çok üzerinde. Üzerlerinden uçak gölgesi geçen ve gözleri, akılları ve düşünceleri bulutların üzerinde olan herkese, sevgilerle…