Kış aylarının gelmesiyle birlikte hava kirliliği alarm vermeye başladı. Araştırmalar kirli hava solumanın hem kronik hastalıklara neden olduğunu hem de Covid-19 etkilerinin daha ölümcül seyrettiğini gösteriyor.

Hava kirliliğinde yüksek olan illerin başında ise Manisa geliyor. Kent sanayi bölgesi olması ve aynı zamanda termik santral, maden ocakları ve jeotermal enerji santralların olması kentte hava kirliliğini arttırıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verilerine göre; Manisa hava kirliliğinin 7 buçuk kat fazla olduğu belirtilerek sağlıksız ve hassas değerlerinde olduğu belirtildi. Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü’nün hava kirliliği standartlarına göreyse 10 kat daha fazla olması dikkat çekti.

Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Tuğrul Şahbaz, hava kirliliğin kalp damar hastalıkları, kanser ve astım gibi hastalıkların artmasına neden olabileceğini belirterek, “Kent sanayi bölgesi. Aynı zamanda ilçelerde farklı faaliyetler gösteriyor. Bunlar hepsi dolaylı yoldan etki ediyor. Bu çalışma alanlarının denetlenmesi gerekiyor. Şehre girişinden başlayarak kontrol gereklidir yani. Bence en önemli sorunlar tedarik zincirinden başlıyor. Sonrasında işi bilen kişilerce yakılması önemli. Bağış kömürler oluyor bilirsiniz. Linyit çok iyi bir kömür türü değil fakat Soma’da o çıkıyor. Atık madde açısından da iyi değil. Bu noktalarda bir şeyler yapmamız lazım. Denetim şart ve iyi yakılması da gerek. Valilikler belli saatler yakılsın ve dışarı çıkılmasın gibi çeşitli uyarılar yapıyor. Bunlara uyulması gerek. Sonuçta yasalarımız ve yönetmeliklerimiz var fakat bunları uygulayacak olan bir irade lazım. Orada eksiğimiz var daha çok” diye konuştu.

Salihli Çevre Derneği Başkanı avukat Seçil Ege Değerli de, kentte acil denetimlerin yapılması gerektiğini belirtti. Değerli, “Hava kirliliği ilçede kirlilik ciddi boyutlara ulaştı. Bu nedenle ivedilikle yaklaşan kış ayları da göz önünde bulundurularak konunun üzerinde durulması ve çözüm üretilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Şunu da söylemiş olayım; Manisa bölgesi yoğun organize sanayi kuruluşlarının bulunduğu bir alan ve biz bunun sebepler arasında olabileceğini düşünerek denetimlerin bu yönde de sıkılaştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle sanayi kuruluşlarının filtreleme konusunda sıkı denetlenmesi gerektiğini söylemeliyim. Bir yandan jeotermal santrallara da değinmek lazım. Herhangi bir atığı olmadığı iddia edilmekle birlikte yeraltı sularının zehirlenmesi zaten kurumların kendi yazışmalarıyla apaçık ortada. Hava kirliliği açısından da etkisinin olduğunu yine bölgelerdeki değerlerden görüyoruz” dedi.