2022 yılı ESHOT bütçesinin görüşüldüğü toplantıda Meslek Fabrikası olarak bilinen binanın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından Adıgüzel Eğitim, Kültür, Araştırma, Yardımlaşma ve Sağlık Vakfı’na tahsisini öngören gündem
maddesine mecliste tartışmalara neden oldu.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Kasım ayı Olağan Meclis Toplantısı 7. Bileşimine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Adıgüzel Eğitim, Kültür, Araştırma, Yardımlaşma ve Sağlık Vakfı arasında imzalanmasını ve şu anda Meslek Fabrikası olarak kullanılan tarihi binanın vakfa tahsisini öngören gündem maddesine ilişkin yapılan tartışmalar damgasını vurdu.

Mecliste ‘tahsis’ tartışması-6-yenigün


“Öğrenci bulamadığında sıkıntı yaşayacağız”


Önergeye ilişkin söz alarak çekinceleri olduğunu dile getiren AK Partili Meclis Üyesi ve Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi Fikret Mısırlı, “Bu konu 3-4 hafta önce de meclis gündemine gelmişti. Bunun doğru bir uygulama olmadığı yönünde çekincelerimiz vardı. Bildiğim kadarıyla İYİ Parti Grup Başkanvekilimizin de içine sinmiyordu. Biz buraya yatırımcının gelmesi konusunda bir çekince koyacak durumda değiliz. Buraya bir yatırımcı geliyorsa biz belediyenin bu kadar kıymetli bir yerini bir yatırımcıya veriyorsak ve yarın öbür gün bizim planladığımız bölümleri açmazsa o zaman biz böyle bir özel üniversiteye para kazanması için yer vermiş oluyoruz, eğitim için olmuyor. Bence buraya özel okul statüsünü tercih edecek öğrenci bulamadığında da sıkıntı yaşayacağız” dedi.

Mecliste ‘tahsis’ tartışması-4-yenigünMecliste ‘tahsis’ tartışması-1yenigün


“Arsayı devretmek söz konusu değil”


Konuya ilişkin söz alan CHP’li meclis üyesi ve Hukuk Komisyonu Başkanı Ufuk Yörük, ise, “Bizim kurmak istediğimiz üniversitenin adı İzmir Tarım ve Teknoloji üniversitesi. Bir ziraat fakültesi değil. Şu an mecliste görüşülen bir ön protokol. Bunun amacı da bir iradeyle yola çıkmak. Bu da İstanbul’daki bir vakfın yüksek okul ile İzmir'e gelmesi ve YÖK'ün kabul edeceği tutar üzerinden üniversite kurması. Bu tutar, 100 milyon. Bu miktarlı bir parayla İzmir’e gelmesi ve İzmir’de üniversite kurması. Bunu yapmak için bizden bir yer istiyor. Bizim yaptığımız bir tahsis değil, kullanım. Arsayı devretmek gibi bir şey söz konusu değil. İzmir’in ve İBB’nin tarıma bakış açısını birebir karşılayan bir üniversitenin kurulmasıyla
İzmir’in kazanç elde edeceğini düşünüyoruz. Yapılan eleştiriler ve çekinceler doğrultusunda protokolde bazı değişiklikler yapıldı zaten. Bir üniversitenin kurulması, kurulacak üniversiteye bir yerin tahsis edilmesi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayına tabidir. Eğer bakanlık onaylamazsa zaten olmaz” diye konuştu.


“Vakfın yüksekokulunu kurtarmak için çaba harcıyorsunuz”


AK Parti Grup Başkanvekili Özgür Hızal ise, tahsisin yapılması durumunda belediyeye zimmet çıkması riski olduğunu söyleyerek, “Bunun çok özel ve önemli bir önerge olduğunu düşünüyorum. İBB bir üniversite kurmak istiyor, bir tarım vizyonu var kendilerince. Biz de sadece sözde kalan bir vizyon olduğunu söylüyoruz. Bu vizyona uygun bir üniversite kurmak istiyorsunuz. Vakfın adı Adıgüzel Vakfı. Yani bir aile vakfı. Bu vakfın tüm mütevelli heyeti aile mensuplarından oluşuyor. Gitmiş İstanbul’da bir yüksekokul kurmuş, üniversite kuramamış. Bir vakıf yüksekokul ya da üniversite kurarken amacı bilime ve eğitime hizmet etmektir. Bir diğer amacı da ticarettir. Kar etmesi gerekir. Aksi takdirde kurduğu eğitim
kurumunun ayakta kalması mümkün değildir. İstanbul'da kurduğu yüksek okul ticari ve akademik anlamda İstanbul'da son sıralarda yer alan bir eğitim kuruluşu haline gelmiş. Öğrenciler tarafından tercih edilmeyen bir okul akademik camiada da tercih edilmiyor. Yani ticari anlamda sıkıntılar yaşıyor.Bunu da İBB’nin en değerli binasını tahsis ederek yapıyorsunuz. Ön protokolle falan değil. Kurulmanın ön şartı yer. Biz de Meslek Fabrikası’nı veriyoruz. Maddi bedeli hiçbirimizce ölçülemeyecek bir binayı tahsis etmeyi taahhüt ediyoruz. O binanın hikayesini bilen var mı? İzmir’deki ilk şehidimiz Hasan Tahsin ve İzmir’in kurtuluşunda ilk asker şehidimizi verdiğimiz yerdir. Ben biliyorum ki birçok arkadaşımızın
vicdanı rahat değil. Benim vicdanım rahat çünkü itiraz ediyorum. Siz, bu vakfın bu yüksek okulunu kurtarmak için çaba gösteriyorsunuz” ifadelerini kullandı.


“Bunun talimatı nereden geldi?”

Özgür Hızal, İBB’nin meclis toplantılarını bir kültür merkezinde yaptığına dikkat çekerek, A.Adnan Saygun Kültür Merkezi iyiki de yapılmış. Çünkü 30 Ekim’den sonra meclis toplantısı yapacak alanımız yok. Belediye nerede hizmet veriyor? Fuar içerisindeki çatısı akan hollerde hizmet veriyor. 100 küsur yıllık İBB’den bahsediyoruz. Başkanlık makamı nerede? Başka bir tarihi binada. Orayı belediye binası olarak kullanın. Başkanlık makamı orası olsun. Sizden önceki belediye başkanı Sayın Kocaoğlu İzmir’de kurulmuş bir üniversite için fuar içerisinde bir yerin 3 yıllık tahsisini yaptıktan sonra adaylık döneminde
‘Vicdanen rahatsızım’ ifadelerini nereye koyuyorsunuz? İlk meclis toplantımızda da bu tahsisi kaldırdık. Eğer o yanlışsa bunun neresi doğru? Ortaklık kuracağız diyorsunuz ama ortada ortaklık falan yok. Kısacası kamuya ait bir alanın İBB tarafından bir aile vakfına tahsisi ediliyor. İhale yok! Neye göre, kime, neyin karşılığında veriyorsunuz? Bu İBB’nin bütün geleneklerine ve teamüllerine aykırı. Bunun sonunda zimmet çıkacak, yargıdan dönecek. Bu da işin hukuki boyutu. Bu inat nedir? Eğer derseniz ki biz İzmir tarımına katkıda bulunmak istiyoruz. Bunun için Alsancak’ın ortasından değil Ödemiş’ten, Bakırçay Havzası’ndan tahsisi yapalım. Öğrencilerimiz tarımı tarımın göbeğinde okusunlar. O zaman ben bunun talimatı nereden geldi diye sormak istiyorum. Bunun talimatı, İstanbul’da bilmediğimiz, batmış,
akademik camiada bir yere gelememiş bir aile vakfını kurtarmaktan başka bir şey değil” dedi.

Mecliste ‘tahsis’ tartışması-5-yenigün

“İBB çekincesi olan bir belediye değildir?


CHP Grup Sözcüsü Nilay Kökkılınç ise protokole ilişkin bilgi verdi ve “İBB’nin burada esas aldığı kanun 5393 sayılı kanun. Burada belediyenin eğitim kurumlarına yer tahsisi edebileceği belirtiliyor. Bu konuda İBB’nin açık bir yetkisi var. Bununla birlikte biz bir tahsisi yapmıyoruz, sadece bir ön protokol ama eğer tahsisi olsa da bunun da yolu açıktı. Bizim de burada yaptığımız şey bir vakıfla İzmir’e üniversite kazandırılması için bir iş birliğidir. Arkadaşlar zimmet çıkar diye adet edinmişler. İBB hiçbir şekilde bu konuda çekincesi olan bir belediye değildir. Geçtiğimiz mecliste önergeye ilişkin tereddütler giderildi. Biz vakfa, bir yeri ortak kullanıma açıyoruz. Bunun için de şart getiriyoruz. YÖK’ten ya da resmi makamlardan izin alamaz ise zaten gayrimenkulde kullanım hakkı olmayacak. Ayrıca biz yaptığımız protokol, ücretsiz danışmanlık talep ediyoruz. Bizim belediye kanununa göre meslek edindirme gibi bir görevimiz var. Burada yine meslek edindirme kurslarımıza ücretsiz devam edeceğiz. En önemlisi de milyonlarca liraya mal olan danışmanlık hizmetini üniversite hocalarından ücretsiz alacağız” dedi.
 

Kendisine yöneltilen sorulara ve iddialara yanıt veren Soyer, tahsis değil ortak kullanım olduğunu ifade ederek, İzmir’in dünyadaki tarım trendlerini yakalaması gerektiğini söyledi. Soyer, “Özgür Bey talimat nereden geldi dedi. Biz kiminle karıştırıyor bilmiyorum ama biz talimatla iş yapmayız. Biz vicdanımızın ve aklımızın sesini dinleriz. Biz tarım ve teknoloji üniversitesi kurulsun istiyoruz. Dünyada tarım başka bir yol almaya başladı. Bizim tarım fakültelerimizdeki müfredat tarımdaki bu muazzam değişimi yakalayamamış. Dünyanın birçok yerinde bambaşka bir tarım teknolojisi geliştiriliyor. Tarımda dünyanın gittiği yolda Türkiye’nin o treni yakalaması lazım. Biz İzmir’de bunun eksikliğini hissediyoruz. Nasıl ki tarım lisesini istedik aynı nedenlerle tarım üniversitesini de istiyoruz. Bu kurum YÖk’e tabi olacak. YÖK zaten böyle batmış bir kurumun üniversitesine izin vermez herhalde. Bu mekanın tarihsel özelliği... Biz orayı senelerdir meslek fabrikası olarak kullanıyorduk. O zaman Hasan Tahsin’in mezarı orada değil miydi? Yine eğitim için kullanacağız. İzmir’deki vakıfların hiçbirine kapımız kapalı değil. İzmir’deki vakıf üniversitelerinin hepsiyle istedikleri zaman birlikte üniversite kurmaya hazırız. Gelsinler her biriyle üniversite kurmak için elimizden ne geliyorsa yapalım. Biz İzmir’in tüm paydaşlarıyla ortaklığa hazırız. Biz vakıfla ortak bir üniversite kurmaktan bahsediyoruz. Zimmet çıkmasıyla ilgili şeyler söylendi, yargıdan dönecek dendi. Biz bunu kurmak istiyoruz çünkü İzmir’in buna ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. İzmir ve Türkiye tarımının yeni vizyonlara ihtiyacı var. Bu üniversite ayrıca yüksek lisans ve lisans sonrası eğitimin de ağırlıklı olacağı bir eğitim kurumu olacak. Ayrıca bu yapılan bir ön protokol. Bu da, YÖK’ün kabul edeceği şartlara bir protokol demek. Sonrasında oturup yeniden konuşacağız.Bizim şu an ihtiyacımız olan şey YÖK’ün böyle bir üniversite kurulmasına izin vermesi. Bu protokolün bizim için başka bir anlamı yok. Bizim bu protokolü fesih ya da bambaşka bir noktaya taşıma hakkımız var. Buradaki nokta şu: Siz İzmir’e bir tarım üniversitesi kurulmasını istiyor musunuz? Kimse merak etmesin herkesin vicdanı rahat” ifadelerini kullandı.

Mecliste ‘tahsis’ tartışması-2-yenigün


İYİ Parti ret oyu verdi


Yapılan tüm konuşmaların ardından oylamaya geçişmesiyle birlikte oylamanın isim isim yapılmaması konusu tartışma yarattı. AK Partili meclis üyesi Hüsnü Boztepe, önergenin isim isim oylanması ve kimlerin ‘Ret’ oyu kullandığının görülmesi gerektiğini söyledi. Başkan Soyer’in ise komisyon raporu üzerinden oylama yapmasıyla mecliste tansiyon bir kez daha yükseldi. Tartışmaların ardından Başkan Soyer, grup başkanvekillerine gruplarının kullandığı oyları sordu. İYİ Parti Grup Başkanvekili Kemal Sevinç ise önergeye ‘Ret’ oyu verdiklerini söyledi. Önerge; AK Parti, İYİ Parti ve MHP’nin ‘ret’ oylarına
karşılık CHP’nin kabul oylarıyla birlikte oy çokluğuyla kabul edildi.