Muzaffer İzgü, çocukluğunda (belki daha sonra) okuduğu ilk kitabı anımsayamayan yazarlara kızardı. “Nasıl olurdu da unuturdu insan okuduğu ilk kitabın adını!” Aslında kimilerinin bunu söylemek istemediğini düşünürdü. İzgü’nün, daha okulun ilk basamaklarındayken Adana Halkevi Kütüphanesi’nde okuduğu “Define Adası”nın onun ilk kitabı olduğunu bilmeyenimiz, bu anısını bir kez olsun dinlemeyenimiz yoktur.

Bugün severek okuyanlarımızın da kitaplara uzak düşmüşlerimizin de bu tutumlarının dayandığı bir anı, bir nokta vardır elbette.

***

Sözü ne zaman kitaplara düşürsem Azerbaycan gelir aklıma. Sovyetlerin dağılmasından kısa süre sonra Azerbaycanlılar ilkin kitaplarından vazgeçmişlerdi. Oysa her evde kitaplıkların olduğu bir ülkeydi Azerbaycan 1990’a kadar.

Bizim, geçen yüzyılın ikinci çeyreğinde yaşadığımız da benzer bir öyküyü barındırır. Halkevlerinin milyonla ifade edilen kitaplarının nasıl ortadan kaldırıldığını, dolayısıyla insanlarımızın nasıl kahvehanelerle sınırlı bir hayata tutsak edildiğini de hatırlamalıyız Hitler’in meydanlarda yaktığı kitaplar kadar.

Kitaptan korkanlardan uzak durmak yerine bizim de kitaplardan korkmayı seçmemizin bir açıklaması olmalı.

1980 öncesini bilenler anımsar; o yıllarda ev kurmaya niyetlendiğinizde mobilyacılar, öteki takımların yanında kitaplık da gösterirlerdi size. Artık kitaplıktan söz açan kalmadı. Oysa köy enstitüleriyle ışılayan 1940’larda Hasan Âli Yücel’in önderliğinde Türkçemize kazandırılan dünya klasikleri bugün de hayatı anlama ve kavrama koşumuzun yarenleridir/ yoldaşlarıdır.

Soframızda yeri aşımızla, suyumuzla bir olması gereken kitapların “suçlu” gösterip evlerden (yalnızca evlerden mi, dünyamızdan) uzaklaştırılmasıyla döşendi bugünkü işsiz, okulsuz, ekmeksiz, adaletten uzak günlerimizin taşları.

***

Kitabın ülkemizde yaşadığı bu kederli, hazin yolculuğa siz de çok sayıda anıyla, öyküyle katılabilirsiniz. Ve onlar da yazık ki benim anlattıklarıma benzer.

Bunca olumsuzluğa karşın umudun tükenmediğini, asla tükenmeyeceğini, “çocuğum kitap okumayı sevsin” diye çırpınan anababaların tutumu her gün yeniden fısıldıyor.

Peki ama nasıl?

Okullarda, kitap fuarlarında, çarşıda, sokakta sıklıkla karşılaştığımız bu soru yeni bir projenin doğmasına vesile oldu. Bu konuda sıklıkla yükselen anababa, öğretmen yakınmaları “Merhaba Ben Kitap” için de bir çıkış noktası olmuştu. “Hani Her Şey Oyundu”, “Âşık Oldum”, “Yol Boyunca Renkler” vb. gibi bu da yine bir Aytül Akal projesiydi. Çocuklar, gençler için yazanlar; kitaplarla buluşma, okumadan duramama anılarını yazacaklardı.

Projeyi duyar duymaz, ah dedim, “Çocuk okuru olmayan bir toplumun yetişkin okuru da olmaz!” diyen, çocuklar/ gençler için yüzü aşkın kitaba imza atan İzgü hayatta olsaydı!

Projeyi Çocuk ve Genlik Yayınları Derneği yürüttü. Aytül Akal, Doğan Gündüz, Esra Alkan, Fatih Erdoğan, Füsun Çetinel düzenleme kurulunda çaba gösterdiler. Yapıtın editörlüğünü Mavisel Yener ve Mehmet Atilla’yla üstlendik.

***

Çocukları kitapların şenlikli dünyasına davet etmenin ya da kitaplara çocukların dünyasında daha geniş, daha anlamlı, ömür boyu vazgeçilemeyecek yerler açmanın bin bir yolu vardı. Bunlardan belki de en etkilisi günümüz edebiyat insanlarının başlarından geçenleri içtenlikle yazmalarıydı. Bir yılı aşan bir zaman diliminde ortaya oylumlu bir çalışma çıktı. Altmış beş yazarın emeğini otuz çizer; renk, desen, leke ve çizgileriyle daha da varsıl kıldılar. Dahası konuyla ilgili “öneriler” de eklendi bu güzelim yapıta.

Basım aşamasında Tudem Yayınları el kaldırıp “Biz varız!” deyince salgının tam da ortasında, geçen yıl bu vakitler doğuverdi, ne zamandır unutulmuş Anadolu işi bir imecenin ürünü olan “Merhaba Ben Kitap”.

Bir yıl içinde ikinci baskısıyla buluştuğumuz bu hoş, keyifli toplamın; “okumayın,” “kitaplardan uzak durun”, “ya kafanız bozulur ya gözünüz” diyenlere inat; ülkemizin bugün oldukça varsıl, nitelikli çocuk-gençlik yazını ürünlerinin daha çok çocuğumuza, gencimize ulaşmasında yeni bir yol açıcı olması şu an için de en büyük dileğimizdir.

Böylece, Mustafa Ruhi Şirin’in deyişiyle, “çocuk ödevleri”ni başarıyla yapmayı sürdüren ya da tamamlamış edebiyat insanlarımıza, her sözün başında “çocuk okur” diyen İzgü’ye ve çocuklarımıza olan borcumuzun bir kısmını daha ödemiş oluruz.

Merhaba, ben kitap!” sesinin geldiği yöne döner misiniz?

.................................

Merhaba Ben Kitap, kolektif, anı, ÇGYD-Tudem Yayınları 2. baskı: Kasım 2021, İzmir