'Meşhurların pikap tamircisi' teknolojiye meydan okuyor

Bornova’da tavanlarına kadar antika radyo, gramofon, pikap dolu küçük atölyesinde haftanın her günü iş başında olan Üzeyir Gültekin’i bilenler ona “meşhurların pikap tamircisi” diyorlar

Güncel 28.06.2021 - 08:33 28.06.2021 - 08:33

Uygar ÖZEL / YENİGÜN - Üzeyir Gültekin, Bornova, 544 sokaktaki antika radyo, gramofon ve pikapların bulunduğu dükkanında enerjisi ve yürekleri ısıtan gülümsemesiyle yıllara ve teknolojiye meydan okuyor. Eski müzik çalarların hastası olanlar onu meşhurların pikap tamircisi olarak biliyor. Gültekin ile tarih kokan bir söyleşi gerçekleştirdik.

Üzeyir bey, pikap ve radyo tamirciliğine nasıl başladınız?
Başta benim bu işe başlamamın sebebi AGA marka bir radyodur. Radyo, o zamanlar Bornova’da aşağı yukarı beş aileden birinde var, o ailelerden biri de biziz. Ajans haberleri başladığı zaman tüm mahalle bizde toplanır ve haberleri dinlerdi. Annemler bir gün evde yokken radyonun arkasını açmamla radyonun sesi bozuldu. Kemeraltı’nda tamirciye götürdük. Tamirci hemen benim yaptığımı anladı. Eve dönerken yolda annem, “ben sizi okutmak için gece gündüz terzilik yapıyorum. Bu radyoyu 450 TL'ye aldım, sadece 400 TL tamir parası ödedim.” O gün benim hayatım yüzde doksandokuz değişti. Ortaokulda ise cirit hocam ile sonuç hakkında tartıştım ve okulu bıraktım. Radyo ile dolu zamanlar bundan sonra başladı.

Okulu bıraktığım için aileme mahcup olduğum için Çankaya’da radyo kurslarına gittim. Sonra yine Çankaya’da bir başka firma radyo imal ediyorlardı. Bir buçuk ay çalıştıktan sonra oranın ustası oldum… Sonrasında Bornova’da Topuzoğlu Han’da radyocu Cengiz adlı bir ustanın yanında işe girdim. O zaman radyo var, pikap var. Sonrasında da askerlik sebebi ile bir başka ustanın teklifi üzerine onun dükkanını devraldım. O gündür bugündür buralara geldik.’’

Sizin için meşhurların pikap tamircisi diyorlar, bunun gerçekliği nedir?
Bir gün akşam üstü dükkanın karşısında bir sarı taksi durdu. Taksiden inen adamın eline bir baktım, pikap. Dört tane de Emel Sayın plağı, dördü de sıfır… Kardeşim dedim bir plağı bana ver, ben pikabın tamirinden para almayacağım. Hayır, dedi… Bunlar Osman Yağmurdereli’nin, rahmetli, programında çalacak. Siz nereden geliyorsunuz, kimsiniz dedim, İstanbul’dan geliyorum, Emel Sayın’ın menajeriyim dedi… Uçaktan inmiş, öğrenmiş beni, atlamış gelmiş. O havaalanı taksisi pikap tamir edilene dek burada bekledi… Hala Istanbul’dan geliyor.’’

Hiç unutmadığınız mesleki bir hatıranız hangisidir?
Bir gün bir öğretmen geldi; biz fakir bir kasabanın öğretmeniyiz, bir kolejden bir şey istedik gücümüze gitti. Nedir dedim… Bu güneş, bu Dünya, bu Ay, birbiri etrafında dönecekler. 3 bin 500 TL imiş. Benim şuramdan aşağı bir şey indi, ağlayacağım ağlayamıyorum, bunu size vermediler mi dedim, vermediler. Çizdim, ettim, ben bunu yaparım dedim… Bitirdim, hocayı aradım, geldi, beğendi, ama dedim hocam ben bundan para istemiyorum, eğer biri sizin için derse biz bunu hocadan istedik vermedi, orada da talebe yetişecek, burada da talebe yetişecek, vatana hizmet edecek. Bunu ben yaptım ya, benim ayaklarım yere basmıyor.’’

Son olarak yeniden doğsaydınız, yine bu işi yapar mıydınız?
Bir daha doğsaydım aynı işi yapardım, yine doğsaydım yine bu işi yapardım. O yapmak var ya bir şeyi, senden başka yapan yok, o çok önemli. Para önemli değil burada. Adam bir sene olmuş bozuk müzik setini bırakalı. Daha bir sene daha bekleyeceksin diyorum, yeter ki diyor sen yap.

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@