02.10.2021, 07:00

Mete Gazoz’a ithaf edilen kitap

Merhaba sevgili kitap dostları,

Bu hafta çok vurucu iki kitap var değerlendirmemde. İlk kitabımız olan, Paoulo Choelho tarafından yazılmış Okçu’nun Yolu ile okçuluk sporunu hayatımıza uyarlayıp, okçuluk felsefesini ve okçuluk duruşunu k ve yay kullanmadan anlamaya çalışacağız. İkinci Kitabımız Yeşim Türköz tarafından yazılmış, “Büyü dükkanında iki Çınar” kitabı ile hayallerimizi, beklentilerimizi sorgulayıp, kendimizi daha yakından tanımaya çalışacağız.
 

OKÇU’NUN YOLU- PAULO COELHO

kitap-okcu1

Bu hafta en sevdiğim yazarlardan biri olan  Paulo Coelho'nun 21 Eylül’ de çıkan son kitabı Okçu’nun yolu var değerlendirmemde.

Ünlü yazarın olimpiyat madalyalı milli sporcumuz Mete Gazoz’ a ithaf ettiği, Mete Gazoz’ un bu ithafı kabul edip, sosyal medya aracılığı ile ünü yazara yanıt vererek bizlere hoş bir enstantane yaşatmasına vesile olan bu kitap hayat öğretileriyle dolu.
 

Özellikle zor ve teknik bir spor olan okçuluğun, aslında hayatın temel prensiplerini taşıdığını, okçu olmak için sadece iyi ok atmanın yeterli olmadığını, okçunun belirli düzeyde erdem sahibi olmasını gerektiğini, ya da ok atmaksınız bile bu erdeme sahipseniz aslında bir okçu olduğunuzu anlatan bu kitap okuduğum kişisel gelişim kitaplarının en güzeli.

Kitapta, diyarın en yetenekli okçusu Tetsuya’ nın hikayesi anlatılır. Bu mahir okçu uzun zamandır eline ok almadan marangozluk yaparak hayatını sürdürmektedir. Bir gün çok uzaklardan gelen bir okçu Tetsuya’ ya meydan okuyarak yeteneklerini kanıtlamak ister. Çevredeki hiç kimse Tetsuya’nın okçu olduğunu bilmediği için herkes buna çok şaşırır. Tetsuya kendisine meydan okuyan okçunun düellosunu kabul ederek, düellonun galibi çıkar. Okçuluk yeteneğiyle herkesi etkileyen Tetsuya, kendisine okçuluk sanatının hünerlerini öğretmesini isteyen köydeki bir delikanlıyı kıramaz ve ona işin püf noktalarını anlatmaya başlar.
 

Tetsuya’ ya göre yay, yaşamdır. Bütün enerji ondan gelir. Ok bir gün yola çıksa bile yanımızda kalacak olan yaydır; ona iyi bakmak gerekir.

Ok ise niyettir. Yayın kuvvetini hedefin merkeziyle buluşturan odur; yani niyetimizin temiz ve ölçülü olması gerekir.

Hedef amaçtır. Bizzat okçu tarafından seçilir. Hedefin sorumluluğu okçudadır. Hedef tutturulmazsa bahanelere sığınmamak gerekir. Sorumluluk bizzat okçunundur.

Yayı, oku ve hedefi anladıktan sonra atış tekniğini öğrenebilmek için duruşu öğrenmek gerekir. Duruşu sağlayabilmek için sükûnet ve zarafete sahip olmak gerekir. Sükünet insanın yüreğinden gelir ve bir okçu muhakkak sükunetini sağlaması gerekir. Zarafet ise yaşama şeref katmak için gereklidir. Bazen duruş zor olsa bile zarafeti elden bırakmamak gerekir.
 

Usta yazarın sade kalemi, akıcı anlatımı ve öğretilerle dolu içeri ile bir kez daha gönülleri fetih ettiği, okçulukla hayatı kesiştirdiği, elimize ok ve yay almadan bizi mahir bir okçu yapacak son kitabı Okçu’ nun yolu kitap sever herkese tavsiyemdir.

BÜYÜ DÜKKANINDA İKİ ÇINAR-YEŞİM TÜRKÖZ

kitap-buyu-2

Sizlere bir soru sorarak başlamak istiyorum değerlendirmeme. Sizce, hayattan en çok istediğiniz şey, hayattan alabileceğiniz en iyi şey midir? Lütfen bu sorunun cevabını bir yere not edin Çünkü tavsiyem üzerine bu kitabı okursanız, okuduktan sonra cevabınızın değiştiğine tanık olabilirsiniz. Ama bu değişim sizi şaşırtmasın, çünkü burası büyü dükkanı ve burada içsel değişimler ve dönüşümler çok normal.

Benim de kendime bu soruyu sorup isteklerimi irdelememe psikoterapist ve yazar Yeşim Türköz’e ait “Büyü Dükkanında İki Çınar” kitabı vesile oldu. Yakın bir arkadaşım tarafından doğum günü hediyesi olarak bana armağan edilen bu kitap, okuduktan sonra tüm doğum günü dileklerimin değişmesi neden oldu. Hayatın işaretlerini yakalama konusunda çok dikkatli olmayan beni bile, hayatın dilini anlamaya sevk eden bu kitap, yeri geldi hüzünlendirdi, yeri geldi gülümsetti ama en iyi yanı bolca düşündürdü.
 

Hayatın zorluğu hakkında hepimizin hem fikir olduğunu düşünüyorum. Olanaklarımızın ne olduğu fark etmeksizin hepimize büyük ya da küçük yüklenmiş sorumluluklar, bizlerden çeşitli beklentiler mevcut. Çocukluk döneminde anne-babamızın beklentileri, okul hayatında öğretmenlerimizin, iş hayatında patron veya müdürlerimizin beklentileri, evlendiğimizde eşimizin, ebeveyn olduğumuzda ise çocuklarımızın beklentileri… Bu beklentileri daha da uzatabiliriz. Peki, bu kadar kendimiz dışında beklentiyle yoğrulmuş benliğimizde isteklerimizin kaçı gerçekten bizim isteğimizdir?

Siz de hayattan en çok istediğiniz şeyin, hayattan alabileceğiniz en iyi şey olup olmadığı konusunda tereddüt ediyorsanız, sizi büyü dükkanına davet ederim. Büyü dükkanı mucize alışverişlerin yapıldığı, çetin pazarlıklarla hayatta en çok istediğiniz şeye sahip olmanızı sağlayacak mucize bir dükkan. Fakat büyü bile olsa istenilen şeye kavuşmak için bir bedel ödemek gerekli. Bu bedel hemen sizi korutmasın, çünkü bu dükkânda müşteri her zaman haklı ve kazançlı. Zaten büyü dükkanında asıl amaç bedel ödemek yada ödetmekten farklı bir boyutta. Burada amaç isteklerimizin ihtiyaçlarımızın ne kadarını karşıladığı, bizi gerçekten mutlu edip etmeyeceği ya da çevre bakısı, toplum yönlendirmesinden ziyade gerçekten kendi isteğimiz olup, olmaması. Tamamen kendi iç dünyamızın sesine, isteklerimize kulak verebilmek.

Okuduktan sonra kendi iç sesinize daha çok kulak vereceğinizi hayallerini sorgulayacağınız. Kurgusu güzel, dili sade ve anlatımı akıcı Yeşim Türköz’e ait Büyü Dükkanı ve devam kitabı olan Büyü Dükkanında İki Çınar kitabi kendini daha iyi tanımak isteyen herkese naçizane tavsiyemdir.


 

Yorumlar