12.07.2017, 07:50

Midilli ve Samos

Adanın batı bölgesinde geleneksel mimarisi çok iyi korunmuş. Vatusa ve 300 metre yükseklikte ormanlık bir tepeye yerleşik Andisa köylerini mutlaka görün. Gavatas liman bölgesi. Ordimnos Dağı’nın zirvesinde İpsilu Manastırı bilmem ilginizi çeker mi?

Lesvos’un en batı ucunda küçük kalesi ile balıkçı köyü Sigri–Eresos–Andisa üçgeninde koruma altına alınan, doğa harikası Fosilleşmiş Orman, Eresos köyü, Skala Eresos’un sonsuz kumsalında dinlenebilirsiniz…

Kuzeye doğru çıkarken 114 basamaklı Panaya Glikofilusa kilisesi için tercih sizin… Petra ve Anakso sahilleri uzun kumsalları, sayfiye beldesi Molivos, antik Mithimna, Molivos sahilinde eskinin zeytinyağı fabrikası, köy merkezinde yazar Argiris Eftaliotis’in evi, şifalı su kaynakları ve cazip sahili ile Eftalu görmeniz gereken yerler. Lepetemnos tepesine oyulmuş muhteşem manzaralı Vafios köyü de açık denizde gün batımını seyretmek ayrı bir keyif. Ünlü yazar Stratis Mirivilis‘in evinin de bulunduğu Skamnia köyü ve Skala Skamnia sahili, Panaya Gorgona kilisesi, Lafiona, Skoutaro, Stipsi ve Çonya (Tsonia) limanı es geçilmemeli.

Güney Lesvos’ta tarihi Plomari şehri, Plomari yolunda Trigona ve Plagia, billur suları ile muhteşem Ayo İsidoro sahilini not alın. Plomari girişinde eski Ege’nin en iyi tersanelerinden biri olan “tersanades” bölgesi bulunmakta. Amfitiyatro tarzında inşa edilmiş dar yolları geleneksel mimarisi ile turizm alanında büyük gelişme göstermiş. “Lesvos‘un İsviçresi” benzetmesinin yapıldığı Megalohori köyü bir başka güzellikte. Harika kumsalı ile Melinda Sahilinin bağlı olduğu Paleohori köyü. Aynı sahil şeridinde 8 km’lik altın rengi kumsalı ile dillere destan Vatera uzanıyor… Güney Lesvos bölgesinde Dipi, Kato, Tritos, Skunta, Keremia, Ayasos köyü bulunur. Bu köy dar Arnavut kaldırımları, renkli panjur ve kapıların süslediği balkonlu taş evleri ile çam çınar ve kestane ağaçlarıyla kaplı bir ormanda gizlenmiştir. Yera körfezini çevreleyen Papado, Skopelo, Mesagro, Paleokipo, Plakado ve bölgenin sayfiye yeri Perama görülmeye değer.

SAMOS

Samos’a, hep Kuşadası’ndan gitmek istemiştim. Nasip Seferihisar Sığacik Limanı’ndanmış…

TAV Uluslararası İzmir Hava Limanı’nın İşletme Müdürü Tayfun Sezer’in, “Samosstar ve Seferihisar-Karlovasi arasındaki gemiyi işleten TURSEM’in sahibi Seda Yıldırım benim KKTC’den arkadaşım, seni yollayayım, ekonomik turlar yapıyor” dediğinde, Seda-Sena kardeşlerle tanışma fırsatını buldum… Seferihisar (Sığacık)-Samos (Karlovasi) seferlerini başlatan ve devam ettiren Seda Hanım’ın önerisiyle gerçekten 3 gece-4 gün (konaklama-sabah kahvaltısı-feribot gidiş dönüş bileti) 69 euro olunca, “bu fırsat kaçmaz” diyerek hemen rezervasyonu yaptırdım.

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte 3 aile, 2 araçla Sığacık Limanına geldiğimizde hiç kimseyi görememenin telaşını yaşadık. Bizden önce kapıya varan arkadaşımız, “buradan alıyorlarmış” dedi demesine de ortalıkta hiç kimsecikler yoktu. Uzun bir zaman sonra uzakta gördüğümüz güvenlik görevlisine seslendik. Görevlilerin gelmediğini, geleceklerini söyledi. Oysaki bize söylenen saatte oradaydık. Beklemenin ardından kapı açıldı ve içeriye girdik. Gümrük kapısının yeni olduğu her haliyle belli. Ancak güvenlik sıkı. Sakın belgeniz eksik olmasın…

TURSEM yetkilileri geldiğinde giriş için kuyruk ve pasaport kontrolünün ardından Turyol ile 2 saat 15 dakikalık güzergah sonrası Karlovasi’ye vardık.

Güler yüzlü Yunan Polisleri hiçbir sorun çıkarmadan pasaport kontrolünü yaptı ve adaya ayak bastık. Yine TURSEM patronlarından Sena Yıldırım bize kiralık araç konusunda yardımcı oldu. İyi ki, Seda Hanım’ı dinleyip İzmir’den araç için rezervasyonu yaptırmışız. Tur gibi o da ekonomik oldu. İzmir’den rezervasyon yaptırdığımız araçlarımızı teslim aldık ve otelin yolunu tuttuk.

Karlovasi, Seferihisar seferleriyle adını son iki yılda duyuran adanın 2. büyük, modern bir yerleşim alanı. Küçük ancak sevimli bir çarşısı var. Ortadaki meydan ve etrafındaki kafe ile tavernaları gündüz boş ama gece dolu. Zamanında dericiliğiyle ünlüymüş… Karlovasi yoğun ticaret merkezi. Ege Üniversitesi'nin (Bizim Ege Üniversitesi ile hiç bir bağlantısı yok. İsimleri aynı) üç bölümü bulunmakta. Bunlar, Matematik Bölümü, Bilgi ve iletişim sistemleri mühendisliği, İstatistik bölümü ve Actuarial Science.

Dindar bir kent. Adanın dini tarihinin bir parçası olan kilise (kutsal anne ve Saint Nicholas, Mesih) var. Ayrıca yakın bir mağarada inşa edilen Saint Antonios Şapel’inin yanı sıra, Saint John Paleo Karlovassi sakinleri tarafından ibadet teolog Manastırı dikkat çekiyor. Prophitis Elias (peygamber Elias) Manastırı, 200 m. yükseklikte yer alan güneybatısındaki yaklaşık 3 km. mesafededir. Burasının rahipler tarafından (Neophilos ve Gregorios) 1739 yılında inşa edildiğini anlattılar.

Samos adasının hegemonya döneminden beri başkenti olan Vathy (Samos) şehri, Vathy Körfezi etrafında amfitiyatral olarak kurulmuş. Yaklaşık nüfusu 10.000 olan başkentin belediye binası Samosluların eski meclisinin restore edilmiş binasında bulunmaktadır. Belediye binasının bir yanını meşhur Arkeoloji Müzesi, diğer yanını ise görkemli Agios Spyridon Kilisesi süslemektedir. Pithagora Meydanı ve Samosluların yiğitliğini sembolize eden Aslan Heykeli şehri gezerken muhakkak ziyaret edilmesi gereken en önemli yer.

Samos’u dolaşırken, aniden çıkan yağmur bizim daha fazla gezme şansımızı elimizden aldı.

Ada’da en beğendiğim yer kesinlikle başkente 10 km. uzaklıkta iki küçük koy arasında yer alan Kokari oldu. Burada tek üzüldüğüm, çiçeklerin üzerindeki Türkçe “Lütfen çiçekleri koparmayınız” yazısıydı… Türkçe menü hazırlamayanlar, özel olarak bu yazı için tabela yaptırmış… Utandık ve üzüldük elbette…

Samos adasının en güzel köylerinden birisi olan Kokari, zaman içerisinde, Pitoresk bir balıkçı köyünden, enfes plajları olan ve turistler açısından çok talep gören bir bölgeye dönüşmüş. Bitki örtüsünün çok sık yer aldığı bu beldede sahiller sonsuz, deniz tertemiz, barlar ve tavernalar her zaman canlı ve insana inanın neşe veriyor. Bir daha gider misin derseniz, kesinlikle Kokari derim…

Köyü çevreleyen yemyeşil yamaçlarda, çam ormanları ve üzüm bağları arasında şahane yürüyüş patikaları bulunduğunu söyleyen Yunanlı arkadaşımız “Samos orkidesi”nin yetiştiği bölgenin de burası olduğunu söyledi.

Keyifli bir öğle yemeğinin ardından sahilde gezmek bize “İyi ki buraya gelmişiz” dedirtti…

Adanın dört bir yanını gezmemiz şart mı diyorum ama, 4 gün süremiz buna yetecek gibi görünüyor.

Şimdi adanın güney kesiminde, Samos antik kentinin harabeleri üzerine inşa edilmiş olan bir zamanların fakir balıkçı köyü, günümüzde ise kozmopolit sayfiye yerindeyiz... Burası Pythagorio… Marinanın yanındaki Pisagor Heykeli’ne uğramayana rastlayamazsınız. Samos’a gelip de burada fotoğraf çekilmeyen yok gibi… Bizi soracak olursanız, hatıra olsun dedik!..

Önemli arkeolojik bulguları sayesinde UNESCO tarafından “Dünya Kültürel Miras Eseri” olarak nitelendirilmiş. Liman ve yanındaki marina küçük büyük birçok tekneyi barındırırken buraya ayrı bir hava da vermiş. Marina etrafında konumlanmış restoranlar ve kafeler mevcut.

Otel, şehir merkezinde ve gerçekten tertemizdi. Temizlik, kahvaltı, havuz başındaki nezaket ve özellikle de dönüş günü eşlerimize verdikleri hediye paketi de bizleri mahcup etti dersem abartmamış olurum. Hiç beklemiyorduk… O kadar Yunan adası dolaştım, çeşitli otellerde kaldım. İlk kez Aegeon Otelde böyle bir jestle karşılaşınca mutlu olduk. Bir daha gidersek, tercihimiz yine Aegeon Otel olacak. Bu kesin… Böyle tur için de her ne kadar “bu promosyonun da indirimi mi olur” demesine rağmen Seda Yıldırım’a teşekkür etmemiz de gerekti… (Yarın: Rodos)

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@