23.05.2014, 21:00

Modern kölelik değişmeli...

Türkiye’nin en büyük maden facialarından birine sahne olan Soma’da sular durulsa da durulmasa da, hissedilen acı hiç bitmeyecek...¶

“Madende o an yaşam odası yoktu” diyenler ile “Bu kaza üç ay dört ay sonra olmuş olsaydı, bu insanlar kurtulacaktı yaşam odası olduğu için” diyenler...

İhmal içinde ihmale sebebiyet verenler...

Bir kaç dakika içinde gerçekleşen, ortalığı dolduran gazın yeraltında hapsettiği 787 kişinin (kurtulanı ile kurtulmayanı ile) vebalini taşıyacaklar...

*

Özelleştirmeye karşı olalım, olmayalım; ‘Kömür işletmeleri devlet elindeyken daha iyiydi’ diyen, aletlerin yenilenmemesinden yakınan, işçilerimize destek veren DİSK'e bağlı Dev-Maden Sen,: "Bu sahalar TKİ'nin elindeyken ölüm yoktu. Ne zamanki özel sektöre geçti, ölümler başladı” diyerek bize bir gerçeğin kapısını aralamış oldu.

Zaten bilinen bir gerçeğin kapısı…

Taşeronlaşma sisteminin...

*

İş hukukunda Alt-İşverenlik kavramıyla ifade edilen ancak şimdilerde hukuki alt yapısı “yeniden düzenlenerek” güzel gösterilmeye çalışılan bu istemin en önemli özelliği, çalışanlarını köle gibi kullanmasıdır...

Çalışma hayatımıza giderek yerleştirilen bu sistem, son zamanlarda yapısı yenilenerek bize sempatik gösterilmeye çalışılıyor... Ancak bu sistemin korku ve baskıcı olduğu ‘Soma faciası’nda bir kez daha gözler önüne serildi...

*

Bu ‘sistem’de, insanlar kaçak olarak çalışabiliyor...

Düşük ücretlerle, iş güvenliği yok sayılarak çalıştırılabiliyor...

Müfettişler eksiklikleri görmezden gelebiliyor...

Maliyet düşürmek için güvenlik tedbirleri geri plana atılabiliyor...

Kuralsız güvencesiz çalışma egemen olabiliyor...

“İşsizlik korkusu” baskısı var...

Sindirilmişlik var...

Çalışma saatleri sürekli yukarı çekilerek sürenin uzatılması sebebiyle psikolojik yıkım var...

Kısaca modern kölelik ortaya çıkıyor...

Amaç üretim...

Daha çok üretim...

Daha az paraya daha çok çalışım...

Hayat boyu duygusal taciz...

*

Bu sistem çalışma yaşamında adaletsiz ve düzenbaz bir sistem yaratmakta ne yazık ki...

Çalışma hakkı ise işverenin elinde oyuncak...

Ülkemizde çalışma sistemi yeniden düzenlenmelidir...

Hak kayıplarının da önüne geçilmeli ve sistem değişmeli...

Neden mi?

Çünkü bu sistem işçilerimiz için kazanılmış hak kayıpları demek...

Güvencesiz ve ucuza çalışma demek...

Hukuksuzluk ve adaletsizlik demek...

Kar hırsı için insanın haklarının hiçe sayılması demek...

Taşeron işçilerinin büyük çoğunluğu asgari ücretle yaşamak zorunda. Kazanılmış haklar kolayca yok edilebilir...

Zamanında yıllık izin vb. hakkın gitmesine yol açan 6 ayda bir giriş çıkış yapan şirketleri de bilmekteyiz...

 

*

Kısaca, her şey ucuz...

Hammadde ucuz...

İşçilik maliyeti, düşük emek maliyeti ucuz...

Üretim aşamaları ucuz...

Depolama ucuz…

Dolaşım sorunları ucuz...

Montaj ucuz...

Yedek işgücü ucuz...

Bu nedenle taşeron sistemi giderek daha fazla ilgi görmekte.

Ancak maliyetin ucuz olmasının yanı sıra, insan yaşamı ise en ucuz olanı...

 

Dip notlar;

 

“Esnek üretim” denilen taşeron sistemi nerelerde var?

Ülkemizde özellikle temizlik, yemek üretimi, işçi-ulaştırma servisi, güvenlik hizmetleri gibi ağırlıkla hizmet sektöründe yaygınlaştı...

Kamu işletmelerine bir bakalım...

Temizlik işleri...

Yemek işleri...

Taşımacılık...

Özel güvenlik hizmetleri...

Eğitim ve sağlık hizmetleri hep taşerondur...

Dikkati çeken önemli nokta, taşeron sisteminin üretim ilişkilerinde giderek en fazla tercih edilen bir tarz olarak karşımıza çıkması...

 

Engelliler unutulmasın... ‘Engelleri aşmak’...

Engellilerin evlerinde yaşamdan uzak kalmayıp hayatın içinde mutlu birey olarak yaşamalarını amaçlamalıyız...

Hem devlet, hem toplum hem de birey olarak...

“Engelli” çocuklarımızın yapamadıklarına değil, yapabileceklerine odaklanmalı, inanmalı ve onların başarılarına kucak açmalıyız...

Coşkularını hissetmeli...

Onların mutluluğunu görebilmeliyiz...

Bir yerlerden başlamalı ruhlarının derinliklerinde yatan sevgiyi ortaya çıkarabilmeliyiz...

Engelsiz hayat diyerek yola çıkıyoruz evet...

Ancak engellilerin ve yakınlarının hayatının aslında engelsiz olabileceğini kafamıza kazıyabilmeliyiz...

Engelleri el ele birlikte aşabilmeliyiz...

Bu umutlu Türkiye demek...

Mutlu kalın...

 

Fıkra;
Bir gün çok ünlü bir ressamımızın yolu, önemsiz bir hastalık nedeni ile Karadenizli doktorumuz Temelin muayenehanesine düşmüş.

Dr. Temel para almamış, küçük bir resmi tercih edeceğini söylemiş.

Ressam bir süre sonra koca bir tablo ile gelince:
-"Uyy, pu çok değerli, kapul edemem."
Ancak ressam alması için ısrar edince:
-"Peçi öyleyse, size bi fituk ameliyati borcum olsun."

 

Günün sözü;

Harekete geçerken ilkel, plan yaparken stratejik olun. (Rene Char)

 

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@