23.04.2021, 04:00

Mübarek Ramazan ayı, mübarek cuma günü ve 23 Nisan Egemenlik Bayramı

Bu gün bu mübarek Ramazan ayının 2'nci cumasını yaşıyoruz. Bu durum bizler için büyük bir nimettir. Çünkü üç güzelliği ve mübarekliği bir anda yaşıyoruz. Bir ramazan ayı içindeyiz. Günlerden Müslüman’ın bayramı olan Cuma'yı, Milli Bayramlarımızdan da 23 Nisan bayram gününü yaşıyoruz. Atatürk’ün çocuklarımıza armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramını kutluyoruz. Belki korana nedeniyle eskisi kadar kutlayamıyoruz ama yine de kutlamamızı sürdürüyoruz.

Padişahlık dönemlerinde egemenlik sadece padişah da oluyordu. Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte

artık egemenlik millete geçmiştir. Kuralları koyan, yasaları çıkaran, idare şeklini belirleyen Milletin kendisidir. Devleti idare edecek kişiler de hükümetler de seçimle iş başına gelmektedirler.

Bugün çocuklarımızın olan bu bayramı da kutluyoruz. Ve onun güzelliğini de milletçe yaşıyoruz. Kutladığımız bu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve çocuk Bayramımızın evlatlarımıza, ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini diliyoruz. Ve diyoruz ki Allah (cc) Müslüman Türk Milletine bu bayramları ebediyen kutlamayı nasip etsin!

 

BAYRAMLARIMIZI KUTLAYALIM

Bize düşen, kanla yoğrularak kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ne ve cumhuriyet idare şekline sahip çıkmak ve bu vatanın kalkınmasını sağlamaktır.Ve tabi ki, şehitlerimize, gazilerimize ve atalarımıza layık olmaya çalışmaktır.

Bu toprakların vatan yapılması kolay olmamıştır. Kadınlarımız, kızlarımız, kucağında küçücük bebekleriyle cephelere mermi taşıdığını hepimiz biliyoruz. Kocası cephede şehit düşen analarımız bacılarımız, kağnılarla yollara düştüler. Ölesiye bir mücadelenin içine girdiler. Bunlar hiç unutulur mu? Bu kurtuluş mücadelesi asla unutulmamalı.Ve onların bıraktığı bu vatan toprağına sahip çıkılmalıdır. Ve de aynı zamanda onlara layık olmaya çalışılmalıdır.

Bize düşenin şehitlerimize, gazilerimize vatanı kurtarmak için canını vermekten kaçınmayan kahraman askerlerimize, atalarımıza, o dönemin, evlatlarını cepheye, severek gönderen vatandaşlarımıza layık olmak olduğunu söyledik. Şehitlerimize gazilerimize nasıl layık olacağız,önce onun üzerinde duralım.

 

BU VATANA BİRLİKTE KURDUK

Bu toprakların vatan toprağı yapılması öyle pek kolay almamıştır. Binlerce, on binlerce şehit verilmiş, yüz binlerce gazimiz olmuştur. Bir toprak şehit kanı ile sulanmadan vatan olmaz. Bu topraklar o özellikleri taşıyor. Bu vatan nasıl kurtulmuş, bu kurtuluşun özünde olan üstün anlayış nedir? Bugün onu anlatmak istiyorum.

İşgal sırasında köylülerimiz, köylerine düşmanı almamıştır. Efe grupları halinde dağlara çıkmıştır. Okul çağındaki çocuklar cephelere sevk edilmiş. Şairler ve yazarlar, yazıları ve şiirleri ile birlik ve beraberliğe destek vermiştir. İşte Mehmet Akif. İşte Namık Kemal. Sayabildiğiniz kadar sayın. Erkekler cepheye koşmuşlar. Kadınlarımız kağnılarla silah ve cephane taşımışlardır. Dağdaki çobanlarımız casusluk yapmışlar. Evdeki ninelerimiz ördükleri çorapları cepheye yetiştirmişlerdir. Bütün Türkiye ayağa kalkmış. Kısacası herkes birlik ve beraberlik içinde bir bütün olmuş. İşi çözen bu birlik ve beraberliktir. Bugün bunun üzerinde durmak istiyorum.

Birlik, beraberlik içinde yek vücut olma olayını hiçbir zaman unutmamak gerekir. Atatürk diyor ki, “Birlik ve beraberlik, ölümden başka her şeyi yener." Ne güzel söz değil mi? Yeter ki birlik ve beraberliğinizi bozmayın ölümden başka her şeyi çözersiniz diyor.Ve çözeriz de.

 

NASIL SAHİP ÇIKACAĞIZ?

Şimdi biraz evvelki sorunun cevabına gelelim. Şehitlerimize, gazilerimize nasıl layık olacağımızı sormuştuk. Bu, bellidir. Bunun birinci şartı, milli konularda millet olarak birlik ve beraberlik içinde olmaktır. Biz ulus olarak buna mecburuz. Birliğimizi korumak zorundayız. Sebebine gelince, değerli okurlarım, bu vatan bizim. Ve biz burada yaşamak zorundayız. Bizim başka bir vatanımız yoktur. Türk Ulusu'nun şerefli vatandaşları olarak önce birliğimizi, beraberliğimiz bozmadan, kardeşçe yaşayacak şartları oluşturmamız lazımdır. Birbirimize düştük, bir daha bir araya gelemeyecek şekilde bölündük parçalandık. Bu iyi bir şey değildir. Böyle bir hale düşen milletin sonunun ne olacağı konusunda Kuran bizleri uyarıyor. Enfal Suresi 46. Ayeti'nde Allah (cc), “Birbirinize düşer, birliği bozarsanız sonra gücünüz ve devletiniz elden gider”(Enfal-46)

 

DEVLETİMİZİ KAYBEDERSEK

Değerli izleyicilerim, bizler bu topraklarda rahat ve huzur içinde yaşadığımız için pek çok şeyin farkında değiliz. Siz sanıyor musunuz ki, Allah korusun vatan elden gidince bu kadar rahat yaşayabileceğiz? Yaşatmazlar kardeşim. Vallahi yaşatmazlar, billahi yaşatmazlar. Hani Çeçenler yaşayabiliyor mu? Hani Çin’deki Uygur Türkleri yaşayabiliyor mu, burnumuzun dibindeki Yunanistan’a bırakılan Trakya Türkleri rahat yaşayabiliyor mu? Bu bakımdan iyi düşünmemiz ve aklımızı başımıza almamız şarttır.

Onun için diyorum ki Türk Ulusu olarak birlik ve beraberlik içinde olmak zorundayız. Bu bir mecburiyettir. Allah (cc) de böyle olmamızı istiyor.

Eğer birlik ve beraberlik içinde olursak Allah’ın da yardımı ve desteği yanımızda olacak ve Allah sevgisi de kazanılacaktır. Saf Suresi 4. Ayeti bize bunu bildiriyor. Bu Ayette Allah (cc), “Şüphesiz Allah, kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak bir araya gelir ve birliği sağlarsanız, Allah’ın da sevgisini kazanır, yardım ve desteğini alırsınız.” buyurarak bunu bildiriyor.

Onun için bugünkü yazımızda iki konu üzerinde duracağız. İlk olarak, birlik ve beraberliğimizi bozmadan yaşamak zorunda olduğumuz Kuran’a dayanarak anlatmaya çalışacağız. İkinci olarak da eğer yazımız çok uzamazsa, Allah Teâla’nın Müslüman Türk Milleti'ne tarih boyunca yaptığı yardım ve desteği ayet ve hadislere dayanarak anlatmaya çalışacağız. Bunu da asla unutmamamız gerekiyor.

 

BİRLİK VE BERABERLİK

Önce birlik ve beraberlikten anladığımız nedir, onu görelim. Toplumu oluşturan insanların bir daha bir araya gelemeyecek kadar kesin çizgilerle ayrışmadan,birbirine karşı anlayışlı ve karşılıklı iş birliği içinde bir arada yaşayabilmeleri halidir. Şuanda ülkemizde Türk Vatandaşları olarak birlik ve beraberlik içinde miyiz diye toplumumuza baktığımızda her ne kadar bölüp parçalamak isteyenler olsa da, milli menfaatler söz konusu olduğu zaman, insanlarımızın sağ duyu ile hareket ettiklerini görüyoruz. Bir Azerbaycan olayı bile bütün halkımızı birleştirmeye yetmiştir.

Milletimizin bu yönü Allah’a şükür sağlam görünüyor. Halkın birlik ve beraberliği önemlidir. İnsanı da toplumu da güçlendirecek olan beraberce hareket etmektir. Halk arasında bir söz vardır. Bir elin nesi var, iki elin sesi var diye. Bu söz birlik, beraberliğin sağlayacağı fayda için söylenen bir sözdür. Allah Teâla da böyle istiyor. Saf Suresi 4. Ayeti'nde Şüphesiz Allah, kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak bir araya gelirseniz, Allah’ın sevgisini kazanırsınız.” buyurmasının sebebi de budur.

Enfal Suresi 46. Ayeti'nde de “Allah’a ve O’nun Resulüne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin. Sonra korku ile zaafa düşersiniz de kuvvetiniz, devletiniz gider.” (Enfal-46) Müslümanların birbiri ile gereksiz şekilde çekişmemesi isteniyor.

 

BİRLİĞİ BOZMAK İSTEYENLER VAR MI?

Var mı değil, kesin vardır. Ve halen ülkemizde bu oluyor ve olmaya da devam ediyor. Dış dürtüler bu birlik ve beraberliğimizi bozabilmek için ellerinden geleni yaptıklarından hiç kimsenin şüphesi olmasın. Onun için her yazılıp çizilene, her konuşmaya inanmamak lazımdır. O bakımdan içte ve dışta bu tür mihrakların oyununa,gelmemeliyiz.

Türk'ün Türk’ten başka dostu yoktur derler. Bu doğrudur. Dünyada gördüğümüz olaylar bunu doğrulamaktadır. O bakımdan milletimizin birliğini bozmak isteyenlerin olabileceğinden hiç kimsenin kuşkusunun olmaması gerekir. Hatta birliği, beraberliği bozulmak istenen ülkelerde, paralı asker tutarmış gibi ülke birliğini bozacak, usturuplu bir şekilde yazılar yazan yazarlar, yine aynı düşünce ile şiirler oluşturan şairler, para ile tutulan belirli gruplar bile oluşturulur. Akla hayale gelmeyen kişiler bu işlerin içinde olabilir. Bunlar konuşmaları ile yazıları ile öyle kanımıza girerler ki paralı bozguncu olduğunu anlayamayız bile. Kendimizi bu tür propagandistlerin etkisinde bırakmamalıyız. Onun için o tür yazılara, eylemlere dikkatli yaklaşmak gerekir.

Türkiye’nin dışında bu şekilde ülkenin başına böylesine terörist gurupların musallat edildiği, bu derece musallat edildiği, kalbur üstü devletlerin o teröristlere silah yardımı yaptığı, maddi ve manevi destek verdiği başka bir ülke var m? Bir düşünün. Böylesi hiçbir devletin başına musallat edilmiş değildir. Böylesi dünyada hiç görülmüş değildir?

FARKLI YAPI VE FARKLI DÜŞÜNCE

Toplum halinde yaşayan Müslüman Türk halkı olarak, her konuda aynı düşünce içinde olmamız asla mümkün değildir. Şartta değildir. Bu zaten olamaz. Hepimiz tornadan çıkmış olmalıyız ki aynı şeyleri düşünelim, aynı görüşte olalım. Böyle olması da zaten iyi değildir. Bir ülkede yıkıcı olmamak kaydı ile farklı farklı fikirlerin olması, toplum için bir zenginliktir. Ülkemizde de yıkıcı olmamak kaydı ile farklı fikirler, düşünceler ve görüşler tabi ki olmalıdır. Bazı düşüncelerimiz yüzünden tenkit edilmemiz yararlıdır. Çünkü eğer hatalı bir tarafımız varsa, onu de görmüş oluruz.Yıkıcı olmamak kaydı ile tenkit ve denetimler mutlaka faydalı olur. Farklı farklı olmamız bir Allah hükmüdür. Bizi o şekilde yaratan Allah (cc)'dir.

Allah Teâla isteseydi hepimizi aynı şekilde düşünen insanlar olarak yaratırdı. O zaman kimsenin ne düşündüğünün hiç önemi olmazdı. Kimseye de bir şey sormaya gerek kalmazdı. Bunun böyle olmasını Allah (cc) de istemiyor. Ne diyor Kuran’da,“Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması, (Farklı yaratılmanız) O'nun varlığının delillerindendir. Doğrusu bu şekilde farklı yaratılışta, bilenler için dersler vardır.” (Rûm,-22) buyrulurken, bir uyarı yapıldığı dikkati çekiyor. Farklı yaratılışta, anlayan ve düşünenler için dersler vardır diyor. Buradan çıkaracağımız ders, bunun bir Allah takdiri olduğunun bilinmesidir. Ve bunda da insanlar için mutlak bir fayda vardır. Çünkü Allah sebepsiz hiç bir şey yaratmaz. Kötü bir şey olsaydı Allah (cc) onu öyle yazmazdı. Mutlaka farklı yaratılmanın bizler için önemli hikmetleri vardır.

Yine Hucurât Suresi'nin 13. Ayeti'nde "Ey insanlar! biz sizi şüphesiz ki bir erkek ve bir dişiden yarattık. Ve sizleri değişik halkalar ve oymaklar halinde farklı farklı yarattık. Bunun sebebi, birbirinizi bu halinizle tanımanız içindir.” buyuran Allah Teâla, insanları, ülkeleri ile lisanları ile, renkleri ile farklı farklı yaratan benim diyor. Düşünenler ve anlayanlar için de bundan alınacak dersler vardır bilgisini vererek düşünmeye davet ediyor.

Öyleyse farklı olmamız bir Allah hükmüdür. Ama farklı düşüncelerde olmamız birlik ve beraberliğin bozulması anlamına gelmez. Bu durum, asgari müştereklerde birleşmemize engel de değildir. Söz konusu olan ülkemiz, milli davalarımız ise her şeyi bir tarafa atarak o milli konu etrafında toplanmamıza, bu farklılıklar engel olamaz.

Ülkemiz insanı bu işin farkındadır. Her ne kadar tartışsa da çekişse de milli menfaatlerimiz söz konusu olduğu zaman o milli dava etrafında toplanmasını bilir. Bu gün bile defalarca olaylar bunun böyle olduğunu göstermektedir

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@