18.12.2020, 07:14

Müminler kardeştir, ayeti yanlış yorumlanmamalıdır

Müminler kardeştir, ayeti yanlış yorumlanmamalıdır

Kuran-ı Kerimdeki Hucurat Suresi 10. ayetinde “Müminler ancak kardeştirler” buyrulur. Tabi ki bu ayete göre müminler de bir  İslam kardeşliği vardır. En azından bir din birliği taşıma özelliği mevcuttur. Buna bir diyeceğimiz olmaz, olamaz. Ancak bu ayetten kastedilenin, mümin kardeşliğinden amaçlananın ne olduğunu anlayabilmemiz için, bu ayetin ne zaman ve niçin indirildiğine bakmamız gerekir.

Bu konuda iki görüş vardır. Birinci görüşe göre ayet Mekke’de ve Peygamberimize yapılan  saygısızlıklar, ahlaksızlıklar sebebiyle nazil olmuştur. İkinci görüşe göre de bu ayet, Medine’de muhacirlerle, ensarın tutum ve davranışlarının kardeşçe olmasını sağlamak amacı ile nazil olmuştur. Bu fikir insan aklına daha yatkın geliyor. Çünkü nazil olan bu Ayet ile, bir taraftan Mekke’den  hicret den muhacirlerle, Medineli Ensar’ın birbirine yardım ve desteğinin sağlanması amaçlanırken, bir taraftan da Peygamberimize karşı yapılan saygısız ve görgüsüz davranışların önlenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. O bakımdan bu tez daha muhtemel görünüyor. Haşr Suresi 9. ayeti de sanki bize bunu anlatır. “Ve onlardan önce o yurda (Medine’ye) yerleşen ve imana sarılanlar (ensar) kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilen (ganimetler)den ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa bile (mümin kardeşlerini) kendilerine tercih ederler.” (Haşr, 9)

 

MÜMİNLERİN KARDEŞÇE YAŞAYABİLMESİ İÇİN AYNI TOPLUMDA OLMASI GEREKİR

Müminlerin kardeş olduğunu bildiren bu ayetler bize, bir şeyi hem anlatıyor,hem de gösteriyor. Anlıyoruz ki müminler, aynı dinin mensupları olarak din kardeşidirler. İkinci önemli gösterdiği diğer bir konu da,birbirleriyle temas içinde olan Müslümanların kardeşlik anlayışı içinde  olacak şekilde yaşamak durumunda olmalarıdır.

Bu durum bize, aynı toplum içinde yaşayan müminlerin kardeşçe yaşamak durumunda olduklarını gösterir. Yeni Zelanda’daki Müslümanlarla Türkiye’deki Müslümanlar,aynı toplum içinde değiller ki kardeşçe bir yaşayış içinde olsunlar. Evet yine de din kardeşimizdirler. Ama bu din kardeşliği, şekilde kalır. Beraber yaşamıyorlar ki kardeşçe yaşasınlar. Öyleyse her ne kadar bütün Müslümanlar din kardeşidirler desek de, esas kardeşçe yaşayacak Müminler, aynı devlet ve aynı toplum içinde yaşamak zorunda olanlardır. Müminlerin esas kardeşliği böyle durumlarda geçerlidir.

Bunun böyle olduğunu zaten bugün dünyada değişik ülkelerde yaşayan Müslümanların genel tutumundan da anlarız. Her ülkenin Müslümanları kendi ülkesini ve kendi ülkesindeki Müslüman kardeşlerini düşünür. Onlarla olan birlik ve beraberliğini,kendi toplumunu, kendi devletini düşünür.

Yoksa kendi toplumunu ve kendi devletini düşünmese, kendi devletinin güç kaybına sebep olur,zarara sokar. C. Hak da Enfal Suresi 46. ayetinde “Birbirinize düşer, birliği bozarsanız sonra gücünüz, devletiniz elden gider” buyurarak aynı ülke ve aynı toplum içindeki müminleri, birlik ve beraberliklerini bozmamaya davet eder. Ayet-i kerime de “Devletiniz” ifadesi ile, “Toplumsal gücün elden gideceği” ifadesi yer alır. Bu ifadeler, aynı devlet ve aynı millet içindeki müslümanlar için  söz konusu olduğunu göstermektedir. Kanaatimce Kuran’da  kardeşlik konusu ile ilgili olarak  anlatılmak istenen budur.

Kabul edelim ki, hiç bir ülkenin Müslüman’ı, başka ülkelerdeki Müslümanlar için yaşayamaz. Evet din kardeşidirler ama, din kardeşliğinin gerektirdiği pek çok eylem ve işlemi yapamazlar. Çünkü ayrı ayrı devlet ve ayrı ayrı toplum içindedirler. Bu durumdaki Müminlerin düşünceleri, ülküleri, amaç ve hedefleri aynı olamaz. Her devletin, her toplumun yaşam biçimleri, amaç ve hedefleri, farklı farklıdır. Bundan dolayı olamaz.

Kuran’daki Mümin kardeşliğinden anlaşılan, bu olmaktadır.

 

MÜMİNLERİN KARDEŞ OLMASI İÇİN NELER YAPMASI GEREKİR?

Tabi konumuz din kardeşliğidir. Bu bakımdan irsiyetle ilgili bir kardeşliği söz konusu etmiyoruz. Bir din kardeşinin, normalde bir kardeş olarak diğer bir din kardeşi için yapması gerekenlerin neler olabileceğine, diğer bir başka ülkede yaşayan Müslüman kardeşine bunları yapıp yapamayacağına bakalım.

Kuran’a gör din kardeşliği, aynı din içinde olma hali, normal kardeşlikten daha ileri şeyleri yapmasını gerektirir. Kuran, Müslüman olmayanı aileden bile saymaz. Onları ölümden bile kurtarmaz. Bir örnekle bunu anlatırsak her halde daha iyi anlaşılacaktır. Mesela Kuran’da Hz. Nuh’un oğlunun gemiye alınmaması buna bağlanır. Öyleyse önce iman etmiş olacak,sonra da şu Hadis-i şerifte zikredilenleri yapmış olacaktır. “Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. (Bu itibarla) ona hainlik etmez, onu yalanlamaz, onu yardımsız ve yüz üstü bırakmaz. Her Müslüman’ın diğer Müslüman’a ırzı, malı ve kanı haramdır. Takva/ihlas kalptedir. Kişiye şer olarak Müslüman kardeşini hakir görmesi yeter.” (Müslim) buyuran Peygamberimiz, Mümin kardeşliğinden anlaşılması gerekenin ne olduğunu açıklıyor. Yine bir Hadisinde, “Birbirinizle ilişkiyi kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize asla kin beslemeyin,birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeşler olun”(Tirmizi) buyurduğu görülür. Peki Suudiler, BAE, Suriye,İran,Mısırdaki Müslümanlar bunları yapabiliyor mu? Asla yapamazlar. Çünkü aynı ülke içinde, aynı toplum içinde değildirler. Gerçek kardeşlik bu iki olaya bağlıdır. Evet belki farklı ülkelerdeki Müslümanlar din kardeşidir. Ama amaçları, kültürleri, ülküleri farklıdır.

 

TÜRKİYE DIŞINDAKİ ÜLKELER  KURAN KARDEŞLİĞİNİ YAPABİLİYORLAR MI?

Ayet ve hadislerden anlıyoruz ki, Müslümanlar kardeştir. Ama yukarıdan beri anlatmaya çalıştığımız şey, aynı ülke ve aynı toplum içindekiler için bu geçerli görünmektedir. Kuran’ın verdiği bu hüküm,bugün için Müslüman ülkeler arsında uygulanmamaktadır. Daha doğrusu uygulanamamaktadır. Zaten Kuranda kastedilen de bu  değildir. Farklı devlet ve toplumdaki Müslümanlar için bu geçerli olamaz.

Mesela BAE,Mısır ve Suudi Arabistan, hatta İran verilebilecek örneklerdendir. Türkiye’nin düşmanları ile işbirliği yapan bu ülkeler kardeş sayılabilir mi? Bunlar, düşmanca tavırlar içinde olan ve başka din mensubu  olan ülkelere para ve silah yardımı yapabilmektedirler. Suudiler Türk mallarına  ambargo bile koyabilmektedir. Fransa ile,Yunanistan ile Akdeniz’de ortak tatbikat yapabiliyorlar. Bunları bütün Dünya görüyor.

Bu durumlar, tezimizi güçlendiren örneklerdir. O bakımdan diyoruz ki Mümin kardeşliği ancak  aynı devletler, aynı toplumlar  içinde  yaşayan Müminler için geçerli olabilir. Tekraren söylüyoruz. Bizce Kuran’ın anlatmak istediği Mümin kardeşliği bu olmalıdır.

Yazımı,konumuza daha da bir açıklık getireceğin inandığım Peygamberimizin  iki Hadisi ile  bitirmek istiyorum. “Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez. Onu (düşmana) teslim etmez, (onu yardımsız bırakmaz). Kim mümin kardeşinin bir ihtiyacını karşılarsa Allah da onun bir ihtiyacını karşılar. Kim Müslüman’ın bir sıkıntısını giderirse Allah da onun kıyamet günü sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Kim Müslüman’ın bir ayıbını örterse Allah da onun kıyamette bir ayıbını örter.” (Buhari)

“Sizden biriniz kendisi için sevip arzu ettiği şeyi mümin kardeşi için de sevip arzu etmedikçe (gerçek anlamda) iman etmiş olamaz.” (Ebu Davud)

Şimdi siz gelin Suudi Arabistan’daki Müslümanlarla,Türkiye’deki Müslümanları “Aynı şeyleri sevme noktasında birleştirin de bir görelim.” Değerli okuyucularım biz Müslüman Türk Milleti olarak, başka ülkelerdeki insanlara bakmadan, aynı ülkenin Müslüman kardeşleri olarak,kardeş gibi yaşamaya çalışalım. Birbirimizi sevelim, sayalım. Birbirimize yardımcı olalım. Tabi bu, ancak elimizden geldiğince olabilecektir. Sadece düşünce olarak bile Müslüman Türk Milleti kardeşliği içinde olduğumuzu bilmemiz,tavır ve  hareketlerimizi buna göre ayarlamamız yeterlidir. Bunu bile başarsak yeterlidir. Allah-ü Âlem C. Allah’ın kastettiği de budur.

 

 

NOT: Önümüzdeki hafta inşallah, “Ümmet nedir? Ümmet-i İcabet ve Ümmeti Davet” ifadelerinin yanlış yönleri üzerinde duracağız.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@