Murat Yorgancılar: 'Adrenalin bağımlısıyım'

İzmir, İstanbul cemiyet hayatının ve iş dünyasının tanınmış ismi, İZELTAŞ Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su başarılı genç iş adamı Murat Yorgancılar ile söyleşi.

Röportaj 18.06.2021 - 12:18 22.09.2021 - 12:50

Mesut VARLIK / YENİGÜN - İzmir, İstanbul cemiyet hayatının ve iş dünyasının tanınmış ismi, İZELTAŞ Yönetim Kurulu Üyesi ve COO’su başarılı genç iş adamı Murat Yorgancılar ile iş maratonuna kısa bir mola vererek sizler için söyleştik. 1980 İzmir doğumlu ve ailenin üçüncü kuşak temsilcisi olan Murat Yorgancılar kendisiyle ilgili bugüne kadar pek bilinmeyen ancak çok merak edilenleri sizler için cevapladı. Dostane ve samimi bir atmosferde gerçekleşen söyleşimizi Murat Yorgancılar’ın sosyal medya hesabında da sık sık paylaştığı garajında gerçekleştirdik.

Murat iş tempon arasında bize zaman ayırdığın için teşekkürler; öncelikle Murat Yorgancılar kimdir? Kısaca bize kendinle ilgili bir giriş yapabilir misin?
1980 İzmir doğumluyum İzmir Amerikan koleji mezunuyum üzerine Bilgi Üniversitesi siyasal bilimlerde çift diplomam var.20 sene yakın İstanbul’da yaşadım. Bir sene özel bir denetim şirketinde vergi bölümünde çalıştım daha sonra özel bir şirkette görev aldım. Son üç senedir de İZELTAŞ’ta görev alıyorum. Buradaki asli görevim şirketin aslında üçüncü kuşağı olarak şirketi ikinci 50 yıla hazırlamak. Operatif olarak ne işlerle uğraşıyorum, şirketin dijitalleşmesini, sahadan veri toplama projeleri, maliyet iyileştirme ve tek tip raporlama başlıkları altında şirketin gözle görülmeyen kıymet yatırımlarına öncülük etmeye ve proje yaratmaya çalışıyorum. Eş zamanlı olarak satış modellerinde değişiklikler maliyet analizlerindeki iyileştirme süreçlerinden tut otomatik fırın yapımına kadar olan aklınıza gelebilecek hayal dünyamızın el verdiği işimizle kesişen her türlü projeyi hayata geçirmeye çalışıyoruz. En son yaklaşık 2,3 hafta önce İZELTAŞ için en büyük yatırım olan sap, erp geçişini canlıya aldık, yaklaşık 11 aylık bir projeydi ve artık bizim şirketimizde sap kullanan bir şirket durumuna geldi.

Yaklaşık olarak bir fiil kaç yıldır iş hayatının içerisindesin? Anladığım kadarıyla çocukluk yıllarından beri aile işlerinle ilgilisin. Senin için profesyonel çalışma hayatı ne zaman başladı?
Lise zamanlarımda yaz aylarında bir iki ay gibi periyotlarda tabi ki babamların şirketlerine gidip geliyordum fakat o yaştaki bir çocuk için ne kadar efektif bir çalışma siz düşünün. Ama o yıllardaki yaptığım şeylerden çok keyifli tecrübeler edindim. Üniversite zamanı da dahil olmak üzere her yaz fabrikalarda yada depolarda operasyonel faaliyetlerde bulunuyordum. Sonra üniversite bittiğinde direk askere gidip geldim. Sonrasında bir sene bahsettiğim özel şirkette çalıştım. Ondan sonra özel bir firmada departman departman görev almaya başladım. En çok keyif aldığım bölüm satış organizasyonuydu. Sonra İzmir’e geldim ve aile şirketimiz olan İZELTAŞ’ı ekibimle birlikte ikinci 50 yıla hazırlayacak stratejik yapılanmaları yapmaya çalışıyorum.

Murat iş hayatında son derece stresli ve sorumluluk üstlenen bir pozisyonda yoğun bir şekilde çalışıyorsun. İş yoğunluğundan sıyrılıp stres atmanın birçok yolunu bulmuşsun. Camiada adrenalin bağımlısı olarak tanınıyorsun. Kendi limitlerini zorladığın hobilerine değinmek istiyorum özellikle bir spor geçmişin var ve bunlardan biraz bahsedebilir misin? Senin için sporun hayatındaki yeri nedir?
Spor sağlığım müsaade ettiği sürece benim için vazgeçilmez bir yaşam tarzı. Ben sporu yapmış olmak için yapmıyorum benim için spor yemek gibi, su içmek uyumak gibi yaşamsal döngüm içerisinde mutlaka olan olması gereken bir şey. Benim için bir çeşit temel ihtiyaç. Ben çok küçük yaşlarda spora başladım amatörde Karşıyaka spor kulübünde ve lisenin okul takımında basketbol oynadım. Futbol oynamaya çalıştım ama hiç bir zaman tam olarak futbolu iyi oynamayı başaramadım. İyi kayakçıyım diyebilirim beş altı tane lokal yarışlara girmişliğim bunlarda derece almışlığım var. Ancak hiçbir zaman milli sporcu olamadım. Çünkü o dönemki antrenörüm milli sporcu olmamı istememişti. Sonra 1999 senesinde çok sevdiğim bir hocam vasıtasıyla Kickboks sporuyla tanıştım. Bir dört seneye yakın lisanslı sporcu oldum ve bir iki müsabakaya çıkmaya çalıştım fakat bir sakatlık geçirdim. Sakatlığımdan dolayı hiçbir zaman müsabık olamadım fakat bu benim içimde ukde kaldı ve yaklaşık 20 yıldır da ben bu sporun içindeyim hala daha düzenli olarak antrenmanları mı yapıyorum. Şansım hep milli takım antrenörleri ve milli sporcularla antrenman yapmak oldu. Aslına bakarsan bir milli sporcunun antrenmanını yapan fakat hiçbir zaman profesyonel anlamda ringe çıkıp müsabık olmayan bir sporcuyum. Muay thai camiasına ve kickboks camiasına daha doğrusu bütün sporculara elimden geldiğince destek olmaya gayret gösteriyorum. Bunun haricinde 2015 senesinde internet vasıtasıyla jetsurf diye bir aletle tanıştım. Türkiye'ye ilk getiren ve ilk kullanıcısı ben oldum. Son üç senedir bunun Dünya şampiyonaları yapılmaya başlandı. Ve ben tek Türk olarak 78 kişi arasından 25’ci olarak yarışmayı tamamlayabildim. Benim için büyük başarıydı çünkü yarıştığım kategorideki arkadaşlarda 35 yaş üstü sadece 10 kişi vardık geri kalan yarışmacıların tamamı 19 -20’li yaşlarda zıpkın gibi delikanlılardı. Jetsurf hem profesyonel hem de hobi olarak yaptığım bir spor dalı. Aktif olarak yaz kış hiç mevsim ayırt etmeden yapıyorum. Geçmişte mono su kayağı ile uğraştım. Türkiye şampiyonasına girdik, girdiğimiz gün bir talihsizlik oldu göl mühürlendi ve yarış iptal edildi. Ama Sapanca’da çok değerli hocalar eşliğinde mono su kayağında belli bir seviyeye geldiğimi düşünüyorum. Burada GARAJIMDA oluşturduğum kendi alanımda hafta 5 gün, günde 40 dakikamı ne olursa olsun antrenmana ayırıyorum. Bazen torba dövüyorum, ağırlık antrenmanı yapmaya çalışıyorum ama o ağırlık antrenmanı da hiçbir zaman profesyonel bir vücut geliştirme sporcusu formatında değil daha çok kondisyona yönelik oluyor.

Peki Antrenmanlarını gün içerisinde nasıl programlıyorsun sabah mı yaparsın akşam mı?
Ben sabahçı hiçbir zaman olamadım akşam 7 gibi şirkette işim bittiği zaman garaja gelip kendi antrenmanımı yapıyorum. Hafta sonları da jetsUrfe çıkıyorum veya kar sezonu ise dağa kayak yapmaya gidiyorum.

Murat garajı gördüğüm kadarıyla sadece spor için kullanmıyorsun asma katta bir ofis ve çalışma ortamı oluşturmuşsun niçin? Ve kitaplığın bir hayli kitap dolu hepsini okumaya zamanın oluyor mu?
Spor haricinde de burada zaman geçiriyorum, üzerinde yoğunlaşarak çalışmam gereken konuları buraya taşıyıp izole bir şekilde iş üzerine çalıştığım oluyor. Hem o nedenle hem de kendime ayırdığım zaman dilimi içerisinde burada kitap okumak hoşuma gidiyor. Aslına bakarsanız son sekiz senelik bir hikaye bu belki biraz geç kalınmış bir konu diyebilirim; ama yoğun bir şekilde kitap okumaya başladım. Ciddi anlamda farklı kitaplar okumaya çalışıyorum o son zamanda trend olan kişisel gelişim ve iş yönetimi gibi kitaplardan ziyade daha felsefi kitapları Rus klasiklerini okuyarak bu eserlerde yolculuk yapmak daha çok hoşuma gidiyor. Gün içinde bir saate yakın bir zaman dilimini kendime ayırıyorum.

Murat bir şekilde sözcüklerle kendini tanımlamak gerekirse, nasıl tanımlarsın?
Kendimi adrenalin bağımlısı olarak tanımlayabilirim çünkü içimde hala yaşayan bir haylaz çocuk bir canavar var yani zaman zaman onu dengelemeye çalışıyorum. Sağlamcı bir adamım bir karar vermeden yedi sekiz defa düşünürüm öyle karar veririm. Karar verdikten sonra da ne olursa olsun sonucunu görene dek gitmeyi severim, bu iş hayatında da böyledir. Hata yapmaktan hiçbir zaman korkmadım, kendi ekip arkadaşlarıma da hep söylediğim şey; ‘’hata yapmaktan korkmayın’’. Onun dışında farklı hobileri ve uğraşları olan bir adamım buda benim hoşuma gidiyor. Benim tek derdim aslında kendim; aslında sürekli kendimle yarış halindeyim ve her konuda kendi limitlerimi zorlamayı seviyorum bunu da başardığıma inanıyorum. Kimsenin beni takdir etmesi için değil kendim için yaşıyor ve yapıyorum. Kendim için, başarmanın zevk ve hazzını yaşamak için mücadele eden bir yapım var. Benim yarışım kendimle kendimi bir adım daha ileriye götürebiliyorsam ondan mutlu olurum. Hiçbir zaman etraf ne der diye düşünmedim bugünden sonrada düşüneceğimi sanmıyorum.

Doğa tutkunusun, kamp yapmayı ve jetski kullanmayı seviyorsun bundan biraz bahsedebilir misin?
Doğada zaman geçirmeyi, Kamp atmayı, karavanla bir yerlere gitmeyi, Jetskiyle uzun yol yapmayı çok seviyorum. Jetskiyi hiçbir zaman sahile indirip öyle 20 dakika o çizeyim kafasıyla kullanmadım her zaman uzun yol yaparım. Marmaris’ten çıkıyorum Göceğe gidiyorum. Göcek’ten Selimiye’ye gidiyorum. Çeşmede burnu dönüyorum gibi daha uzun soluklu kullanmayı seviyorum. Ormanı çok seviyorum. Doğayı ve daha sessiz bir atmosferi tercih eder oldum eskiden daha kalabalık yerlerde eğlence mekanlarında zaman geçirmekten keyif alırdım.

Sporculara verdiğin destekten somut olarak biraz bahsedebilir misin? Bundan sonraki süreçte sporcuların yanında nasıl var olmaya devam edeceksin?
Bizim İstanbul’da küçük bir takımımız var iki tane milli sporcumuz ve bir tane çok iyi antrenörümüz var. Biri İbrahim Giydirir, biri Bektaş Emirhanoğlu diğeri de Umut Yaman. Biz aslında bu yola böyle çıktık ondan sonra bütün milli takım hocaları ve sporcularıyla iç içe olduk. Zaman zaman milli takıma desteklerimiz oluyor. Gaziosmanpaşa’da çok saygı duyduğum bir Yılmaz Çeken hocam var onun ekibi ile de beraberiz. İzmir’de fight clup 35 diye sevip değer verdiğim bir ekip var. Bir iki destek olduğumuz profesyonel anlamda ülkemizi yurtdışında temsil eden vücut geliştirme sporcusu arkadaşımız var. Sponsorluklarda karşılık olarak hiçbir beklentim yok; neden yapıyorum çünkü o camiadaki çocukların ne şartlarda ne zorluklarla yoklukla mücadele ederek idman yaptığını ve bir şeyleri başarmaya çalıştıklarını, hikayelerini biliyorum. Bu nedenle elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum. Çünkü ringe çıkmak benimde hayalimdi ama sakatlanınca çıkamadım; biz yapamadık yapan arkadaşlarımın yanında olarak onların başarılarından haz duyuyorum.

Murat evlisin ve babasın biraz aile yaşamından bahsetmeni istiyorum. Behiç Ender ile baba oğul ilişkiniz nasıl? Müşterek zevk ve hobileriniz var mı? O da sen gibi adrenalin tutkunu mu?
15 senelik evliyiz, Behiç Ender 12 yaşında gayet keyifli güzel giden mutlu bir evliliğimiz var. Behiç Ender ile mümkün mertebe aramızda bir korku duvarı olmadan birbirimizi anlamaya yönelik bir ilişki kurmaya çaba sarf ediyoruz fakat bu saygı sınırları çerçevesinde oluyor. Böyle olması gerektiğini düşünüyorum çünkü korku yalanı getiriyor; yalanda bir süre sonra bireylerin birbirleriyle olan ilişkisinde kopmalara sebebiyet veriyor. Biz o yüzden Behiç Ender ile birbirimizi anlayarak yaşayabileceğimiz bir ilişki kurmaya çalışıyoruz. Ben sesimi yükseltmem bağırıp çağıran bir baba değilimdir hep neden yapmaması gerektiğini sebepleriyle izah ederek anlatırım. Ben oğlumun düşünme şeklinin gelişmesinin daha önemli olduğu kanısındayım. Ender tabi daha çok küçük çeşitli spor dallarında görev alıp uğraşıyor. Altınordu’da kalecilik yaptı oda kayak sporuyla ilgileniyor, bir dönem basketbol okul takımında oynadı; her türlü sporu deneyebilir benim için hiçbir problem yok. Ben hiçbir zaman benim yaptığım ya da yapmaYı istediğim spor dalıyla ilgilen diye ona dayatmıyorum çünkü biliyorum ki o ayrı bir karakter ve beğenileri ilgileri farklı. Biz oğlumla futbol oynayabiliyoruz mesela ben 40 yaşıma kadar hiç playstation oynayan bir adam olmadığım halde 40’ımdan sonra oğlumla playstation oyunu oynuyorum. Onunla birlikte zaman geçirmekten keyif alıyorum ve mümkün olduğu kadar çok zaman ayırmaya birlikte bir şeyler paylaşmaya çaba sarf ediyorum çünkü hızlı büyüyorlar. Büyüme sırasında sorgulamayı ve sağlıklı düşünmeyi öğretebilirsek ne mutlu bize. Endere hep dediğim şey şu hiçbir zaman koyun olma sorgula bilginin doğruluğunu sorgula neyi neden yaptığını sorgula kendini sorgula.

Ne tür müzik dinlemekten hoşlanırsın? Bugüne kadar müzik dalı ve aletiyle uğraştın mı?
Bağlama çalmayı çok istedim ama hiçbir şekilde kabiliyetimin olmadığını anladım. Müzik ayırt etmem Türk sanat müziği, Türkü, elektronik müzik, Türkçe rock ama öyle her grup değil mesela Can Gox hayranıyım. Emre Aydın ve Gripin’i çok severim. Cem Adrian’ın sıkı takipçisi ve hayranıyım. Caz müzik çok severim son 8 senedir daha fazla dinlemeye başladım. Elektronik müziği antrenman yaparken araba kullanırken çok dinler ve severim.

Peki şu an hala okumakta olduğun en son okuduğun kitap nedir?
Şu an iki kitap birden okuyorum Hakan Günday’ın ‘’Daha’’ isimli bir kitabı ve ilgiyle okuduğum Arthur Schopenhauer ‘’Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar’’.

Yorumlar