12.04.2021, 15:34

Müslümanların en büyük ibadeti olan oruç ibadetine bugün başladık

Bugün nihayet bir senedir hayır ve hasenata kavuşmak için beklediğimiz Ramazan ayına kavuştuk. Bizleri Allah’ın Rahmetinin, merhametinin bol olduğu mübarek Ramazan ayına kavuşturan Allah’a hamd ve senalar olsun.

Değerli okuyucularım, böyle mübarek günlere sağlık, sıhhat ve afiyet içinde yetişmemiz çok önemlidir. Bugünlere yetişemeyen binlerce insanlar var. Hastalıklarla pençeleşen, dert ve sıkıntı içinde kıvranıp duran, yine binlerce insanlar var. C.Allah o kardeşlerimize de şifa versin, derman versin, rahmetli olanların da mekanlarını cennet etsin.

Çok şükür sağlıklı ve huzurlu bir şekilde bu Mübarek aya ulaştık.Sağlıklı olmamızın, böylesine af ve mağfiret dolu bir aya ulaşmamızın değerini bilmemiz lazımdır. Ramazan ayı bir fırsat ayıdır. Bu fırsatı değerlendirmemiz gerekir. Bizler bir şeyi kaybedince ya da ulaşamayınca değerini anlarız. Keşke böyle olmasa da vakitlice bazı şeyleri yapabilsek. Sahip olduğumuz nimetlerin kıymetini bile bilsek. Ama bunu genellikle hepimiz yapamıyoruz. Elimiz altındaki pek çok nimeti değerlendiremediğimiz için fırsatları kaçırıyor ve heba edip gidiyoruz.

Sağlığımızı kaybedince sağlığın kıymetini anlıyoruz. Annemizi, babamızı kaybedince onların değerini anlıyoruz. Şunu demek istiyorum bugün çok çok önemli bir ayın, çok çok önemli günlerin içindeyiz. Bunun farkında olmamız gerekir. Böyle bir güzelliği her zaman yakalamaya biliriz. Bunun farkında olmamız ve yaratılan böyle bir fırsatın değerini anlamamız şarttır. C.Hak bizleri böyle mübarek ay ve günlere sağlık ve sıhhat içinde ulaştırıyor. Bunun değer ve önemini bilmemiz anlamamız, bilmemiz gerekiyor.

 

BU AF VE MAĞFİRET AYININ DEĞERİNİ BİLELİM, MÜSTEFİT OLMAYA ÇALIŞALIM

İbadetlerimizde de, dualarımızda da durum aynıdır. Ancak sıkışıp da fırsatı kaçırdıktan ve önemli bir kayba uğradıktan sonra, Allah’a yalvarmaya, dua etmeye kalkıyoruz ve keşkelerimiz bir türlü bitmiyor. Ulaştığımız bu mübarek günlerin önem ve ehemmiyetini bileceğiz. Annemizin babamızın değerini, bizler için ne ifade ettiğini bileceğiz. Ramazan ayı gibi bir ayın, bu mübarek günlerin ve ayların değerini ve bize neler kazandıracağını bileceğiz. Zamanını geçirmeden vaktiyle o duamızı yapacağız. Neler yapılacaksa, Ramazan ayında üzerimize düşen dini görevler ne ise onları mutlaka yapacağız. Her zaman Allah’ı zikredeceğiz. O’nu sık sık anacağız. O da bizi, en ihtiyacımız olduğu zamanlar da hatırlayacaktır. Bu O’nun vaadidir. Dünya ve ahret saadetini kazanmak istiyorsak, asla o fırsatları kaçırmayacağız.

 

BU FIRSAT GÜNLERİNİ KAÇIRMAYALIM

Bir ömür boyu Allah’ı hiç hatırlamamışız, hiç anmamışız,başımıza bir bela gelince veya yatağa düşmüşüz ve son zamanlarımıza yaklaşmışız, ahretten bazı şeyler bize gösterilmiş, sayılı dakikalarımız kalmış bunu fark edince, korku ile Allah’a sarılıyor ve Allah’ım bizi kurtar diye yalvarmaya başlıyoruz. Doğru olan bu değildir. C.Hak da bunun geçerli olmadığını Kuran’da bildirir. Nisa Suresi 18. Ayetinde, “Kötülükleri işleyip dururken ölüm gelince; (Şimdi tevbe [iman] ettim)diyenler ile kâfir olarak ölenlerin tevbesi(imanı)makbul değildir.”(Nisa 18) buyrulması bu sebeptendir.Yine, Mümin Suresi 84. Ayetinde (Artık o çetin azabımızı [azap meleklerini] gördükleri zaman, Allah’a inandık derler. Fakat o zaman inanmaları bir fayda vermez.) Mümin-84 buyrulması yine bu sebepledir.

Kuran’dan bir kıssa örneğiyle ne demek istediğimizi biraz daha berraklaştırarak anlatmaya çalışalım. Hz. Musa’yı ve Halkını öldürmek isteyen Firavun, ordusu ile birlikte Hz. Musa’nın peşine düşüyor ve Musa ile tebasını öldürmek istiyor. Onları korumak isteyen C. Allah’ da, Hz. Musa ve O’na inananları kurtarmak için Kızıl Denizi yararak geniş bulvar haline getiriyor. Hz. Musa ve halkı denizin ortasında açılan o yoldan karşı kıyıya geçiyor. Tabi Hz. Musa da, halkı da böylece Allah tarafından kurtarılıyor.

Kuran’dan anladığımıza göre, Hz. Musa ve halkını öldürmek için peşlerine düşen Firavun bakıyor ki Kızıl Deniz yarılmış ve yol haline gelmiş. Musa ve öldürmek istediği halk o yoldan geçiyor. Bu fırsatı kaçırmak istemeyen firavun ve ordusu da yarılarak yol haline gelen denizde, Allah tarafından açılan o yola dalıyorlar. Tam denizin ortasına geldikleri zaman Hz. Musa ve halkı da kıyıya çıkmış oluyor. O sırada Firavun ve askerleri de tümüyle denizin ortasına gelmiş durumdalar. Ama firavun bakıyor ki deniz kapanarak kendilerine doğru geliyor. Boğulacaklar. Bunu gören Firavun, Hz. Musa da bir olağanüstülük olduğunu, Hz. Musa’nın Peygamber olduğunu o anda anlıyor ve denizin onları kurtarmak için yarıldığını, kendilerinin de denizin ortasına gelince ve kurtulmalarına imkan olmayacak bir duruma geldiklerini görünce müthiş bir dehşete kapılıyor ve deniz tarafından yutulacakları o anda, Kuran’ın ifadesi ile “Allaha yalvarmaya başlıyor. Ama bir ömür boyu şirkte ve isyan da olup da tam ölüm anında da dua etmesi Allah katında kabul görmüyor ve boğuluyorlar.”

Bu kıssayı, son anda yapılan duaların geçerli olmayacağını, Kuran örneğiyle göstermek için naklettik.Kısacası, ayağımıza kadar gelen bazı fırsatların,bazı nimetlerin değerini zamanında bilmemiz gerekir ve C.hakkı da her zaman zikirden geri kalmamamız gerekir.Sıkışıp da kurtulma anının olmayacağı o anda,ölüm anında duaların,tövbelerin tutması mümkün değildir.

 

RAMAZAN AYINA ULAŞAN BİR MÜSLÜMAN NELER YAPMALIDIR?

Ramazan ayı çok mübarek ve çok kutsal bir ay olduğu, yapılacak duaların kabul olunacağı vaadi de yapıldığı için Müslümanların öncelikle yapacağı şey, bu ayın af ve mağfiretin mümkün olduğunca yararlanmaya çalışmak olmalıdır.İlk yapacağı şey, “İçinizden kim Ramazan Ayına ulaşırsa, onu oruçla geçirsin.” (Bakara-185) emrine uyarak orucunu tutmak olmalıdır.Oruç, İslam’ın en büyük ve en uzun süreli olan ve Allah için aç kalınarak yapılan bir ibadettir.Tabi şartları taşıyan kişiler orucunu tutacaklardır. Kastedilen odur.

Ramazana kavuşan bir Müslüman’ın bu ayda Oruç dışında kendisini Allah’a yaklaştıracak olan bazı ibadet sayılan işleri de yapması gerekir.

1)Vakit buldukça C. Allah’ı zikretmelidir. Tövbe edilmelidir

2) Sadece insanlara değil hayvanlar dahil hiçbir canlıya kötü davranmamalıdır.

3) İnsanlar, ellerinden geldiğince ve güçleri yettiğince iyilik yapmaya çalışmalıdır.

4) Ramazan Ayında başlanılan mukabele okumalarına, vaaz dinlemeye gitmeye çalışılmalıdır.

5) Namazlar mümkün olduğunca camilerde kılınarak Müminlerin bir araya gelmesi

sağlanmalıdır. (Yasaklara uymak kaydı ile)

6) Müslümanlar, iyi ve güzel alışkanlıklar kazanma gayreti içinde olmalıdır.

7) Kuran bu ay içinde nazil olduğu için fırsat buldukça Kuran okunmalıdır

8) Fitreler ve zekatlar verilmeli ve hem dünya hem de ahret kazanılmaya çalışılmalıdır.

Bütün bunlardan amacında, inançlı ahlaklı iyi bir insan yetiştirmek olduğu asla unutulmamalıdır.

 

İNSANLAR, ÇOK HATA YAPAN, VARLIKLARDIR. RAMAZAN AFFI GETİRECEK BİR AYDIR

Kuran-ı Kerim'den öğrendiğimize göre dünyada suç işlemeyen insan olamaz. C. Allah kullarının karşısına suçlu gelmelerini istememektedir. Bunu sağlamak için de mübarek gün ve geceleri yaratıştır. Ramazan ayının yaratılmasının bir sebebi de budur. Bu fırsatlar asla kaçırılmamalıdır.

Allah Teâla Âli İmran Suresi 14. Ayetinde “Dünya yaşamının süslü ve parlak gösterildiği, o bakımdan da insanların nefsani arzulara karşı meyilli olduğu” zikrederek insanoğlunun suç işlemeye karşı meyilli yaratıldığı anlatılır

Yine Kıyame Suresi 9. Ayetinde bunun böyle olduğunu görüyoruz. Bu ayette C.Allah, “Her insan hata işler; ama hata işleyenlerin en hayırlısı, çok tövbe edenlerdir” buyurarak, dünyada suç işlemeyen bir tek Allah’ın kulunun olamayacağını bildirmektedir. Herkes mutlak surette suç işler. Ayette bu durumu bildiren C.Hak, ayetin sonunda da, hata işleyenlerin en hayırlısının çok tövbe edip, Allah’tan affını dileyendir, buyurarak günahını affettirmek için, tövbe edenlerin hayırlı kullar arasına dahil olacağını da bildirmektedir.

Demek ki insan olarak hata işleyecek yapıda olsak da, Allaha dua etmemiz, tövbe ve istiğfarda bulunmamız, bizi affettirebilecektir. Bu Allah vaadini, yine Furkan Suresi 70. Ayetinde de görüyoruz.Bu ayette de, “Suçlu da olsa, (kulum) iman edip de tövbe eder (insanlara ve topluma faydalı olacak) güzel işler yaparsa (affolma açısından katımız da) o, bir başkadır. Allah işte onların günahlarını silip yerlerine sevaplar yazar. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Furkan-70) buyuran C. Hak, tövbe edilmesi halinde, küçük suçların affedilebileceğini de bildirmektedir.

Müfessirlerle İslam âlimleri, Allah’ın affedebileceğini vaat ettiği günahlar, Allah ile kul arasında olan küçük günahlardır.Yoksa şirk koşmak gibi büyük günahlar değildir, bilgisini verirler. Bunun böyle olduğunu da, Nisa Suresi 31. Ayetinden anlıyoruz.Bu Ayette C.Allah, “Eğer siz, büyük günahlardan kaçınırsanız, küçük günahlarınızı bağışlarız. Ve sizin mekanınızı güzel yaparız.” (Nisa-31) buyurarak büyük günah işlemekten kaçınmamızı istemektedir.

Çıkaracağımız sonuç şu olacaktır. İnsanlar her ne kadar suç işleseler de, şirk olacak suçları işlemedikçe kul hakkı yemedikçe, Allah’ın kitabı ve Resulünü reddetmedikçe işlenilen diğer küçük suçlar affedilebilecektir. Bu, bir Allah vaadidir. Öyleyse suç işlemekten kaçacağız. İşlenmiş küçük suçlarımız, günahlarımız varsa, Allah Teâla’nın bunları affedeceğini bileceğiz. Bu konuda umutsuzluğa da kapılmayacağız.Çünkü C.Hak Kuran’da Zümer Suresi, 53. Ayetinde,"Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir." Buyurarak kullarının umutsuzluğa kapılmamalarını istemektedir.

Hicr Suresi 55 Ayetinde de C.Allah kullarına, “Asla umut kesenlerden olmayın” tavsiyesinde bulunmaktadır. Rum Suresi 36. Ayetinde de, “kendi yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük isabet ettiği zaman, hemen umutsuzluğa kapılırlar. (Asla umutsuzluğa kapılmayın)” buyurmaktadır. Öyleyse duamızı, kulluğumuzu yapacağız. Umutsuz olmayacağız.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@