Yarın 10 Kasım…
Ulu önderimiz, Mustafa Kemal Atatürk’ün 10 Kasım 1938 tarihinde, sabah saat 09:05’te aramızdan ayrılışının 83’üncü yılı. Dünyanın hiçbir ülkesine nasip olmayan böyle bir lideri; Ata’mızı hasret ve özlemle anmak için, O’nun meydana getirdiği “Cumhuriyet Eseri’ni de” çok iyi anlamamız gerekiyor…
Mustafa Kemal’in “Cumhuriyet Eseri”ni yazma tarihinin başlangıcı; 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı’nın ilk günleridir. Savaşın başlangıcından sonra İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya’dan meydana gelen itilaf ülkeleri “Osmanlı Devleti’ni hasta adam” olarak ilan ederek Anadolu topraklarını paylaşmak için harekete geçmişti. 3 yıl sonra 1917’de Yunanistan da itilaf ülkelerine dahil oldu...
Tarih boyunca gözü İstanbul’da olan İngilizler, ilk olarak 1915 yılında bu kenti işgal etmek için harekete geçti. Ancak “İngiliz donanması ve müttefikleri ”Çanakkale Boğazı’nda inanılmaz bir direniş ile karşılaştı; “İstanbul’u işgal etme hayalleri denizin dibine gömüldü!”
Savaşarak boğazı geçemeyeceğini anlayan İngilizler; “yeni ve kirli bir oyun” hazırlığına girdi. ”Nusret Mayın Gemisi’nin Boğaz’dan geçişi engellemek için döşediği mayınları temizlemek bahanesiyle” İngiliz donanması yenide harekete geçti…
Bu defa bunda başarılı oldu; Çanakkale Boğazı’nı geçen “İngiliz Donanması 13 Kasım 1918 günü 61 savaş gemisi” ile İstanbul’da Dolmabahçe ve Yıldız Sarayı önünde demir attı. Daha sonra İngilizlere, Yunanistan’ın 13 gemi ile eşlik ederek bu sayı 74’e yükseldi…
“Bir tek kurşun bile atılmadan” ülke topraklarının “acz içinde düşmana teslim edilmeye başlanması” Mustafa Kemal’in içinde inanılmaz fırtınalar koparıyordu…
Bu işgale karşı daha fazla dayanacak gücü kalmamıştı…
Güvendiği arkadaşları ile Anadolu’ya giderek “söz adamlığının, yerine icraat adamlığına geçme zamanı gelmiş nerdeyse geçiyor” diye düşünüyordu…
Mustafa Kemal’in silahları yoktu, düzenli orduları yoktu, sadece kendisine yürekten destek vereceğine inandığı başta Anadolu kadınları olmak üzere Anadolu erkekleri vardı…
Mustafa Kemal bu duygular içinde; “Bandırma isimli gemi ile İstanbul’dan hareket ederek, Karadeniz’in sularına kendini emanet etmişti!.”
Bazı tarih kaynaklarında yer aldığı gibi “Geminin yolcusu 18 kişi değildi. Bandırma Gemisi’nin, İstanbul’dan Samsun’a doğru hareket ettiği dönemin kayıtlarına göre, Mustafa Kemal’in güvendiği arkadaşlarının yanı sıra; 5’i çavuş, 3’ü onbaşı, 17’si er ve gemi personeli dahil 48 yolcusu vardı!.”
Mustafa Kemal; Samsun’dan sonra başta Amasya, Erzurum ve Sivas’ta Anadolu’nun değişik illerinden davet edilen delegelere; hedeflerini, Kurtuluş Savaşı’nı nasıl başlatacağını ve kazanılacağını anlatıyordu!.
Yaptığı icraatlar; Mustafa Kemal Atatürk sadece “Başkomutan” değil, aynı zamanda iyi bir siyasi düşünür olduğunun da kanıtıydı. Döneminde Türkiye’de modern, politik ekonomik ve kültürel anlamda milliyetçi reformlar da gerçekleştirdi…
Yokluklar içinde Anadolu topraklarını “düşman işgalinden kurtaran Mustafa Kemal Atatürk, sadece Türkiye’de değil dünya çapında birçok insanın hayatını merak ettiği en güçlü isimlerden biri oldu. “Ata’mızı anlayan dünyanın pek çok ülkesi” O’nun büstlerini, heykellerini yaşadıkları kentlerin en önemli meydanlarına dikti…
Atatürk’ü her geçen yıl artan hasret ile anmak için; O’nu anlamak, yaşadığı dönemi bilmek, mücadelesini son noktasından virgülüne kadar öğrenmek gerekir…
Mustafa Kemal Atatürk’ü bu şekilde kalbimizde yaşatırsak, “Türkiye Cumhuriyeti Eseri”ni ne zorluklar içinde yazdığını, fikirlerini, eylemlerini çok daha iyi anlarız…
Haftaya buluşmak dileği ile…