Mutlu aile, mutlu şirket

Peyvend’le İş Dünyası’nın bu haftaki konuğu Mutlu Metal Sanayi Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Gülesin Atalay, “Ben zor kelimesini sözcük dağarcığımdan çıkardım. Her zorlukta bir kolaylık vardır” dedi

Güncel 26.07.2021 - 07:00 26.07.2021 - 07:01

Peyvend ÖKSÜZ / YENİGÜN - Peyvend’le İş Dünyası’nın bu haftaki konuğu Mutlu Metal Sanayi Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Gülesin Atalay oldu. Aynı zamanda TAİDER Aile İşletmeleri Derneği İzmir İl Temsilcilikleri Eş Başkanı, TOBB Torbalı Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı ve Kadın Yelkenciler Spor Kulübü Derneği Üyesi Gülesin Atalay başarıya giden yolda önemli tavsiyelerde bulundu.

 

P: Gülesin’i Gülesin yapan şey neydi? Aile köklerin, kültürün, ailedeki yaşam tarzınız, sana kattığı değer ve sinerji çok önemli, biraz bize aileni anlatır mısın?

G: Peşinen şunu söylemek isterim bir daha dünyaya gelecek olsam yine aynı aileyi seçerdim. Annem de babam da kalpleri güzel olan içinden sevgi fışkıran gönlü güzel insanlar. İkisi de çok hümanist insanlar. Benim çocukluğum onların sayesinde çok huzurlu çok güven dolu geçti. Ailede sevgi güven huzur çok önemli.

P: Annen ve baban nereli?

G: Annemin anneannesi Mübadele zamanı İstanköy Kos’tan Alaçatı’ya gelmiş. Büyükbabam annemin de Yine mübadele zamanında İran’dan bütün ailesini orada bırakarak gelmiş. Düşmanlardan kaçarken Van’a geliyor orada bir kuyuya saklanıyor. İki gün sonra kuyudan çıktığı zaman evet ölmüyor ama düşmanlardan kurtulmuş oluyor ama kardeşlerini kaybediyor. Büyükbabam Alaçatı’da fırıncıymış. Büyükannem ve büyükbabam Mübadele zamanından sonra Alaçatı’da buluşup evleniyorlar. Aslında aslen annemler alaçatılı. Baba tarafım Selanik göçmeni. Ben doğma büyüme İzmirliyim. Bizim ailede çok büyük bir karma var biz din, dil, ırk cinsiyet gözetmeksizin bu hayatta her canlıyı sevecek yüreklere sahibiz. 

P: Gülesin Atalay aile şirketinde çalışmaktan mutlu mu? Aile şirketinde çalışmak nasıl bir duygu? İkinci nesilsin çünkü, işe başlamadan önce başka bir iş ya da işte çalışmakla ilgili hayalin var mıydı?

G: Babam hiçbir zaman Gülçin ile bana benim fabrikam var gelin fabrikamızda çalışın demedi bizi hiç bu konuda zorlama anlamında yönlendirmedi. İyi ki de zorlamamış. Gazi Üniversitesi İngilizce Fransızca eğitmenliği okudum. 2005 yılında mezun olduktan sonra babamın Almanya’da fuar vardı tam o sırada ithalat ihracat çalışanı işten ayrıldı ve tercüman sıkıntısı yaşadı, benden bu konuda destek istedi ve fuarda yanına eşlik ettim. Babamın kimlerle çalıştığını ne gibi zorluklarla karşı karşıya kaldığını oraya gidince daha iyi anladım. Orada bana ihtiyaç doğmuştu. Babam yine bir şey dememişti ama süreç kendiliğinden oluştu. Bu fuarda müşterilerle yaptığımız toplantılarda hep sorunlar vardı. Babam çok kısıtlı imkanlarla mücadele veriyordu bunu görmüştüm. Bizde daha kurumsallaşma yoktu.  Müşterilerimize çıkardığı sorunlar kalite sorunları, gecikmiş siparişler ve operasyon süreci hep sıkıntılıydı şikayetler geliyordu. Oraya tercümanlık görevimle gittiğim yerde iki yapıya girip eksik kalan oluşumları düzeltmeye çalıştım tekrar üstüne basa basa söylemek istiyorum. Babam beni bu iş için zorlasaydı belki yapmayabilirdim, iş tercihin konusunda o kadar özgür bıraktı ki çocukluğumdan beri zaten bu hep böyleydi. Dolayısıyla hep kendi kararlarımı kendim verdim fuarda da müşterilere ben sözleri verince döndüğümde o sözleri tutmak zorundaydım. 

P: Mutlu Metal Sanayi firmasıyla artık devam edelim bence artık, bu hikaye nasıl başladı? Nasıl yol aldı? Son tüketiciye nasıl ulaşıyor merak ediyoruz. 

G: 1980 yılında boy menteşe imalatı yapmak üzere kurulmuş bir firma, 1984 yılında tencere kulbu imalatı sektörüne Emsan’ın kalıplarını yapmak üzere giriyor. Başarılı da olunca bize diyorlar ki “Siz gelin bu kalıplara alın, Bunların sapını siz bize üretin” diyerek bu sektöregirmiş oluyoruz. Şu anda 2021 yılı itibari ile geldiğimiz noktada üç ana sektöre hizmet vermiş bulunuyoruz. Bunlar mutfak sektörüne tencere kulbu imalatı, beyaz eşya sektöründe paslanmaz çelik aksesuarlar üretiyoruz. Bir de Mutlu Marin diye bir markamız var. Orada  da biliyorsun Peyvendcim kız kardeşim Gülçin duruyor işin başında İstanbul’da. 

P: Biraz Gülçin ile kız kardeşinle olan ilişkinden ve şu an Gülçin yanımızda olmadığı için Mutlu Marin şirketinden bahsedersen çok sevinirim.

G: Öncelikle Gülçin gibi bir kız kardeşe sahip olduğum için çok şanslıyım hep diyorum ya iyiki böyle bir ailem iyiki böyle bir kız kardeşim var. Mutlu Marin markası 2008 yılında oluştu. Aslında tamamen hobimizi işimize çevirmek başladı. 99 yılında babamız ilk teknemizi alınca, babamın bir huyu vardır bir iş için yola çıkınca ilk önce teorik kısmını çok iyi özümser, sonra pratiğe dönüştürür, Sonra kaldı eksikler neyse onları da tamamlar. 99 senesinde kaptanlık ehliyetini de aldıktan sonra da bize kızlarına kaptanlık belgesi aldırttı. 

P: Bireysel olarak da tekne sahipleri size gelip siparişlerini verebiliyor mu?

G: Tabii ki de bireysel siparişlerimiz oluyor, güneş enerjisi kuracak olan tekne sahipleri için tutamakları yapıyoruz. Yani isteğe ve talebe göre proje bazlı çalışmalar yapabiliyoruz. Onun dışında son tüketiciye hitap eden çalışmalarımız da var koltuk halatı gibi, bir de iş geliştirme  tarafımız var. Yani bu ne demek ihtiyaca göre üretimlerimizi yapıyoruz. Hem kullanıcı hem üretici kısmında biz de aktif halde olduğumuz ve kullandığımız için malzemeyi çok iyi tanıyoruz.

P: Yurtdışındaki fuarlara göre Türkiye’deki fuarları nasıl değerlendiriyorsun? Fuarların size göre bir geri dönüş oluyor mu Türkiye’deki fuarların iç kısmında başka neler olmasını isterdin?

G: Öncelikle bu soruyu kendi açımızdan cevaplamak isterim. Biz Avrupa ülkelerine % 85 oranında ihracat yapıyoruz. Hiç piyasada yer almayı çok fazla tercih etmiyoruz. Tabii ki de yurtdışındaki fuarlara çok kaliteli geçiyor. Pencere sektörü aynı tekstildeki modaya dayalı, dolayısıyla 2023 yılında çıkacak olan tencere kulbunu biz şu andaki fuarlarda sergilemek durumunda kalıyoruz fuarlara imalatı yapan arkadaşlarımızı da götürüyoruz. Nasıl bir fuar isterdim soruna şu anki fuarlar korunarak yurtdışındaki üretici firmaların siparişlerini çekebilmek adına bu üretici firmaları Türkiye’ye ülkemize getirilerek daha büyük kapsamlı fuarlar olmasını isterdim. O zaman Türkiye’nin markalaşma anlamında değeri daha da büyür. Çünkü coğrafi konumumuzla ilgili çok ciddi avantajlarimız var. Türkiye’nin marka imajının yurtdışına doğru yansıtılması gerekir. Yurtdışındaki iletişim ve pazarlama kanallarının geliştirilmesi ve yenilenmesi ihtiyacı var yoksa fuarlarımız aslında gayet güzel.

P: Aile şirketlerinde babadan oğla geçen bir yönetim kurulu vardır siz burada bunu kıranlardansınız. Bir iş sistemi dahilinde baktığımızdayönetim kurulu başkanları ve üyeleri hep erkek oluyor. Aslında bir erkek evladı olmadığı için değil kadına verdiği değerden ve tabii ki size çok güvendiği için baban şirketi size teslim etmiş, size Çimen bey çok değerli bir yol açmış fakat yine senin burada ikinci nesil ve kadın olmandan kaynaklı özellikle zorlandığın taraflar oldu mu?


G: Zorlandığın taraflar tabii ki de oldu ama her zorlanmanın kendimi geliştirmem gerektiğinin farkındaydım. Ben zor kelimesinin sözcük dağarcığımdan çıkarmış bir insanım. Dolayısıyla her zorlukta bir kolaylık vardır. Çünkü konfor alanımızdan çıkmak için o zorluklarla mücadele etmemiz gerekir. ‘Avrupa’ya ihracatımız yüzde 85’

P: TAİDER aile şirketlerinde ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz onların size ve sizin şirketinize kattığı ve sizin bu platforma kattığınız değer nasıl bir süreç?

G: TAİDER öncelikle çok kıymetli bir sivil toplum kuruluşu. Güvene dayalı şeffaf samimi ve içten, sadece kendi aile firmasına katkı koymaya değil diğer aile şirketlerine de bir faydası olan aile şirketlerinin bulunduğu bir STK. Gülçinle beraber 2018 yılında girdiğimiz bu kurumda içeride bizim gibi aynı dertleri aynı sorunları aynı çözümleri ve aynı yolda gittiğimiz diğer aile şirketlerindeki kişilerle tanışma fırsatı bulduk bu bizim için çok değerliydi. Aile şirketlerinde bundan sonraki süreçlerde yine bizim gibi aynı zorluğu yaşayan kişiler için ne yapabiliriz kısmından çok güzel çalışmalar yaptık.

P: Şirketlerin içinde yaşanan aile içi krizlerin fazla olduğunu da düşünürsek sizin kendinize ait Aile anayasasınızdan da birazcık bahseder misin?

G: Türkiye’de aile şirketlerinde şirketin üçüncü nesile geçme oranı % 3 dünyaya baktığınızda yedinci ve sekizinci kuşağın olduğu aile şirketleri var, onlar neyi yapmış nasıl bu kadar uzun vadeli yol almışlar bunları örnek almalıyız. Türkiye’ye baktığımızda ikinci nesilden sonra üçüncü nesil bambaşka işlere bu gençler bambaşka sektörlerde çalışıyorlar. Biz bu %3’lük dilime %20-30’lara çıkarmalıyız. Türkiye’yi olan bir borcumuz çünkü aile şirketleri ne kadar güçlenirse Türkiye o kadar canlanacaktır. Firmamıza katkısı Gülçin de beraber girdiğimiz bu kurumda arkadan babamızı da içeriye dahil ettik ve birinci nesilin yaşadığı zorlukları ya da yanlışları ikinci nesile 
tekrarlanmaması için güzel çalışmalar yaptık. Geçen sene mart ayındaki etkinlikte değerleriyle büyüyen “mutlu aile mutlu şirket” Sloganıyla biz konuk olduk. Aile içi iletişim aile içi uyumlanma olduğu zaman şirketlerin kalkınmama ihtimali yok. Taider’in sloganı çok güzel “Ailede birlik olursa işletmede sürdürülebilirlik olur” bu çok doğru bir söz.

P: Sadece aile şirketlerinde değil diğer kurumsal şirketlerin yaşadığı bir diğer sıkıntı y ve z kuşağının şu anki birinci nesilde ya da patronlarıyla aynı dili konuşamıyor oluşu, bu sizin şirkette nasıl olacak, çocuklarınızla aynı dili konuşma konusunda ne gibi bir oluşum içersindesiniz? 

G: Biz aile içinde aile anayasasında bir karar aldık sadece aileden olan kişiler yönetim kurulunda olacak olabilir. Ama operasyonun hiçbir şekilde içinde dahil olmaması gereken bir yapı oluşturduk çünkü işi profesyonellere bırakmak kurumsallığın en başında geliyor. Liyakata dayalı iş geliştirme süreçlerinin olduğu, insan kaynakları politikalarının konuşulduğu bir yapıya sahip olursa yönetim ve geçiş planları çok daha kolay ve güzel olur. Biz babamızdan devir aldığımız işi kendi üstümüze geçirmiyoruz biz babamızdan devre aldığımız işi profesyonellere bırakıyoruz. Biz sadece denetim ve kontrol kısmında stratejik yapıya sahip çıkarak görevimizi yapmaya çalışıyoruz

P: Şimdi senin boy boy üç tane oğlum var. Allah bağışlasın onların hayallerine baban gibi izin verecek misin yoksa iç yapıya dahil olması için biraz yönlendirme yapar mısın merak ediyorum?G: Tabii ki de onlar eğitim döneminde staj yapmak istedikleri noktada şirketimizde staj yapabilirler ama tamamen kendi hayalleri kendi hayatları ve verdikleri karara asla karışmayız tıpkı babamın bize karışmadığı gibi. 

P: Şimdi gelelim kadın yelkenciler Spor kulübü Derneği’ne derneğimize girmeye nasıl karar verdin? 

G: Bu derneğe girmemdeki evet asıl sebep denize ve doğaya aşık olmamdan kaynaklıydı sonra yarış geliyordu çünkü yarışmayı çok seviyorum o adrenalin duygusunu çok seviyorum tabii ki de bunun içinde kadınlarla yaptığımız birlik ve beraberlik çalışmaları da beni en çok besleyen şeylerden bir tanesi o yüzden bu dernekte çok mutluyum iç yapıda ve çok daha güzel işlere ve güzel projelerde var olacağımıza inanıyorum bunun için sana da çok teşekkür ediyorum Peyvendcim. 

P: Biraz Tobb Torbalı Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı olarak bu birlikte Neler yapıyorsunuz iş yaşamınızdaki profesyonelliğinizi oradaki yeni başlayan kadın girişimcilere nasıl yansıtıyorsunuz merak ediyorum.

G: 2018 yılında Aysel Öztezel ile tanıştık. Kendisi profesyonel bir iş insanıdır. Kadın girişimcilere özel olarak yola çıkmış gerçek bir kadın gördüm ona bakınca. 2019 Şubat ayında Torbalı başkanımız Vahap bey Torbalı‘da kadın girişimciler kurulunun seçimleri olduğunu ve katılmam gerektiğini söylediler. Hiç reddetmedim. Kadın girişimciler tarafında sanayici olduğumuz için de var olmam gerektiğini düşündüm. Üçüncü Senem ve güzel projeler yapıyoruz. “Pusulam Yanımda” diye bir menütörlük programımız var. Hayattan ne istediğini bilen ne istemediğini de bilen kendi kendine yetebilen ekonomik özgürlüğünü eline almayı başarmış ve birlikte diğer kadınlarla yol alan işler yapıyoruz. Kadınlara iş dünyasında fırsat verilmesi lazım.Karar verici pozisyonda kaç kadınımız var. Bu soruyu bence her sanayici kendine sormalı

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@