Narenciye’de yeni sezon umudu

Narenciye'de yeni sezon umudu

Eylül ayının gelmesiyle birlikte narenciye de yeni sezon açıldı.

Narenciye'de yeni sezon umudu

Eylül ayının gelmesiyle birlikte narenciye de yeni sezon açıldı.

Narenciye'de yeni sezon umudu
14 Eylül 2018 - 08:53

Narenciye işiyle uğraşanlar bu yılın kendileri için hem rekolte olarak hem de ürün kalitesi anlamında iyi bir olacağı görüşündeler. İzmir Ticaret Borsası Meyve ve Sebze Toptan Ticareti Komite Üyesi Erdinç İnan Yılmaz, “Bu sene mevsim şartlarının iyi gitmesine bağlı olarak hem rekolte de beklentiler çok iyi hem de ürünün kalitesi anlamındaiİyi bir sezon bekleniyor” dedi

Narenciye sektörünün sezonluk bir iş olduğunu dile getiren Yılmaz, “Ege Bölgesi’nde diğer bölgelere göre sezon biraz daha kısa sürüyor. Adana, Mersin, Antakya bölgelerinde hem limon sezonu hem portakal çeşitliliğinin bizlere göre daha fazla olması ve sezonun uzun olması bizleri etkiliyor. Orada 8 ay gibi bir süre ürün işlenirken, Ege Bölgesi’nde bu süre ne yazık ki 4 ay ile sınırlı kalıyor. Eylül başı itibariyle yeni sezonumuz başladı. Limon çeşitleri Mayer, Erterdonat limonlarının kesim zamanı geldi. Akabinde erkenci mandalin okitsu, satsuma çeşitleri ile devam edecek. Bu sene mevsim şartlarının iyi gitmesine bağlı olarak hem rekoltede beklentiler çok iyi hem de ürünün kalitesi anlamında boyu çok güzel. İyi bir sezon bekleniyor. Döviz kuruna da bağlı olarak ihracat da beklentiler yüksek. Şu an ihracatçılarda yaş meyve ve sebze işiyle uğraşanlarda iyi bir sezon olacağı beklentisindeler” diye konuştu.

“ÜRÜNLER ERKEN ÇIKTI”

Sadece rekolte anlamında değil, ürün kalitesi anlamında da iyi bir yıl beklediklerini ifade eden Yılmaz, “ Ürünün ihracat kalitesinde olması da çok büyük önem arz ediyor. Bizde bu sene ürün kalitesi de güzel. Ürünün boyu, tatlılığı, erken gelmesi bunların hepsi ülke olarak bizim avantajımız. Çünkü bizim kendi içimizde rekabet ettiğimiz ülkeler İspanya ve Mısır. Bu ülkelere göre özellikle İspanya’ya göre erken ürün çıkması avantaj sağlıyor. Ürünlerimiz normalde İspanya’ya göre 2-3 hafta önce çıkıyordu. Bu yıl 2 hafta daha önce geliyor bu da bize avantaj sağlıyor. Özellikle Avrupa ve Rusya pazarında avantaj sağlıyor” ifadelerini kullandı.

“KURUN ARTMASINDAN ÇOK STABİLİTE ÖNEMLİ”

Döviz kurlarındaki artışın etkilerine değinen Yılmaz, “Döviz kurlarının artması ihracatçılar için çok önemli. Ama burada stabilite daha önemli. Kurun ne olacağını bilmek ihracatçı için kurun yükselmesinden daha önemli. Bunun en erke dönüşleri 45 gün olacak. Şu anda döviz kurundan sattığımız fiyatla 45 gün sonra fiyatın ne olacağı belli değil. Kriz nasıl gidecek, dövizdeki yükselme, bu sıkıntılar düzelecek mi bunu bilmek ihracatçı için daha önemli. İhracatçı önünü görebildiği zaman döviz kuru aşağıda da olsa yine ihracatını yapar. Ama şu anda yükselecek mi düşecek mi onu bilemiyor. Burada atlanan bir konu daha var. İhracatçılar aynı zamanda döviz kuru da kullanıyor. Genellikle devletin desteğiyle Eximbank kullanılıyor. Orada kullandığı, aldığı borç döviz olduğu için dövizin yükselmesi borçlarını da etkiliyor. Borcu da zaten döviz üzerinden olduğu için kurun yükselmesi borçların da yükselmesi anlamına geliyor. Bu nedenle ihracatçı döviz yükseldiğinde daha fazla kazanıyor gibi düşünülüyor ama böyle bir durum olmuyor. Bu durum hep göz ardı ediliyor. Borcu olan firmaların doların yükselmesinden ziyade ürünün kalitesi ve iş yapılabilir olması onlar için daha önemli. O yüzden firmalar döviz risklerine karşı kendilerini korumaya çalışıyorlar. Bizde dövizin yükselmesi artı görünür ama bir yere oturacak. Ona göre de üretici de döviz kuru daha yüksek bu nedenle yüksek fiyattan satmam lazım diye düşünüyor. Girdiler yükseliyor. Bizim için kağıt maliyeti çok önemli. Karton koliler ve plastik kasalarda çok satılıyor. Bunların hepsi dövize bağlı. Kağıt ve plastik fiyatları yükseldi. Girdilerimiz yüksek. Üreticilerin yakıt, ilaç girdileri de dövize bağlı olarak yükseliyor. Bu yüzden bizde dövizin Türk Lirası’na olan değerinden ziyade stabilitesi ve ürünün kalitesi ve dünya piyasalarında rekabet edebilir şekilde olması daha önemli” dedi.

“HALK YERLİ MALINA YÖNELDİ”         

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntının çözüme kavuşacağını söyleyen Yılmaz, “Türkiye’nin şu anda içinde bulunduğu gerek ekonomik yapısından kaynaklanan bazı sıkıntılar gerekse başka ülkelerle yaşanan sorunlara bağlı olarak yaşanan problemler yapılan ataklarla bir çözüme kavuşturulacaktır. Baktığımızda cari açıkta da bir azalma var. Bir şekilde halk bilinçlendi ve yerli malına yöneldi. Yerli malı tüketimi artacak gibi görünüyor. Dövizin yükselmesinin bu yönden bir artısı olacaktır. Cari açığın azalması orta vadede ülke ekonomisinin düzene oturmasını sağlar” diye konuştu.

LİMON FİYATLARI

Sezonun yeni açılması nedeniyle limon fiyatlarının da yüksek olduğuna değinen Yılmaz, “Halkımız bu ürünün tabiatını bilmediği için yanlış algılar oluyor. Aracılar yüzünde limon fiyatınınn yükseldiğini düşünüyorlar. Her ürün gibi limon da sezonluk bir ürün. 4-5 çeşidi var. Eylül başı itibariyle Enterdonat, Mayer gibi ürünler hasat ediliyor. Yaklaşık 4-5 ürünün şubat ayına kadar hasatları yapılıyor. Son yapılan bizim Lamas dediğimiz çeşidi yatağan dediğimiz kasaların içinde depolarda saklanıyor. Eskiden bu ürün mağaralarda saklanırdı. Şimdi genellikle mağaralarda ve soğuk hava depolarında muhafazaya alınıyor. Şubat ayında depolara konulan bu ürünler ihtiyaç olduğunda buralardan çıkarılıyor. Limon olmadığı dönemlerde insanların limon tüketmesi sağlanıyor. Bir yıl boyunca sofralarda limon bulunuyor ama limon ne yazık ki bir yıl boyunca yetişmiyor. Bu yüzden de bu depolamanın maliyeti, tekrar işçilik yapılıyor. Bu ürünlerin içinde de zayiat oluyor. Mesela depoya 19 kilo ürün konuluyor bunun içerisinden sezonuna göre, o dönemki yağışlara göre, deponun şartlarına göre ürün kaybı yaşanıyor. Tekrar bu ürünler seçiliyor, çürükler atılıyor. İnsanlar onu belli bir maliyetten alıyor. Stok maliyeti var üzerine depolama, ilaç maliyetleri hepsi biniyor. Dağıtım maliyetlerini yanı sıra bir de zayiatlardan kaynaklı maliyetler ürünün fiyatını arttırıyor. Sezonuna göre bazen çok zayiat oluyor. Bu da kendi içinde bir fiyat oluşturuyor. Türkiye’de limon üretimi geçtiğimiz senelere göre zaten düşük. Bir de yağışlardan dolayı bazı ürünler depolamaya uygun olmuyor. Limonun düştüğü dönemdeki fiyata da kimse bakmıyor. Sezon geçtikten sonra depoda çürükler atılıyor.

 

Doğal olarak insanlarda bu zayiatı en son tükettikleri fiyata yansıtmak zorunda kalıyor. 10 liralara kadar yaklaşan fiyatlarla ürün satılıyor. Bunun nedenini soruyorlar. Sezonda olmayan bir ürünü aldığınız zaman elbette ki fiyatı olması gerekene göre biraz daha pahalı olacak. Fiyatlar daha yeni olduğu için fiyatlar yüksek geliyor. Hallerde bu fiyatlar 3 liralara kadar düştü. Sezon ilerledikçe, ürünler piyasaya gelmeye başladıkça fiyatlar elbette ki daha da düşecek” açıklamalarında bulundu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İzmir Körfez Festivali'nde İkinci Gün Coşkusu
İzmir Körfez Festivali'nde İkinci Gün Coşkusu
Galatasaray'a Coşkulu Karşılama
Galatasaray'a Coşkulu Karşılama