Av. Ahmet Tamer'in 20 Temmuz 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Her hafta, çarşı pazar ucuzlayacak diye beklerken 'Temmuz ayının ortasındayız. Pazarda domates 20 lira, biber 25 lira, sebzesi meyvesi ateş pahası, mevsimini beklemek lazım!' diye iğneliyor bir dostumuz.

Pazarcı esnafı ise yerli üreticilerin ürünleri pazar tezgahlarındaki yerini aldı, ürünler bollaştı, diyerek fiyatların düştüğünü ancak bir bir buçuk ay sonrasında tekrar artacağını dile getiriyor. Patatesin 12 liradan 10 liraya düşmesini de emsal gösteriyor.

Evet dostlar, bir kilo patatesin dahi 10 liraya çok ucuz kabül edildiği günleri yaşıyoruz. Yazın ortasına gelmemize rağmen bir karpuz fiyatı en uygun şartlarda dahi 40- 50 TL durumda.

Girdi maliyetlerini artıran, enflasyonu tetikleyen başlıca ana kalem ürünlerde son bir yıl içinde yaklaşık olarak şeker beş kat, doğalgaz üç kat, benzin ve motorin üç kat, elektrik, ulaşım, ekmek iki buçuk kat, ayçicek yağı, et, süt, tüp iki kat zamlanmış durumda. Kimsenin güveninin kalmadığı TÜİK'e göre ise enflasyon oranı yıllık %78 civarında.

Gerçek enflasyon ile iktidarın açıkladığı enflasyon arasında uçurum var. Halkın enflasyonunu gerçek manada öğrenmek isteyen ve konuyu fiili anlamda her ay ele alan bir de siyasetcimiz var. İYİ Parti Mali İşler Başkanı Sayın Ümit Dikbayır ve eşi Nigar Dikbayır, ‘Milletin geçim derdi' adını verdikleri çalışmalarını yılbaşından itibaren her ay düzenli bir şekilde uygulayarak asgari ücretli bir ailenin yaşam koşullarını canlandırıyorlar. Nasıl mı?

Asgari ücret tutarından kira, elektrik, doğalgaz, telefon, su gibi zorunlu fatura bedellerini düştükten sonra sonra ay sonuna kadar geçinebilmek için kenara sadece 200 TL ayırıp, kalan tutarla markete alışveriş yapmaya giderek her ay aynı ürünleri aynı miktarda aynı marketten almaya çalışıyorlar. Ancak, ocak ayında elde kalan parayla tam 41 kalem market ürünü alabiliyor iken aynı para ile haziran ayında sadece 21 kalem ürün alınabilmiş.

İYİ Parti'li Dikbayır konu ile alakalı “Piyasadaki yangın devam ediyor. Her şeye zam gelmiş; elektriğe, akaryakıta bu kadar zam gelirse, piyasa da etkileniyor. Bu millet ne yapacak, nasıl geçinecek? derken Cumhur İttifakı ortağı sayın Devlet Bahçeli ise bu hafta 15 Temmuz anmasında yaptığı konuşmada "Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı tanıyınız, anlayınız, anlatınız." ifadelerini kullandı.

Türk'ün örf ve adetinde büyüğüne saygısızlık etmek yoktur ancak hal böyle iken milletin geçim derdi ne Bahçeli'yi dinler ne de Erdoğan'ı ipler...

Öz cümle ve nihayet; Ülkemizin ekonomik anlamda geldiği noktayı bir fıkra ile tebessüm ederek özetleyelim;

Dönemin Amerika, İngiltere ve Türkiye liderleri biraraya gelmiş ve toplantı sonunda basının sorularını yanıtlıyorlarmış.

Gazeteci sormuş:

- Ülkenizde 4 kişilik bir aile ne kadar gelirle rahat bir hayat sürebilir ve siz onlara ne kadar ödüyorsunuz?

Amerikan lider:

- Amerika'da 4 kişilik bir aile 5000 dolar ile rahat bir yaşam sürebilir. Biz onlara 6500 dolar ödüyoruz. Geri kalan 1500 doları ne yaparlar, bilmiyorum.

İngiliz lider:

- İngiltere'de aynı aile 4000 pound ile rahat yaşar. Biz 5000 veriyoruz. 1000 pound nereye gidiyor, bilmiyoruz.

Türk lider ise;

- Türkiyede aynı ailenin açlık sınırı 10000TL'dir. Biz onlara 5000 TL veriyoruz. Geriye kalan 5000 TL'yi nereden buluyorlar, biz de anlamış değiliz.