13.11.2020, 05:38

Ne yapılır???

Her gerçek Türk çocuğu  , Mustafa Kemal Atatürk ‘ü , görmediği, tanımadığı  halde tanıdık hisseder, içinde anlamlandıramadığı bir sevgi duyar. Bu Türk olmanın doğasında vardır , bence.. 

Her gerçek Türk çocuğu  , Mustafa Kemal Atatürk ‘ü , görmediği, tanımadığı  halde tanıdık hisseder, içinde anlamlandıramadığı bir sevgi duyar. Bu Türk olmanın doğasında vardır , bence.. 

O’nun fotoğraflarına bakarken,  şu sıralar ağlamak geliyor içimden.. Türk milleti olarak zor günler yaşadığımızdan ve hatalar yaptığımızdan olacak sanırım O’na ve tüm Kurtuluş Savaşında Mücadele eden Atalarımız’a karşı vicdanımın sızlayışı..

Yine de Türk Gençliğine güveniyorum ben!

Beni çok etkileyen bir anı paylaşmak istedim 

bu gün sizlerle.. 

 

Yıl 1938 günlerden 10 Kasım..Bir milletin gözyaşı olup aktığı gün.. 

Yüreklerin dağlandığı gün..

Yediden yetmişe bir milletin bütünüyle kahrolduğu gün..

Unutamam o günü ..Dersteydik.. Akademiden Dolmabahçe görünüyordu ..Bahçeden bir çığlık yükselmişti.. 

O ses,  hala hatırladıkça yüreğimi yakar:

-Atatürk öldü..

Fırladık sınıftan, Akademinin rıhtımına. Bayrak Dolmabahçe ‘nin Çatısındaki koca direkten yarıya düşmüştü.

 

- Şimdi ne yapacağız?

 

 Öğretmenleriyle,  öğrencileriyle geçirdiğimiz o şaşkınlığı unutamam. Müdürümüz Fevzi Çakmak ‘ın damadı  Burhan Toprak idi.Müdürün hali hala gözlerimin önünde . İki eliyle başını avuçlamış ,  hüngür hüngür ağlıyor ve söyleniyordu .

 

-Ölmemeliydi.. Ölmemeliydi..

 

Olduğu yerde taştan kanepeler üzerine devriliverdi . Sınıf öğretmenimiz  Profesör Ginter iki gün sonra bizlere şöyle sesleniyordu:

 

Dünya Atatürk ‘ten sonra çok değişir.  Özgür yaşamak istiyorsanız O’nun  ideallerinden yürüyeceksiniz . Tek çıkar yolumuz budur .Onu sizlere anlatacak değilim . Almanya’daki evimdeki kütüphanemde dört adet Atatürk kitabı var. Hepsi de  Alman yazarlarının. Onu ben de en az sizin kadar tanıyor ve seviyorum.

 

Ve yine 10 Kasım 1938 günü İstanbul Hukuk Fakültesi , Alman Profesör Schwartz,  günün yürekleri burkan haberini o da duymuş ve şaşkın bir durumda , “ Derse  gireyim mi , girmeyeyim mi “, diye kararsız kalmış.  Rektörün yanına gidiyor aralarında şöyle bir konuşma geçiyor :

 

-Efendim, kararsızım. Acaba ne yapayım ? Çocukları dersi alayım mı ?

 

Rektör  şöyle cevap verir:

- Sizde Almanya’da böyle büyük bir adam ölünce ne yaparlarsa onu yapın...

 

İşte o zaman Alman Profesör kollarını iki yana sarkıtarak üzgün bir sesle cevap verir:

 

-  Bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki !

 

 

Hanri Benazus - Atatürk Anıları 

 

Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu’nun anılarından..

Yorumlar