09.11.2020, 07:08

Neden Bayraklı, neden Bornova?

Travmatik bir dönemden geçiyoruz evet.Ancak bu depremde yaşanılan bize “pes yani” dedirtti.Sisam’da olan deprem ve yıkılan Bayraklı, Bornova.Merkezden uzakta ki Bornova-Bayraklı ’da binalar yıkıldı, canlar yandı.

Travmatik bir dönemden geçiyoruz evet.

Ancak bu depremde yaşanılan bize “pes yani” dedirtti.

Sisam’da olan deprem ve yıkılan Bayraklı, Bornova.

Merkezden uzakta ki Bornova-Bayraklı ’da binalar yıkıldı, canlar yandı.

*

Depremde çok ilginç bir durum var.

Jeofizikçiler bunu çok güzel açıkladılar.

Sadece çürük binadan mı, çalmadan çırpmadan mı?

Hayır.

Asıl neden zemin ve bu zeminlerde yapılaşmaya, çok kata izin verenler ve bu yapılaşmaları çalarak yapanlar yüzünden.

 

*

Bornova ovası denen gerçek var.

Meles çayı denen gerçek var.

Zeminin alüvyonlardan oluşması denen gerçek var.

Kuruyan göl denen gerçek var.

Sulak alanlar denilen gerçek var.

Zemin sıvılaşması denilen gerçek var.

Ve başka gerçek ise bunları bile bile oraya verilen imar izinleri.

*

Gediz deltasına kurulu olan gerçek Bornova, Bayraklı ve Karşıyaka gerçektir.

Sağlam zeminin yaklaşık 300 metre derinde olduğu gerçektir.

Mavişehir, Ataşehir, Bostanlı, Çiğli, Bayraklı, Salhane, Mansuroğlu, Manavkuyu mahallelerinin sıvılaşma riski gerçektir.

Hayal değildir.

Buralarda yapılacak binaların yüksek teknoloji ve yüksek maliyetli sistemler ile yapılması şart iken normal bir temel ile bina yapmak ve yapılmasına zemin hazırlamak cinayettir.

*

5000 yıllık tarihinde 9 kez yıkılan İzmir gerçeği var.

Anlamak istemiyorlar.

Ama bu gerçek önümüzde.

1966 dan bu yana ülkemizde 164 kez imar yasası değişir mi?

Değişir.

7 kez imar affı gelir mi?

Gelir.

İlkokul diploması ile müteahhit olunur mu?

Olunur.

Çürük raporu verildiği halde o evlerde oturulur mu?

Oturulur.

İzin de verilir.

Kılda kıpırdamaz.

*

 

Depremin şiddeti neydi, bu bile şu an spekülasyon iken binaların çökme sebepleri belli iken gerçekte kaç bina hasarlı? Bilmiyoruz.

Hangi kurum ve kuruluşlara hesap sorulacak, haklar nelerdir?

Tam bilmiyoruz.

 

*

Girdabın içine düşersek olacak olan şu;

Depremde ölenlere, saatlerce yaşam mücadelesi vererek enkaz altından çıkanlara üzüleceğiz.

Ekranlarda bir süre onları izleyeceğiz.

Ağlayacağız.

Bir süre sonra da bu olayları unutacağız.

Kısaca unuttuğumuz olaylar listesine biri daha eklenecek. Hep böyle oldu çünkü.

 

*

Kentler inşa edilirken fay hatlarının yok sayılması affedilemez.

Rantın ön plana çıkartılıp binaların tarım ve sulak alanlar üzerinde yapılması affedilemez.

30 yıl önce yapılmış bir hatanın üzerine yine gökdelenler inşası affedilemez.

Yaşanan deprem sonrası kentin zemin tespiti ve imar planlamasının bir kez daha gözden geçirilmesi düşünülüyor.

Aklınız neredeydi?

Binalardan 17’sinin tamamen çökmesi mi gerekliydi bunu yapmanız için.

İlla bir felaket mi yaşamanız gerekli bunu yapmak için?

*

Ey ülkemde af meraklıları, ey belediyeler, imar sevdalıları, çok kat düşkünleri.

Üzülmeyin!

Bunun sorumlusu siz değil misiniz?

Asıl ihmalci siz değil misiniz?

Gözünü para hırsı bürümüş müteahhitlere ses etmeyen siz değil misiniz?

Sizsiniz.

*

35 milyar dolar deprem vergisi nereye gitti?

Cevaplanmalı.

Bu felaketlerin meydana gelmesini önlemek için ne yapılacak?

Cevaplamalı.

İmar, imar diye delirenlere geçit verilmemeli.

 

*

Çok sorun var.

Çok insanlık borcu var.

Çok.

Ve sesleniyoruz devlete, ‘şimdi siyaset zamanı değil.’

iktidarı da, muhalefeti de ‘şimdi siyaset zamanı değil.’

Yaraları sarma zamanı.

 

Dip notlar;

 

Ağlardın atam.

Yarın 10 Kasım.

Ağlardın atam...

İzmir’e ağlardın. Hem pisi pisine ölenlere ağlardın, hem de o yüce gönüllü insanların yardımlaşmasına ağlardın.

El ele.

Gönül günüler.

Omuz omuza yardım için can atan İzmirlilere ağlardın.

Ağlardın atam...

Rant için can yakanları görsen, para için kolonları kesenleri görsen ağlardın.

Ne zamanki şu garip insan kat üstüne kat yaptı, bozdu dengeyi.

Kendini de bozdu, çevresini de bozdu. Eskiden alçak gönüllüydü insan.

Yükseldi insan.

Ama gururu da yükseldi.

Selamsız sabahsız oldu birbirine. Bunu görsen ağlardın.

Yarın 10 Kasım. Bu Kasım İzmir’ime çift kat hüzün. Çift kat hazan.

 

Kabuk...

Dünyanın içinde yaşayan insanlarda üst üste binmiş kabuklarının çatlaması nasılsa yerküre de öyle.

Onun çatlaması kabukların altından güzelliklerin çıkmasını sağlayıp, verimli toprakları ortaya çıkarır iken insanların kabukları çatladığında çıkan kirliliğin haddi hesabı yok. Toprağın yuttuğu, depremin yuttuğu kişiler yerkürenin cezası değil, kirli, yalancı, dolapçı, üçkağıtçı insanların sonucu.

Onların para hırsının getirisi.

Kabukların çatlaması her boyutta kendini gösteriyor ve bu devam edecek.

Çünkü sebepler mutlaka ama mutlaka sonuçları hazırlar.

Kirli insanlık yaptığını er geç öder.

 

Canlar hep yandı...

19 Ağustos 1966 Varto Depremi; 2400 kayıp...

24 Kasım 1976 Muradiye Depremi; 4000 kayıp...

17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi; 17.000 kayıp veya fazlası...

3 Şubat 2002 Afyonkarahisar Depremi; 44 kayıp...

2 Temmuz 2004 Doğubeyazıt Depremi; 18 kayıp...

23 Ekim/ 9 Kasım 2011 Van Depremi; 601 kayıp...

24 Ocak 2020’de Elazığ Depremi; 41 kayıp...

31 Ekim 2020 İzmir Depremi; can kaybı şimdilik 114 kayıp...

Ah canlar hep yandı.

Ancak sorumluların canı hiç yanmadı.

 

Ege'nin iki yakasından ortak ses...

‘İnsanlar ve tüm canlılar için hayatın yanındayız’ diyen Yunanistan ve Türkiye'den ekoloji örgütlerinin oluşturduğu www.kazmabirak.org oluşumu ortak açıklama yayımlayarak Ege’nin iki yakasında yaşayan insanların kaderlerinin ortak olduğu ve daha fazla canlı kaybının olmaması için doğayı hiçe sayan politikalara son verilmesi çağrısı yaptı.

68 örgütün imzaladığı #kazmabirak kampanyasının amacı Akdeniz bölgesinde hidrokarbon arama faaliyetlerinin deprem olasılığını güçlendirdiğine dikkat çekmek.

Yorum sizin.

 

Mutlu kalın.

 

Fıkra;
Az önce bayiden gazete alan Temel, biraz sonra aynı gazeteden dört tane daha almak isteyince tezgahtar merakla sordu:

-Az önce aynı gazeteden bir tane almıştın. Şimdi bu dört gazeteyi ne yapacaksın? Temel:

– Ezberleyeceğumi mi sandun, anlamay misın da?

 

Günün sözü;

"Hayatlarımızı bazen yakaladığımız fırsatlar belirler. Bazen de kaçırdığımız." (The Curious Case of Benjamin Button)

 

Yorumlar