10.05.2021, 09:01

Nefis nedir,nefisle mücadele nasıl yapılmalıdır?

“Ey iman edenler! Şeytana uymaktan kaçının. Çünkü şüphesiz sizin apaçık bir düşmanınızdır.”(Bakara-208)

“Oruçlu yatağı üzerinde uyusa da  ibadettir.”(Deylemi)     

            Bugün Allah nasip ederse insan benliğinin,bir yönü olan nefis üzerinde duracağız.Öncelikle üzerinde duracağımız,nefis nedir onu anlamak ve anlatmak olacaktır.Bilindiği gibi nefis kavramı çok sık kullandığımız, çok sık duyduğumuz bir kavramdır.İnsan yapısının da,kişiyi kötülüğe doğru sevk etmeye çalışan bir yönüdür.Benliğimizin, öz yapımızın ruhani bir yönünü oluşturur.

Sahabeler  peygamberimizle birlikte oldukları bir sırada O’na ,“Ya Resulullah! Nefis  nedir? Bize  nefsin ne olduğunu anlatır mısınız?” diye soruyorlar Peygamberimiz de “Nefis Manevi olarak, sizin içinizdeki en büyük düşmanınızdır.İnsanın ön iki yanında ve üst ortasında  bulunur.” Diyerek cevaplandırıyor.

            İslam âlimleri iki yanının üst ortasında bulunur, ifadesinden  kastedilenin,insan kalbi,insanın öz varlığı, İnsan benliğidir diye yorum getiriyorlar. Bu tarife göre, Nefis, insanın varlığını, kişilerin kötülüklere,yasaklara,kötü eylem ve işlemlere yönlendiren manevi varlığının bir yönüdür.

            Bilindiği gibi,Dünyada her şey,zıddı ile kaimdir, denir.Yani iyilik varsa kötülük de vardır. Güzellik varsa çirkinlik de vardır. İnsan için de bu prensip geçerlidir. İnsan da nasıl akıl ve vicdan varsa ve onlar insanı iyiliğe ve doğru olan şeylere sevk etmeye çalışırsa, nefis de  manevi varlığımızın,  insanları kötülüklere doğru yönlendirmeye çalışan bir yönüdür.

            Demek ki insanın yapısında nasıl iyiliğe ve doğruluğa sevk eden bir mekanizma yani akıl ve vicdan bölümü varsa, buna karşılık da insanı kötülüğe ve doğru olmayan şeylere sevk eden bir mekanizma da,yani nefis de vardır. Bu,birbirine zıt iki mekanizmanın varlığı demektir.Bu iki zıt  manevi yön, yani akıl ve vicdan ile nefis, ömür boyu mücadele içinde olurlar. Nefis kötülüğe doğru sevke çalışırken,Akıl ve vicdan da, iyi ve güzel olan şeylere doğru sevk etmeye çalışır. İnsanın ömrü bu mücadele ile geçer  Denebilir ki insan, ömür boyu bu mücadele içinde olur.

                                 

KURAN’IN NEFİS İLE İLGİLİ VERDİĞİ BİLGİLER

            Kuran, bizlere nefisle ilgili bilgiler verir.Bu sebeple de  nefis lafzı  Kuran’da 295 yerde geçer.   bazı Ayetlerde nefis, insanın manevi varlığının bir yönü olarak gösterilir.(Fussilet-46) Bazı Ayetlerde, İnsanın iç aleminde akıl ve vicdana karşı olan bir özelliği olarak anlatılır.(Bakar-286) Mesela Yusuf Suresi 53.Ayetinde de,“İlahi tekliflere, emir ve yasaklara müjde ve uyarıya karşı olan ruhun bir yönü olarak kabul edilir.” “Kısacası Kuran, nefsin, insandaki akıl ve vicdanın emrettiklerine karşı olan, insan ruhunun bir yönü olarak görür.” Ayrıca Kuran, nefsin kendi haline bırakılmamasını, nefis ıslahının ve terbiyesinin de yapılmasını emreder.

 

ALLAH İNSANLARI,NEFSANİ ARZULARA KARŞI MEYİLLİ YARATMIŞTIR.

Kuran’dan öğreniyoruz ki, C. Allah insanları nefsani arzulara karşı meyilli kılmıştır.Ali İmran Suresi 14. Ayetinde,“İnsanları nefsani arzulara karşı , özellikle de erkekleri kadınlara karşı oğullara, birikti-

rilmiş altın ve gümüşlere  salma atlara,sağmal hayvanlara,para getirecek hasata karşı düşkünlük, insanlara  çekici kılındı.” (Âli İmran-14)

Bu Ayet-i Kerime, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar kesin olarak  insanın, nefsani arzulara karşı meyilli yaratıldığını bildiriyor. Konu ile ilgisi olan diğer Ayetleri de göz önüne alarak düşünürsek şunu anlarız. İnsan,Ahsen-i Takvim üzerine ve duygulu bir varlık olarak halk edilmiştir.İnsanda bu şekilde kötü duygulara karşı meyilli olma hali olduğu gibi, iyi duygulara karşı da meyilli olma hali vardır.Allah insanları yaratırken, fıtratına da iyi ve kötü her türlü duyguyu da yerleştirmiştir. Kişi aklını ve vicdanını kullanarak iyi şeylere doğru meyledebileceği gibi kötü şeylere doğru da meyledebilir.Bu, tamamen kişinin akıl ve vicdanını kullanmasına bağlıdır.

Ama bileceğiz ki,insanlar, nefsani arzulara karşı meyillidir.Yukarıda zikredilen Ali İmran Suresi 14. Ayeti bunun delilidir.Buna dair başka Ayetler de vardır. Mesela Yusuf Suresinde,Hz Yusuf’un“Ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis kötülüğü emredicidir." (Yusuf-53)diyerek nefsin kötülüklere doğru yönlendirici olduğunu çok net bir şekilde bildirmektedir.Öyleyse insanı kötülüğe yönlendirme nefsin insan fıtratnda oldu kesindir.Ama Allah'ın emirlerine sıkı sıkıya uyan, nefsin esiri olmaktan kendini kurtaran  kimseler, nefsin arzuladığı şeyleri işlemekten sakınırlar. Kişinin kurtuluşu ancak bu yolla olur.  

Eğer Allah Teâla’nın insanı,niçin kötü şeylere de meyledici olarak yarattığını düşünürsek,C.Allah’ın bizleri  Dünyaya imtihan için gönderdiğini anlarız.Allah, “kim akıl ve vicdanını kullandı,kim nefsani arzularının peşine düştü,bu durumu görmek ve kişi hakkında bir karar vermek istiyor.” (Kehf Suresi 29.Ayetinde de bildirildiği odur.“Artık dileyen iman etsin,dileyen de inkâr etsin”) Kişiye Nefis verildiği gibi Akıl ve vicdan da verilmiştir.Anlaşılan odur ki,Akı ve vicdanın kullanan imtihanı kazanan, nefsine uyan da kaybeden olacaktır. 

NEFSANİ ARZULARA KARŞI MEYİLLİ YARATILMAKTAN ANLAŞILMASI GEREKEN  

           Kuran İnsanların Nefsani arzulara karşı meyilli yaratıldığını Ali İmran Suresi 14. Ayetinde çok açık bir

şekilde bildiriyor.Ayete baktığımızda da bunu net bir şekilde göreceğiz. Allah Teâla’nın bu Ayetinde “İnsanları nefsani arzulara karşı , özellikle de erkekleri kadınlara karşı oğullara, biriktirilmiş altın ve gümüşlere  salma atlara,sağmal hayvanlara,para getirecek hasata karşı düşkünlük, insanlara  çekici kılındı.” (Âli İmran-14) buyurması,ve tabi ki Ayette bahsedilenler, insanların nefsani arzulara karşı meyilli kılındığının birer Kuran tescilli bilgilendirilmesidir.

Bu Ayette meyilli kılındığı bildirilen altı hal bulunmaktadır.Bu hale, Kuran’daki sırasına göre bakarsak:

            1)İlk sırada kadınlara karşı meyilli olma hâli zikredilmektedir.Tabi kadınlara karşı meyilli olan erkeklerdir.

2). Ayetteki ikinci sırada zikredilen meyilli olma hali, evlatlara karşı meyilliliktir.Tabi k, özellikle de Anne ve babalar evlatlarına karşı meyilli olurlar.

3). Üçüncü meyillilik hali olarak Altın ve gümüş ve tabi ki para ve zenginlik hali gösterilmektedir.Hepimiz Paramız olsun isteriz.Daha çok kazanmayı arzu ederiz. Paraya ve zenginliğe ve şöhrete düşkünlük insanlarda var olan bir nefsani arzudur.Ve hepimizde olan bir duygudur.Bol paramız olsun,villalarımız, lüks arabalarımız olsun.Tabi bunların yanı sıra zengin iş adamları olmayı, mevki ve makam sahibi  olmayı bütün insanlar ister.Ve herkes bunun için tahsil hayatına atılır. Var gücü ile çalışır. Tabi ki çalışacaktır ama Allah’ı ve imtihanda olduğunu unutmayacaktır.

4). Dördüncü olarak zikredilen meyillilik hali olarak da Salma atlara karşı düşkünlük zikredilmektedir.Tabi İslamiyet’in doğduğu o sıralarda  en hızlı ve en güzel  taşıyıcı olarak atlar düşünülür-

dü.Şimdi tabi o hızlılığı ve güzelliği veren atlar değil,arabalar olmuştur. O sebeple de bugünün insanı arabaları olsun ister. Hem de en güzelinden ve en lüksünden olsun ister.Hatta araba yerine biraz daha zengin olan insanlar, helikopteri uçağı bile olsun ister.Ve hâlen de bu araçlara sahip olan insanlar  ülkemizde bile vardır.Atlar yerine arabalar almıştır. Kısacası Recai Zade Ekrem’in de romanında belirttiği gibi bugün artık her  insan da bir araba sevdası vardır.Atın yerini taksiler,motorlu taşıtlar yer almıştır.İyi ve güzel bir arabaya sahip olma hepimizin hayalini süsler.

           5).Beşinci zikredilen nefsani arzu ise,sağmal hayvanlara karşı duyulan arzular sayılmıştır.İnsan-

lar,tabiki etinden,sütünden,yumurtasından  yararlanacağı  hayvanları olsun ister.Bu tür hayvanları besleyerek, para kazanmak için de isteyenler olabilir.Hayvan besler.Onların yumurtasından, sütünden peynir,yoğurt yaparak  geçimini sağlayanlar da olabilir.

            6). Ayette bir zikredilen de,Para getirecek hasata karşı meyilli olma halidir.Ekin tarlaları,mısır tarlaları,domates,biber, salatalık bahçeleri, kiraz, kayısı gibi kişiye para kazandıracak meyve  ve sebze bahçe-

leri olsun tabi ister.

            Allah Teâla diyor ki,sizi Ayetimde zikredilen  nefsani arzularınıza karşı meyilli kıldım.Ama akıl fikir de verdim.Nefsani arzularınızın esiri olup imtihanı kaybetmeyin.Aklınızı,vicdanınızı kullanın ve Cennetimle  cemalime şereflendirilin.Tabi ki bu bildirimden sonra Kehf Suresi 29.Ayetinde de bildirildiği odur.“Artık dileyen iman etsin,dileyen de inkâr etsin” buyurarak gerisini insana bırakmaktadır.

 

HER ŞEYİ İSTEYEN İNSAN NEFSİ, İNSANA SUÇ İŞLETİR.

İnsanların nefsi tabidir ki her şeyi ister.Eğer Nefse hakim olamazsak, başımızı dertten kurtaramayız  ve  çok suç işleriz.Çünkü İnsan nefsinin istemeyeceği hiçbir şey olamaz..Zengin olsun,güzel bir bayan arka-

daşı, eşi olsun,mevki ve şöhreti olsun krallar gibi yaşasın ister.Hatta daha çok şey bile ister.İnsanlar akıl ve

vicdanları ile bu nefsani arzuların büyük bir kısmına engel olur.Ama olamadığı da şeyler de vardır.İşte bu durum, insanlara hata yaptırır,suç  işletir. İnsanlar içinde bu sebeple hata yapmayan ya da suç işlemeyen hiç kimse olamaz.Öyleyse toplumlarda  herkes hata yapar,suç işler. İbni Mace’den nakledilen bir Hadis de Peygamberimizin “Bütün insanlar hata işler.Hata işleyenlerin en hayırlısı ise,hatasından dönerek Allah’a  affı için tevbe edendir.”buyurması bu sebeptendir.Toplum içindeki “Hatasız kul olmaz “ atasözü bunu anlatır.

Yusf Suresi 53. Ayetinde, Nefis insanı yanıltarak suç işletebilir. Bu bakımdan Nefis  sıkı kontrol  altında tutulmalıdır.”(Yusuf-53) buyuran C. Allah, hemen hemen bütün Ayetlerinde nefsin, kontrol altında tutulması tavsiyesinde, nefsin terbiyesi konusunda gereken ne ise onun yapılması emrini  verir.

Bu yolla yapılan nefis mücadelesinde de,dini eğitimin var olduğunu görürüz. Peygamberimizin,”Düş-

 manla yapılan savaş,küçük savaştır. Nefisle yapılan savaş ise büyük savaştır.”buyurarak esas savaşın,ki-

şilerle yapılan savaş değil, nefisle yapılan savaş olduğunu bildirmesi,Din yolu ile nefis mücadelesine ne kadar önem verildiğini gösterir.Dini sahada nefisle  mücadele edilmesi konusuna çok önem verilir. Çünkü C. Allah nefisle mücadele emri verir.Kuran, Nefisle mücadeleyi hep ön planda tutar.295 Ayetinde nefisle mücadele edilmesini, nasıl mücadele etmek gerektiğini anlatır.Kontrol altına alınmayan bir nefsin tehlikeli olacağını çık sık bir şekilde bildirir. 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@