03.01.2014, 22:00

Nelere gebe...

2013 yılında neler oldu¶

2014 nelere gebe...

2013 yılında üç önemli siyasi olay oldu...

Kürt barışı ilan edildi açılım hızlandı..

Gezi olayları yaşandı ve son döneme damgasını vuran yolsuzluk soruşturması başladı...

Bu olaylar hükümet çevresinde şekillendi ve döndü...

Hoşgörüsüzlükler yaşandı...

Polisi yaşadık gördük...

Kontrolsüz gücü deneyimledik.

Gençlerimizin bilinçsiz olduğu düşünülürken, gezi olaylarında ne kadar da duyarlı oldukları ortaya çıktı...

Faiz lobilerini duyduk.

HSYK’yı yaşadık.

Ergenekon ve balyozu tartıştık.

İçeri gireni, çıkanı, haklılıkları konuştuk ve haksızlıkları masa üstüne yatırdık.

Kimisi hücrede öldü konuştuk.

Kiminin yuvası söndü, babasız kaldı konuştuk.

Annelerin gözyaşı geceler boyu aktı dinmedi konuştuk.

Kızlı erkekli evleri konuştuk.

Dışa vurumlar yaşandı.

Cemaati sorguladık.

Yılın son günlerinde patlayan yolsuzluk dosyaları ise, bize hiç bir şeyin planlandığı gibi gidemeyeceğini gösterdi.

Devlet içinde devlet bilinmiş olsa da keşfedildi açığa çıktı.

Spora, stadyumlara siyaset damgasını vurdu.

Suriye gerçeğini yaşamın içinde tattık.

Gerçeklikten kopuşlar yaşadık.

İllüzyonlar yaşadık.

Medyanın tepetaklak olabildiğini, sosyal medyanın her olaya damgasını vurduğunu gördük.

Paralel devleti yaşadık.

İç hesaplaşmaları yaşadık.

Siyasi dengeleri irdeledik.

Yargı depremi yaşadık.

Çeteleşme ile sarsıldık...

Dolarları kim aldı dedik.

Her yeri kim dinledi dedik.

Dinlendik.

Dinlendiler.

‘Nasıl oldu da yargıya emniyete çete sızdı’ dedik.

Darbeler fısıldanıldı.

Kadınlarımızı sorguladık.

Hala şiddete maruz kalan kadınlarımızı sıkça konuştuk.

Hala tecavüzü kadına etiketler olduk.

Çocuklarımızı koruyamadık.

Kısaca Türkiye konuşur olduk.

Türkiye konuştuk ve Türkiye konuşacağız.

Hırslı, zalim ve dikenli bir yıldı 2013.

2014 aslında daha çok şeye gebe.

Saklı gizli ne varsa eteklerde hepsi dökülecek.

2014 aslında bir bekleyişin patlaması.

2014 aslında şeffaflaşma isteği.

2014 aslında beklenti.

2014 aslında dalgalanan siyasetin akıbeti.

2014 aslında siyasi dengelerin altüst olacağı bir yıl olacak.

Tüm isteğimiz dürüstlük ve şeffaflaşma ve şeffaflığın bir daha kapatılmaması.

Ve artık vicdan.

Çok şey istemiyorum.

Vicdan ve huzur istiyorum.

 

Biz bilinci

 

Ben var, birde sen...

Birde biz.

Biz bilinci her şeyi çözer.

'Ben' de her şeyi 'ben bilirim', her şeyi 'bana sormalısınız', 'aman ha bana sormadan hiç bir şey yapmayın', 'ben her şeyi düzenler, uygularım' düşüncesi.

Sen bilincinde ise, 'sen bilirsin', 'her şeyin uygulamasını sen yaparsın', 'her şeyi sen ayarla' bilinci vardır.

Bu nedenle 'biz' olmak gerekli…

Ancak bizim algılamamız ne yazık ki farklı.

Hayatımız boyunca her şeyi, tüm insanları, çevremizi ‘ben’ ile ‘benlik’ bilinci ile algılar ve sorgularız.

Tüm sorgularımıza göre de hareket ederiz.

Tek bildiğimiz kendi ‘ben’imizin etrafında dönen dünyamızdır. Gözümüz görmez.

Duymayız.

Tabi empati kurmamız gereken bir ana kadar.

Çünkü o ana kadar empati nedir bilmediğimiz bir ruhsal yolculuğumuz vardır...

Yolculuğumuzun sonu her şey olabilir veya hiç olmaz...

Her şey olabilir de kavgasız yaşam vardır.

Her şey olabilir de olumluluk vardır.

Her şey olabilir de mutluluk, huzur ve sevgi vardır.

Şimdilerde aslında yapılması gereken çocuklarımıza bu derin empati kavramını öğretmemiz gerekli.

Ki dünyanın içinde ruhsal olarak yerini alabilsinler...

İsteğimiz her toplumun barış içinde yaşaması değil midir?

Dil, din, ırk ayrımının olmaması değil midir?

Özgürce yaşamak değil midir?

İşte bireyler küçük yaşta eğitildiği takdirde doğa da toplum bilinci içinde insanca yaşamaya adım atabiliriz.

Tam da burada ‘biz’ bilinci başlar.

Sen, ben gider...

Biz gelir.

Biraz empati lütfen.

 

Dip not;

 

Hep istiyoruz, peki biz ne veriyoruz?

 

Hayat güzeli ile ve çirkini ile yaşanabilir...

İnsanoğlu her zaman hayatımızı karartacak bir sürü şey icat etmiş ve uygulamıştır...

Ve güzel dünyamızı kirletecek o kadar çok olumsuzluk yarattık ki, yarattığımız olumsuzluklar ile pekiştik, büyüdük ve tüm olumsuzlukları kendimize çektik.

Dünyaya hiddetlendik aslında.

Kendimizi sevmedik, ardından da yaşadığımız yeri sevmedik, ardından da evimizi, dünyayı sevmedik.

Memnuniyetsizliğimizi dünyayı cezalandırarak verdik.

Birlikte yaşamayı öğrenemedik.

Dengesizleştik.

Bedenen ve ruhen huzursuzlaştık.

Beslenmek için öldürdük, acımasızca katlettik.

Acı çektirdik.

Zehirledik.

Hem kendimizi hem evimizi…

Ve şimdi yeni bir yıla daha kapımızı açtık. Dileklerimiz bol...

Hep istiyoruz.

Peki, biz ne veriyoruz?

Lütfen 2014’te kendimizle barışık olalım.

Önce kendimizi, evimizi dünyamızı sevelim ve önce biz ona bir şeyler sunalım verelim.

Sonucu...

Bizi duyacaktır.

 

Mutlu kalın

 

Fıkra;

Temel'e gazeteciler sormuş "Son günlerde benzine gelen zamlara ne diyorsunuz?"

Temel -"Valla benum için fark etmez ben hep 10 milyonluk aliyorum" 

Günün sözü;

Başlangıcı olan bir şey, nasıl olsa biter. Ovintilian

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@