Bir top, dört taş bulduk mu çocukluğumuzda bizden mutlusu yoktu. Semtimizde sayısını bilemeyeceğimiz kadar maç yapacak yer vardı. Mahallemizin takımı her zaman hazır kıtaydı. Sokaktaki kişi sayısına göre oynadığımız sahalarımız vardı. Mahalledeki çocuk sayısı fazla değilse, minyatür kale oynadığımız sahalarımız vardı binalar arasında. Hele komşu mahallelerle yaptığımız kıran kırana maçları yaptığımız sahalar sanki bizim için hibrit çimli beş yıldızlı stadyumlardı. Düştüğümüzde dizimiz yarılır. Mahalle başındaki tulumba suyuyla ilk müdahaleyi yaptıktan sonra oyuna devam ederdik.

NİCE YILDIZLAR YETİŞTİ

Hele okulların asfaltla kaplı bahçelerinde oynadığımız karşılaşmaların tadı başbaşka olurdu. Dar alanda yapılan kısa paslaşmalar, kötü zeminde yapılan başarılı top kontrolleri. Bozuk zeminde aldığın can yakan darbeler sonrası dimdik ayağa kalkıp arkadaşlarını yanlız bırakmamak için oyuna devam eden cefakar çocuklardık. İşte bu ortamda futbol aşığı olan miniklerin arasından onlarca arkadaşımız profesyonel futbolcu oldu. Futbolun en üst seviyesi olan Süper Lig'de top koşturdular.

SOKAKLARA İNSİNLER

Gelelim günümüze. Çocukluğumun geçtiği sokaklarda yürüyorum. Anılarımı tazelemek istiyorum. Ama nerdeee!.. Her taraf beton binalarla kaplanmış. Bazı sokaklarda gökyüzünü görmek bile zor. Mahalle başlarındaki tulumbalardan ise eser yok. Bahçesine top kaçtığında ödümüz kopan Hamza Amca'nın şirin evinin yerinde ise yüksek katlı bloklar. Futbolun geleceğinin altyapılardan geçtiğini söylüyoruz. Kulüplerin altyapılarına yatırım yapmasının gerektiğini belirtiyoruz. Futbol aklı oluşturup gençlere önem verilmesini istiyoruz. Ama bunların altını doldurmak için sokak sahalarına gerek var. Futbol aşağı miniklerin doğal yeteneklerini geliştireceği, takım ruhunu ve beraberliği beyinlerine kazıyacağı yer mahalledeki dişe diş maçlarıdır. Şimdi soruyorum, 'Nerede mahalle maçı yapalım?