“Ben hayatımın bir sürü sıkıcı nizamlarla sınırlandırılmasını sevmem. Onun için çocuklarımızı serbest bırakıyoruz. Şımarıklıklarına da hoşgörü gösteriyoruz.

Büyük kızımın ismi “Geraldine” On dört yaşında. Bale dersi almaktadır. Annesine çok benziyor. İleride mutlaka büyük bir artist olacaktır!

Ondan sonra oğlum, “Michael” gelir. On üç yaşındadır. Daha şimdiden büyük artist olmuştur. “A King in New York” isimli filmde rol almıştır. Rollerini benden daha doğal ve rahat yapıyorlar. Kendisi hakkında önemli planlarım var. Fakat o şimdilik kuşlara merak saldı. Kırlarda peşinden koşuyor.

“Josephine” ile “Victoria” da geleceğin şöhretleri olacak! Biri on diğeri yedi yaşında. Her akşam benim karşımda temsil veriyorlar…”

Biz böyle konuşup dururken beş yaşındaki “Eugene” salona girdi. Arkasından Josephine, Victoria ve mürebbiyeleri geldi. Miss Edith Mckenzie ismindeki mürebbiye , üçünü de Şarlo’nun “Modern Times” isimli eski filmine götürmüştü. Victoria babasının boynuna sarılıp;

--Babacığım dedi. Eugene, filmi seyrederken bir defa bile gülmedi!...

Şarlo şakadan kızdı:

--Ne gülmedi mi?

Eugene’a döndü:

--Doğru mu Eugene? Gülmedin mi?

--Gülmedim babacığım çünkü gülünecek bir şeyi yoktu!... Komik değildi…

Şarlo bana bakıp göz kırptı.

- Ben çocuklardan hiç sıkılmam, hiç sinirlenmem de! Aksine onlara ihtiyacım vardır. Çalışırken onları yanımda isterim. Çünkü onların gençliği, neşesi ruhuma gençlik ve neşe verir.

Bebeğimiz Jane’i görmediniz değil mi? Üç yaşına yeni bastı.Bu kadar küçük çocuklara sahip olmaktan adeta utanıyorum. Lakin çocuklarım çoğaldıkça neşem de artıyor. Görüyorsunuz ihtiyarlamama imkan yok!

Charlie Chaplin yedi sene evvel Amerika’dan kalkıp İsviçre’ye geldiği zaman işten güçten elini eteğini çekmeye karar vermişti. 63 yaşındaydı. Ancak acele bir kararla kolları sıvadı ve “New York’ta Bir Kral” filmini çevirmeye başladı. Peki ne olmuştu.

Şarlo açıklıyor:

- Yerimden kıpırdamaya bile niyetim yoktu. Kendimi emekliye ayırmıştım. Fakat Oana’nın ısrarına dayanamaz hale geldim. Keyfim neşem yerindeydi ne duruyordum. Hatıralarımı yazacağım. Söylemek istediğim çok şey var. Yaşım büyük olduğundan acele etmem lazım (Dikkat ederseniz yaşlı demiyorum!)

Evet ondan sonra yeni film çevireceğim. Bu filmin planları, mevzusu her şeyi kafamın içinde. Eski meşhur Şarlo yine perdede görünecek. Fakat bu sefer renkli komedi filminde! İçinde bale sahneleri de bulunacak.

Şarlo bunları anlatırken Hollywood’tan hiç bahsetmiyordu. Oradaki artistleri bile bilmiyordu.

- Amerika’dan ayrılmanız hakkında bir çok şey söylediler.

Şarlo ayağa kalktı, salonda gezinmeye başladı…

- Bunu bir mesele olarak kabul etmeyiniz dedi. Amerika’yı çok severim. İsviçre’ye gelmemin nedeni çocuklarımdır. Hollywood çocuk yetiştirmek için uygun bir yer değildir. Çocuklarımın iyi bir şekilde yetiştirmek için Amerika’dan ayrıldım.

Konu politikadan açıldı.

- Bana solcu diyenler oluyor. Şunu belirtmek isterim ki komünist değilim. Politikaya ancak uzaktan meşgul oldum. Bütün hayatımı, bildiğiniz gibi insanları güldürmeye adadım. Mesleğim sadece bundan ibarettir.

Sene: 1959

Konuşan: Frederick Sands

Açıkçası Şarlo amacına ulaşmış. Bir toplantıda meşhur fizikçi Einstein’la karşılaşmış, Şarlo’ya şöyle demişti;

“Beni herkes tanıyor, ama kimse anlamıyor. Sizi de herkes tanıyor, ama sizi herkes kolayca anlıyor”

Doğrusu Einstein’a hak vermemek elde değil…