O Bir Dünya Şampiyonu

 Ayşe Begüm Onbaşı... Bu ismi daha çok duyacaksınız. Manisa Akhisar'da pazarcılık yapan bir anne babanın tek kızı olan Ayşe Begüm Onbaşı; gözünü Avrupa şampiyonluğuna dikti.

Röportaj 24.06.2021 - 18:42 22.09.2021 - 12:58

Mesut VARLIK / YENİGÜN - Aerobik jimnastik Dünya Şampiyonası'nda altın madalya kazanarak kadınlar kategorisinde dünya şampiyonu olan ilk milli sporcu unvanını alan Ayşe Begüm Onbaşı, Eylül ayında yapılması planlanan Avrupa Şampiyonası öncesi antrenmanlarına başladı. Turnuvaya yoğun bir tempoda hazırlanan Onbaşı, hedefinin Avrupa Şampiyonası'nda da altın madalya almak olduğunu, en büyük hedefinin ise olimpiyatlarda da altın madalya almak olduğunu söyledi. Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de düzenlenen Aerobik jimnastik Dünya Şampiyonası'nda Ayşe Begüm Onbaşı, bireysel kadınlar finalinde 21.850 puanla altın madalya elde etti. Daha önce yıldızlarda Dünya Şampiyonası'nda şampiyon olmayı başaran 19 yaşındaki sporcu, büyüklerde de dünyanın zirvesine çıktı. Cumhuriyet tarihinde kadınlar kategorisinde dünya şampiyonu olan ilk milli sporcu olan Manisa Akhisarlı Ayşe Begüm Onbaşı ile siz Yenigün okurları için söyleştik.

Jimnastiğe çok küçük yaşlarda başladın. Jimnastiğe başladığın günleri ve hangi süreçlerden geçtiğini anlatır mısın?
 2.5 yaşımdan beri sporun içerisindeyim.  2.5 yaşındayken ailemin yönlendirmesi ile Akhisar Belediyesi'nin düzenlemiş olduğu Bale kursunda spor hayatıma ilk adımımı attım. İki sene bale yaptıktan sonra antrenörüm Maria Urdampilleta'nın yeteneğimi keşfetmesi ile birlikte, beni jimnastiğe yönlendirdi. Bu süreç içerisinde 2 dönem yüzme kursuna da gittim. Daha sonra Akhisar Belediyesi'nin düzenlemiş olduğu artistik Jimnastik kursuna başladım, bir sene boyunca yarışmalara hazırlandıktan sonra Manisa'da düzenlenen il müsabakalarına katıldım. Yarışmaya katılan aerobik jimnastik antrenörü ile tanışmamız üzerine "aerobik jimnastik" branşına geçmiş oldum. 2010 yılından beri yarışmalara katılıyorum ve 2013 yılından beri Milli Takım formasını taşıma onurunu üstlendim.

Şimdiye kadar farklı yaş gurupları ve kategorilerde pek çok başarı elde ettin ve onlarca madalya kazandın. Yıllar süren çalışmalarının sonunda artık Dünya Şampiyonu olarak buradasın. Altın madalyayı aldığında neler hissettin?
Öncelikle böylesine bir turnuvada altın madalyaya ulaştığımız için, Türk kadının gücünü gösterdiğimiz için, İstiklal Marşı’nı okuttuğumuz için çok mutluyum ve gururluyum. O anki sevincimi takım arkadaşlarım ve antrenörümle paylaştım. İstiklal Marşı’nı okurken tüylerim diken diken oldu. Normalde dinlerken bile gözlerim dolarken, birincilik kürsüsünde bayrağımız göndere çekilirken marşımızı dinletmek çok büyük bir gururdu. Gözyaşlarıma hakim olamadım. O güne kadar yaşadığımız tüm zorluklar, verdiğimiz mücadele gözümün önüne geldi ve başarmış olmamın verdiği haklı gururla içimden ‘’her şeye rağmen buna değdi’’ dedim.

Jimnastik sürekli çalışma ve devamlılık gerektiren bir spor. Bu devamlılığı sağlamak, belli bir standardın altına düşmemek için neler yapıyorsun?

Jimnastik her şeyden önce temel bir branş olması yönüyle çocukların küçük yaşlardan itibaren başlayabileceği, temel koordinatif yetileri ile mental becerilerini geliştirebileceği bir spor dalı. Dolayısıyla profesyonel olarak yapılmasa dahi diğer spor branşlarına hazırlar nitelikte bir spor. Bununla birlikte profesyonel anlamda yapıldığında; disiplin, özveri ve çok çalışma gerektiriyor. Tabiri caizse ‘’çok nankör bir branş’’ sizin de belirttiğiniz gibi. Bir gün antrenman yapmadığımızda bizi birkaç gün geriye götürüyor. Bu noktada çocuklarda herhangi bir bıkkınlık oluşmaması adına da ailelerin ve çevrenin desteği önemli hale geliyor. Şunu da belirtmek isterim ki sadece yetenek veya sadece çalışma ile başarıya ulaşılamayacağı gibi; eğer ki yaptığımız işi seviyorsak dünya çapında başarılar elde etmek kaçınılmaz olur.

Üst düzey profesyonel sporculuğun yanında bir yandan eğitimine de devam ediyorsun. İki tarafa da aynı önem ve ciddiyetle eğilmek zor olmalı. Hayatında bu dengeyi nasıl kuruyorsun?
Aslında bana en çok sorulan soru. Bugüne kadar spor hayatımı ve eğitim hayatımı nasıl bir arada yürüttüğüm. Cevabı ise tahmin edilenin aksine çok basit. Zamanı iyi değerlendirmek, planlama yapmak. Mesela dersi derste dinleyip, ödevleri teneffüs aralarında yaparsanız; ders haricinde yalnızca anlamadığınız ya da kaçırdığınız konuları tekrar ederseniz, yapmanız gereken antrenman için de aileniz için de vaktiniz kalacaktır. Tabi ki bu süreci yönetmek ve üstlenmek ağır bir sorumluluk ama imkansız değil. Ben şu anda aktif olarak 8-9 saatlik antrenmanlar yapıyorum ve aynı zamanda iki üniversite okuyorum. Kendimi antrenör ve hakem olarak geliştirmeye çalışıyorum. Sporun hayatımıza kattığı disiplin ile hiçbir şey imkansız değildir.

Jimnastik deyince çoğu insanın aklına artistik jimnastik geliyor. Aerobik jimnastik konusunda genel olarak hem bilgi eksikliği hem de kafa karışıklığı mevcut. Aerobik jimnastiği ve bu branşın diğerlerinden farkını biraz anlatabilir misin?
Jimnastik multidisipliner bir spor dalı. Aerobik, artistik, ritmik, trampolin, akrobatik, step, genel jimnastik gibi branşlar ile birlikte pilates, reformer, crossfit gibi disiplinleri de içinde barındırıyor. Bununla birlikte 2016’dan beri kazanılan başarılar ile aerobik jimnastiğin Türk halkı tarafından benimsendiğine ve diğer branşlardan sıyrıldığına inanıyorum. Kısaca özetlemek gerekirse; aerobik jimnastik, 10*10 metre özel cilalı parke bir podyumda, 1 dakika 20 saniye uzunluğunda yüksek tempolu aerobik müzik eşliğinde; teknik hareketler, birliktelikler ve aerobik hareketlerin birleştirilmesi ile oluşan; tek kadın-erkek, karışık çift, trio (üçlü), grup (beşli) ve aero-dans (sekizli) kategorilerinde yarışılabilir; ismi ne kadar aerobik olsa da anaerobik kapasite ile yapılan, ortalama nabzın 180-220 olduğu bir spor dalıdır. Daha fazla bilgiye ulaşmak isteyenler Türkiye Jimnastik Federasyonunun web sayfasından daha fazla bilgiye ulaşabilirler.

Bir sporcunun en büyük hedeflerinden biri Olimpiyatlara katılıp başarı elde etmektir. Senin Olimpiyatlarla ilgili hayallerin ve hedeflerin neler?
Bir sporcu için olimpiyatlar en yüksek hedeftir. Ben de bu en yüksek hedef niteliğindeki yarışmada ülkemizi en iyi şekilde temsil edip, İstiklal Marşı bir kez daha olimpiyatlarda okutmak isterim.

Türkiye’de jimnastik sporunda elde edilen başarılar son yıllarda daha fazla konuşulsa da, yine de futbol, basketbol gibi branşlardan daha az ilgi görüyor. Bu sizi bir sporcu olarak nasıl etkiliyor? Bu sporun daha popüler olmasını ister miydin?
Her geçen gün verilen destekler ve spora verilen önem artıyor diyebiliriz. Sporun gelişmesi ve uluslararası arenada daha fazla madalya kazanabilmemiz için bilim ile eşgüdümlü ilerlememiz çok önemli. Bakanlığımızın yürütmüş olduğu yetenek tarama testleri ile küçük yaştaki çocukların yetenekleri keşfedilip yönlendirmeler yapılıyor. Tesislerin ve antrenör bilincinin artması ile de bu yetenekler bir cevhere dönüştürülüyor. Amatör bireysel olan bir branşta kadın sporcu olarak; aerobik jimnastik adına kazanılan başarılar sonucu ülke gündemine oturmamız, insanların süreci ilgi ile takip edip izlemesi ve sonrasında tebriklerini iletmesi biz sporcuların motivasyonunu artıran en önemli faktörler. Alınan başarılar ile basketbol ya da futbol kadar gündeme gelmeye başladığımızı düşünüyorum. Medyanın bu ilgisi bizden sonra yetişecek veya şu an yetişmekte olan genç yeteneklerimizin önünü açıyor ve bu gelişmelerden dolayı çok mutluyum. Bununla birlikte gelecek nesillere bunu sağlayabilmek için mücadele eden tüm sporcularımızı yürekten kutluyorum.

Son olarak jimnastiğe başlamak veya çocuklarını bu alana yönlendirmek isteyen ebeveynler için ne mesaj vermek istersin?
Uzun bir süredir bu dünya şampiyonluğunu almak için antrenmanlarımıza devam ediyoruz. Haftanın 6 günü 8-9 saat antrenman yaptığımız süreçlerden geçtiğimizi göz önünde bulundurursak, aslında hiç de kolay olmadı bu başarıya ulaşmak. Bir Türk kadını olarak; büyükler kategorisinde ilk defa dünya şampiyonasına katılıp altın madalyaya ulaşmak gerçekten büyük bir başarı. Altın madalya ne kadar benim boynumda dursa da arkamda beni destekleyen kocaman bir ekip var. Ondan dolayı antrenörüm Mehmet Ali Ekin, takım arkadaşlarım Emir Erışık ve Erkut Ergin, özellikle ailem, spor psikoloğum Berceste Şeber, beslenme uzmanım Genetic Trainer Bülent Der, atletik performans uzmanımız Murat Akyüz, federasyonumuz, bakanlığımız ve sponsorlarım emeği geçen herkese teşekkürlerimi iletiyorum. Bu anlamda verilen desteklerin önemi de ortaya çıkıyor. Bununla birlikte yaptığımız işi sevmek ve başarılı olma uğruna özverili bir şekilde çok çalışmak; karşımıza çıkan engelleri cesaret ile göğüsleyip planlı programlı hareket etmek verebileceğim tavsiyeler arasında.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@