27.09.2021, 07:50

O şarkıyı kim duyuyor?

Kızılderili şefleri trenle New York’a getirildi.

Bir heyet kendilerini karşıladı.

Konuklara toplantı öncesi kenti gezdiriyorlardı.

Sokaklardaki insan seli, arabaların, iş makinelerinin gürültüsü Kızılderilileri şaşırtmıştı.

Bir ara Oglala Lakhotaları’nın şefi ve şamanı Heȟáka Sápa-Karageyik bir Ağustos böceğinin şarkısını duyduğunu söyledi.

Diğer reisler onayladı ama beyaz adamlar inanmadı.

Kentte Ağustos böceğinin olmayacağını, olsa bile bu gürültüde duyulamayacağı söylediler.

Kara geyik ısrar etti.

Arabayı durdurdu.

İndi, ilerideki parka gitti ve bir ağaçta Ağustos böceğini gördü.

Amerikalılar şaşırmıştı.

“Olamaz” dediler, “Sende doğaüstü güçler var.”

“Hayır” dedi Kara geyik,

“Ağustos böceğini duymak için doğaüstü güce ihtiyaç yok.”

“O zaman biz niye duymadık?” dediler.

Kara Geyik cebinden metal bir 50 sent çıkardı, kaldırımda yürüyen insanların arasına yuvarladı.

Bir anda herkes “Acaba benden mi düştü?” diye paraya bakmaya başladı.

Kara geyik yanındakilere sordu:

“Anladınız mı?”

“Anlamadık” dediler.

Anlattı;

“Bir insan için önemli olan, nelere değer verdiğidir. Çünkü her şeyi ona göre duyar, ona göre görür ve ona göre hisseder.

Siz doğaya değer verseydiniz, Ağustos böceğinin şarkısını duyardınız...”

*

Şimdi sorarım size o şarkıyı kim duyuyor?

Ama bu tek başına yetmez. Sadece şarkıyı duymak hiç yetmez.

Yararcı ve çıkarcı yeni insan olarak benciliğinizi de eritmelisiniz o şarkıda.

Tüm değerleri erozyona uğrattığın için ey insan kendi bünyene de o dürüstlüğü, şeffaflığı ne zaman alacaksın?

O bünyene dürüstlüğü ne zaman ekleyeceksin?

Ve eklediğinde kendini tam ve doğru ifade ederek gerçeklere ne zaman kapı açacaksın?

*

Hissedersen, kendini iyi tanırsan, başkasına kötülük yapmamak ve dürüst olmak için çabalarsan bir duruşun olur.

Onurun olur.

İhtiyacın yoktur iyi desinler diye çabalamana.

Gerçekten beklentisiziz iyisindir.

Oysa bu koskoca kandırmaca dünyada yaşayan sen dürüstlük, insanlık zeminini inşa ederken oluşturduğun yalancı düzeni ayaklar altına alabilecek misin önce onu görmelisin.

*

Değerlerini anımsayabilecek misin?

Saygı ve sevgi yani onur üzerine inşa edebilecek misin yarınlarını?

Bu değerleri yaşatabilecek misin?

Yaşatmak için çok affedersiniz mangal gibi yürek ister.

Görmezden gelmeyi ister.

İyiye uzanan el ister harama değil.

Yalana dolana hırsızlığa uzanan el istemez.

Kandırmaca, üçkâğıtçılık istemez.

Göz boyama istemez.

Çok şey ister...

Ama hiç bir şey istemez.

*

"Beni yargılama" değil, “layık mıyım?” sorusu ister.

Arabanı zırhla koruduğun gibi kendini de benlik zırhıyla koruma hiç istemez.

Gerçek hür insan olmanı ister.

Dürüstlük ister.

Onur ister.

*

Eski alışkanlıklarla üsluplarla, yalanlarla gemiler yürümez.

Aldatma sadece kendine zarar vermektir.

Aldatmalar çoğu zaman tutunacak bir zemin arar. Halk da o zemindir. O nedenle aldatılırlar. Hazırdırlar çünkü.

İşte tam da o anda yalanın yalan olduğu unutulur.

Gerçeğin sahici bir erdem olduğu unutulur.

*

Yeter ki dürüst ol...

Oynak, kaygan ve geçici zeminin müşterisi olma...

Sadece vefalı ol...

Dip not;

"İyi" ve "kötü" nedir?

Tercihlerde bulunmak hakkınız. Sizde "iyi" ve "kötü" nedir?

Yapı değişikliği ile taraf olmak mı? Müslim ve gayrı Müslim olarak ayrılmak mı?

Sağcı ve solcu olarak ayrılmak mı? Ötekileşmek mi?

Birçok insanı ayrıştırarak etiketlemek mi?

Burada taraf sizsiniz sizin seçiminiz.

Her seçim sizi iyi veya kötü yapmaz.

Hangi tarafta olursanız olun vicdanınız terazinizdir. İşte o terazi insanlığınız ile sizi iyi ve kötü sınıfına sokar. Vicdan en büyük hesap mekanizmasıdır.

Mutlu kalın...

Fıkra;

İstanbul’da Beşiktaş – Eminönü otobüsüne binen Temel ayakta kalmıştı. Üstelik otobüs yağmur nedeniyle tıklım tıklım doluydu.
Yol boyu her durakta inenden çok binen vardı.

Biletçi de bir yandan: İlerleyelim arkadaşlar… İlerleyelim! Diye ikaz yaparak gelen yolculara yer sağlıyordu. Her durakta aynı şekilde ikaz yapan biletçiye kızan Temel, sonunda dayanamayıp sesini yükseltti:
- Has deysın, eyi deysın, ilerleyelum, yürüyelim deysun ama haçan yütüyeceğduk o zaman otobose binmezduk.
 

Günün sözü;

Neden her kapıyı çalıyorsun. Git kendi kalbinin kapısını çal... Mevlana...

Yorumlar