Op. Dr. Arif Yılmaz'ın 11 Haziran 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Vücudumuzda bölgesel veya yaygın olarak görülen şişliklere ödem diyebiliriz. Bugün, sıklıkla kullandığımız ödem tanımını belirti ve genel sebepleriyle ele almak istiyorum.

Vücudumuzda hızlı veya yavaş, gereğinden fazla sıvı birikmesine ödem diyoruz. Ödem bazen, bölgesel olarak, ayaklar, gözler, bazen de tüm vücutta yaygın olarak görülebilir. Vücudumuza aldığımız bir darbeden sonra, darbe yerinde gelişen şişlik, lokalize bir ödem şeklidir.

Hormonal rahatsızlıkların etkisiyle gelişebilen ödemler, rahatsızlığın takip ve tedavisi oranında kaybolabilen olgulardır.

Fizyolojik (doğal) olarak âdet öncesi (premenstrual) dönemde, kadınlarda bir miktar ödem gelişmesi tamamen normaldir. Bu dönemde parmağımıza yüzüğümüzün uymaması, hatta ayakkabılarımızın bile ayağımıza küçük gelmesi mümkündür. Sabahları kalkınca, cildimizde çarşafın veya yastık örtüsünün motiflerini görmek yine ödem bulgusu olarak bilinir.
     Bu sorunun temel sebebi, hücresel düzeyde sıvıların doğru yer değiştirememesidir (osmotik ve onkotik basınçların uyumlu olmaması). Bu uyumun devamı için vücuda alınan elektrolitlerin dengesi önemlidir (öncelikle fazla sodyum/ tuz alınmamalıdır). Sodyum, böbreklerin yeterince idrar atmasını engelleyerek dokunun içinde ödem oluşturacak sıvı birikmesine neden olur.

Önemli bir ödem nedeni de böbreklerin iyi çalışmamasıdır. Böbrek yetmezliği, metabolik rahatsızlıklar (diyabet, gut) genetik (ırsi) özellikler, enfeksiyonlar, yaşanmış ağır hemodinamik (tansiyon bozukluğu) süreçleri böbreklerin süzme yeteneklerini bozar. Yüksek tansiyon nedeniyle göz, beyin, kalp damarları (koroner) gibi böbrek damarları da ciddi zarar görerek vücutta fazla olan sıvıyı idrar olarak atma yetisini kaybedebilir.

Kronik rahatsızlıkları ve engelleri (felç) nedeniyle az hareketli veya hareketsiz olan (immobil) hastalarda beslenme ve bakımın, ödem önleyici olması önemlidir. Bu hastalarımızın yatağında, çarşafın kat veya kırışık yeri ciltte (iz bırakıp) zamanla akıntılı yara gelişebilen  belirgin ödem bulguları verir.

Hareketsiz, engelli hastalarda oluşan yaralar çok inatçıdır. Günlerce yapılan pansumanlara geç yanıt verirler. Bu hastalarda yaranın iyileşmesi için öncelikle ödemin azaltılması ve ödem sebebinin (uyulmayan diyet-tedavi) önlenmesi/ ortadan kaldırılması şarttır. Yaranın iyileşebilmesi için hastanın düzenli aralıklarla değişik yönlere yatırılması veya uzun süreli ödemlerde, yatak yarasını önlemek amaçlı, otomatik basınçlı havalı yatak kullanılması önerilir. Yatak yaralarının sebeplerini ve iyileştirilmesini daha sonra ayrı bir başlık altında ele almak istiyorum.

Vücutta aşırı sıvı-su birikmesine bağlı olarak akşamları daha belirginleşen bacaklardaki çorap izleri ya da parmak bastırmakla bile ön diz cildinde derin izler oluşması (göde) sık karşılaşılan ödem bulgulardır. Bu ödemin, göremediğimiz iç organlarımıza da yansıyabildiğini unutmayalım. Örneğin, akciğerlerimizde ödem oluşunca nefes darlığı, alçak yastıkta yatamama, yüksek yastık zorunluluğu görülür. Sindirim sistemimizde de hazımsızlık ve diğer sindirim şikâyetleri olarak kendini gösterir. Benzer ödem belirtileri bir kalp yetmezliği başlangıcının veya iyi tedavi edilemediğinin belirtisi de olabilir.

Vücudumuzda ödem oluşunca, gece yattıktan sonra sık idrara kalkma gereği hissedilir. Bu gereksinim, bu grup hastaların doktoru için önemli bir ipucudur.

Peki, ne yapacağız?

Düzenli su içmeyi aksatmayacağız. Tuz tüketimimizi azaltacağız.

Sürekli ertelenen sıvı alımı, böbreklerimizin idrar çıkarma yeteneğini önemli derecede engelleyebilir. Bu sıcak günlerde, su ve bardağımız kolay ulaşılabilir yerde/ hemen elimizin altında olmalıdır. Özellikle gün içinde, kendimiz ve yakınlarımızın ertelemeden yeterince suyla buluşması yaşamsal önemdedir.

Sağlıklı günlerde yeniden buluşmak üzere…