22.03.2013, 22:00

‘Ölü su içiyoruz’ yetmedi, kaynaklarımız da tükeniyor...

Hayatımızın olmazsa olmazı, ‘Su’... ¶Bedenin büyük yüzdesini tutan temelimiz su, damacanalar ve işlenmiş sular ile ne derece vücudumuza ulaşabilmekte...Bilinen bir gerçek var ki, bilinçsizce ölü su tüketiyoruz...Nasıl mı?Alkali olmayan suyu tükettiğinizde, ölü su tüketmiş olursunuz...Bu tür suları ne kadar çok tüketirsek tüketelim, yine de vücut susuz kalmakta... Kapalı su, damacana su, doğal su vs vs. adı altında kim bilir, içindeki mineraller alınmış bedene hiç bir faydası olmayan su tüketebiliyoruz... Bu nedenle su alırken dikkat etmeniz gereken ilk konu suyun alkali olup olmadığıdır... 
Bence çağımızın en büyük problemlerinden biri su sorunu ve ölü su, içinden mineralleri alınan sular tükettirilmesidir... Direttirilmesidir... Doğal su adı altında işlenen sudur, içeriği değiştirilen sudur...Geçtiğimiz günlerde yani 22 Mart’ta ‘Dünya Su Günü’ kutlandı...Hep söylenen, ‘bol su için’ gerçeği, oysa daha da önemlisi var, su kaynaklarımızı kaybetmemiz...Kaybedilen su kaynağı demek, işlenmiş suyun daha fazlası ile soframıza gelmesi demek...Kimyasallar ile kirletilen yeraltı sularının kullanımı ile kanserin daha da artması demek...Sadece su içelim diyerek yönlendirmek olmaz... Kaynaklarımız taranmalı, ne, nerede nasıl üretiliyor? sıkı denetlenmeli...Dünyadaki nüfus nerede ise 7 milyara ulaştı...2015 yılında ise 7 milyar 254,5 milyon kişi, 2025 yılında ise 7 milyar 989,7 milyon kişiye ulaşacağı tahmin ediliyor... Bu demektir ki; 2025 yılında su tüketimi tarımda %17, sanayide %20 ve evsel tüketimde %70 artacak...Artmasının yanında çevre kirliliği ve sanayileşmeden dolayı temiz su kaynakları da maalesef hızla azalmakta. Dünyada biliyor musunuz ki kaç kişi temiz su kullanabiliyor?Bugün, dünya nüfusunun yaklaşık % 20 si, güvenli su kaynaklarından yoksun...BM verilerine göre, Dünya'da 1,4 milyar insan temiz içilebilir sudan mahrum. 470 milyon insan ise, su kıtlığı çeken bölgelerde yaşamakta... Ve acı ki, bu sayı 2025'te 6 kat artacak.Kısaca 2030 yılında su açığı evrensel krize neden olacak...
Peki, su sağlığımızın üstünde nasıl bir rol oynamakta?Su içmeden sadece bir hafta ayakta kalabilir ve peşi sıra bin bir türlü sağlık sorunu ile boğuşursunuz...Öncelikle bilmeliyiz ki, 2-3 litrelik kısım her gün bedenimizden kaybedilmekte..Bu nedenle en az 2 litre su içilmesi öngörülür...Eklemlerden bağırsaklara, deriden böbreklere kadar her organın suya ihtiyacı var.Su, karbonhidrat, protein ve vitamin gibi önemli besin öğelerinin vücut içerisinde gerekli bölgelere ulaşmasına yardımcı olur ve hücrelerde, bağırsaklarda oluşan artık maddelerin böbreklerle taşınıp, daha sonra vücut dışına atılmasına katkı sağlar... Beden ısısını dengeler, kanımızı yeterli hacimde tutar... Kimyasal atık maddeleri vücuttan atar...Unutmamamız gerekir ki; ‘Susuz kalmamız’ demek, bedenimizin kuruması, zihnimizin bozulması demek... Yetersiz su neticesinde vücut, kendi suyunu tutmaya çalışır,  az idrara çıkar ve kan hacmi azalır sonuç tansiyon düşer, vücut su kıtlığı çektiğinde kandaki suyu kullanırsa, yüksek tansiyon hastalığı ortaya çıkar...Vücut su kıtlığı çektiğinde omurlardaki suyu kullanırsa, bel ve boyun fıtığı kaçınılmazdır...Vücut su kıtlığı çektiğinde kemiklerdeki suyu kullanırsa, gut - arterit kaçınılmazdır...Deri, dışkı ve akciğerler kurur... Akciğerdeki suyu kullanırsa, astım hastalığı kaçınılmazdır... Bağırsaklarda su eksilirse, kabızlık meydana gelir ve kolon kanseri olma tehlikesi yaşarız.Vücut su kıtlığı çektiğinde pankreastaki suyu kullanırsa, şeker hastalığı kaçınılmazdır...Vücut su kıtlığı çektiğinde midedeki suyu kullanırsa, ülser hastalığı kapınızdadır...Hücrenin su eksikliği çok artarsa, beynimiz hücreye oksijen göndermeyi keser. Oksijen kesilmesi sonucunda da hücre kanserleşme sürecine girer... Zihinsel performansta bozulmalar oluşur... Vücuttaki sıvı miktarının yüzde 15’inin kaybedilmesi ise komaya ve yaşamın kaybedilmesine sebep olur...
Ancak unutmamalıyız ki, fazlası da azı kadar zararlı... Fazla tüketildiğinde böbreklerin aşırı çalışması sonucu vücutta sodyum, potasyum ve birçok mineralin dengesi bozulur...Kısaca hiçbir sıvı, dünyada tek kalorisi ve kafeini olmayan içecek olan suyun yerini tutamıyor!
Lütfen suyumuzun değerini bilelim...
Mutlu kalın...
Dip not;Damacanalara çip...
Damacanalara da çip devri başlayacak...Pasaport...Kimlik...Plaka vs vs derken, hop çip ‘damacana’ya da girecek...Artık sınıfta kalan damacana markalarına göz açtırılmayacak... Çipli takip 3 aşamalı yapılacak...Bu takiplerin amacına ulaşması demek, birçok firmanın batması demek...Özetle; 75 kes dolum yapılan damacana ıskarta olacak...Daha bir sürü kural...Depolamaya da sıkı kurallar geliyor haberiniz olsun...Sağlıkla oynamak nasılmış görmek gerek...


Dip not; ;21 Mart, ‘Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ydü.  Onlar ‘Sevgi dilini’ konuşuyorlar... Ve de kusursuzca konuşuyorlar...Yargılamadan sadece severek...Kucaklıyorlar bizi, kusursuzca kucaklıyorlar... Sadece sevgi sunarak...Onlar melekler...Onlar bizi saran sevgi çiçekleri...Bizde sizleri kucaklıyoruz...
Günün sözü: (Down Sendromu çocuklarımıza) 
''Her birimiz tek bir kanadı olan melekleriz ve bizler ancak birbirimizi kucaklayarak uçabiliriz''... Leo Buscaglia

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@