Ömer Hayyam 11. yüzyılda İran'ın doğusunda yaşamış bir gökbilimci ve matematikçiydi. İbni Sina gibi diğer İranlı bilginler gibi o da aynı zamanda bir şairdi.

Ama onun şiirleri yüzyıllar boyunca klasik İran edebiyatında özel bir yer tutmuştu.

BBC'nin haberine göre, Meraklı özelliklerinden dolayı Hayyam, etrafındaki diğer insanların normal gördüğü, inanç, öbür dünya, yaşamın anlamı gibi birçok şeyi sorguluyordu. Dinin vaatlerine inancı pek olmadığı gibi, cennet ve cehennemi, hatta tanrının mantığını sorguluyordu. Hayyam'ın emin olduğu bir şey vardı: bu dünyadaki yaşam.

Ömer Hayyam kimdir yenigün

Belki de yaşadığı dönemin çalkantılı özelliklerinden dolayı (o sıralar Türklerin işgali altında olan İran son zamanlarda Arap istilasına uğramıştı ve bir süre sonra Moğollar ülkesini yıkıp yerle bir edecekti) Hayyam yaşamın faniliğini, ölümün kaçınılmazlığını ve yaşanan anı yakalamanın önemini iyi anlamıştı. Din veya öbür dünya ile ilgili sözler ona boş geliyordu.


Cenneti cehennemi kimse görmedi gönül;

Söyle haydi kim geldi öte dünyadan gönül?

Umudumuz, korkumuz öyle bir şeyden ki,

Gözden kaçırmayın

Bilim insanları başarılı flörtün ‘sırrını’ açıkladı Bilim insanları başarılı flörtün ‘sırrını’ açıkladı

Adından, sanından başka nesi belli gönül?

Hayyam hayatın faniliğine hayıflanmakla birlikte, bol şarap (ve sevgili) ile onun tadını çıkarmaya çalışmıştı.

Batılı aydınlarda İranlı şairlere hayranlık söz konusuydu. Alman şair Goethe'nin Hafız'a, Fransa'da Voltaire'in Sadi'ye olan hayranlığını İngiltere'den Edward FitzGerald da Hayyam'a karşı duyuyordu.

Hayyam'a ilgi duymaya başladığında birçok İranlı şairin şiirlerini İngilizceye çevirmişti zaten. Ama onun çeviri başyapıtı Rubailer olacaktı. Bu çeviriler aslına çok sadık olmasa da Rubailer'deki ruhu yakalamıştı ve bundan sonra FitzGerald 'FitzÖmer' adıyla anılacaktı.

Başlangıçta bu eser çok ilgi görmese de zamanla popüler olmuştu. Londra'da hala aktif olan Ömer Hayyam Kulübü 19. yüzyılda seçkinlerin toplandığı bir edebiyat kulübüydü. Rubailer, William Morris gibi ressamlara da ilham kaynağı olmuştu.


Hayyam'ın evrenselliği


Başka birçok ressam de Rubailer'den esinlenen illüstrasyonlar yaptı. Agatha Christie'nin 1942'de yazdığı Cinayet Reçetesi (The Moving Finger) adlı romanında Hayyam'a gönderme yapıldığı gibi, 1957 yapımı Hollywood filminde Hayyam'ın hayatı konu edilmiş, 1960'ta Amerikalı aktör Alfred Drake Rubaileri okumuş, 1967'de Martin Luther King savaş karşıtı bir konuşmasında Hayyam'dan alıntı yapmıştı. 1950'lerde Rubailer öyle ün kazanmıştı ki en çok alıntı yapılan eserler kitabına girmişti.

Hayyam'ın şiiri zaman sınavını geçmiştir. İran'da Hafız gibi onun da kitaplarını her evde bulmak mümkündür. FitzGerald'ın Hayyam çevirisi bir İngiliz klasiği haline geldi. Bugün dünyanın bütün dillerinde Hayyam'ın Rubailer'ini bulabilirsiniz.

Peki nasıl oluyor da 11. yüzyılda yaşamış bir bilgin hem kraliçe Victoria dönemi İngiltere'sinde, hem 20. yüzyıl ortalarında, hem de bugün hala anlam buluyor?

Bu, Rubailer'in zaman üstü özelliğinden, kültür, din, mezhep sınırlarını aşan evrensel gerçekleri ifade etmesinden kaynaklanıyor. Aslında belirsizliklerle dolu günümüz dünyasında Rubailer belki de yazıldıkları çalkantılı dönemdekinden daha büyük anlam taşıyor.

Ömer Hayyam bugün hayatta olsaydı, yaşadığımız çılgın dünya için şundan başka ne diyebilirdi?

Bu ömür kervanı bir tuhaf gelir gider

Kazancın, yaşamasını bildiğin günler

Saki, bırak şu yarını düşünenleri

Geçti gidiyor gece, geçmeden şarap ver.