30.08.2021, 16:26

Ortak akıl

Konuya dil kökensel (etimolojik) bir çözümlemeyle, eş deyişle başlığı oluşturan kelimelerin anlamlarını ele alarak başlamak istiyorum. Bu bağlamda ilk olarak ortak ve akıl sözcüklerinin tanımlarını açıklamaya çalışacağım.

Ortak : Birlikte iş yapan, özdeş amaçlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri,

Akıl : Belirli ilkelere göre düşünme ve sonuç çıkarma yeteneği.

Ortak akıl deyişi, özdeş amaçlarla birlikte iş yapan kişilerin belirli ilkelere göre düşünme ve sonuç çıkarma yeteneğini tanımlıyor.

Akıl neden sosyalleşmektedir? Yanıtı ortada. Benim aklım bana yetmiyor! Bugünün iş yaşamında temel bir gerçek var. Hepimiz yaptığımız iş için gereken bilginin ve deneyimin yalnızca bir bölümüne sahibiz. ABD’nde Robert Kelly isimli bir araştırıcı değişik kuruluşlarda çalışan kişilere yıllarca ayni soruyu soruyor: “Yaptığınız iş için gereken bilginin ne kadarına kendiniz sahipsiniz?”. 1986 yılında bu sorunun tipik yanıtı % 75 iken, bu oran 1997 yılında oldukça hızlı bir azalma ile % 15–20 mertebesine kadar düşmüştür. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda, bu oranın çok daha azaldığı görülmektedir.

Kuşkusuz bu durum, bilgi artış hızındaki patlamanın bir sonucudur. Yirminci yüzyılda, daha önce üretilenden çok daha fazla bilgi üretilmiştir ve yirmi birinci yüzyılda bu üretim, daha da hızlanarak sürmektedir. İçinde bulunduğumuz dönem itibarı ile var olan bilginin yinelenme süresi 1.5 yıl mertebelerine kadar azalmıştır.

1.5 yıl periyodunu baz aldığımızda, 100 yıllık bir süreçte şu anda var olan bilginin 66 kez ikiye katlanacağını; diğer bir deyişle 21. yüzyılın başında sahip olduğumuz bilgiyi 1 olarak kabul edersek, 100 yıl sonunda erişeceğimiz bilginin 2 65 olacağını söyleyebiliriz.

İlk bakışta bu rakam - tıpkı satrancı öğrenen Hindistan Kralı Shirham’ın oyunu öğreten vezirine bağışladığı buğdayın ne olduğunu başlangıçta anlayamadığı gibi - bir anlam ifade etmeyebilir. Kralı şaşkınlığa düşüren istek şudur: “İlk kare için bir buğday tanesi, ikinci kare için iki tane, ikinci için dört tane ve böylece altmış dört karenin tümü için tane sayısını iki katına çıkararak artan sayıda buğday istiyorum”. Kralın 64. kare için vermesi gereken buğday tanesi adedi 2 63 dür ve bu değer – yaklaşık – 9.2 * 10 18 (yani 9200 katrilyon) olmaktadır. 1000 buğday tanesinin - yaklaşık - 40 gram olduğunu düşünürseniz 1, söz konusu olan 370 milyar ton buğdaydır. Dünya buğday rekoltesi 800 milyon ton/yıl olduğuna göre 2, vezirin istediği buğday – tüm dünyada - 500 yılda üretilebilecektir.

Bu şaşırtıcı rakam 21. yüzyılın başındaki bilgiden sonundaki bilgiye geçiş için hesaplanan 2 65 çarpanının ¼’üne eşittir. Diğer bir deyişle, 21. yüzyıl sonundaki bilgi, başlangıcındaki bilginin – yaklaşık - 37000 katrilyon katı olacaktır.

Bu bağlamda çok daha çarpıcı bir olgu ise, bu bilginin yarısının 21. yüzyılın son 18 aylık döneminde üretilecek olmasıdır. Bu sayılara göre, 2098 yılının 1 Temmuz günü ile 2099 yılının 31 Aralık günü arasındaki 1.5 yıllık dönemde geçen her saniyede, bugün sahip olduğumuz tüm bilgilerin 360 milyon katına eşdeğer yeni bilgi üretimi söz konusudur.

İşte bu gerçek, bilgi almak ve deneyimlerini paylaşmak gereksinimi duyacağımız kişilerden oluşan ortaklıkları – eş deyişle takımları - giderek daha yaşamsal kılmakta; “ortak akıl”a olan bağımlılığımızı bugüne kadar görülmeyen bir biçimde arttırmaktadır.

Ortak akıl ile çok daha güçlü olduğumuzu gösteren pek çok bilimsel veri vardır. Bir keresinde öğrenciler grup halinde eğitilmişler ve sonunda sınav sorularını teker teker yanıtlamaları istenmiştir. Sonuç çok kötüdür. Daha sonra grup olarak yanıtlayacakları bir başka sınav yapılmıştır. Ayni öğrencilerin bu kez aldıkları sonuç ise çok başarılıdır. Yüzlerce grup için yapılan benzeri deneylerin % 97’sinde, grup notlarının o gruptaki en başarılı öğrencinin notundan daha yüksek olduğu görülmüştür. Kısacası bu görüşe göre üç kişi iki kişiden, iki kişi de bir kişiden daha iyi yanıtlamaktadır.

İki insan aynı olaya veya nesneye farklı açılardan baktıklarında, birinin görmediğini veya düşünmediğini diğeri görebilir veya düşünebilir. Bu kişilerin ortak gözlem ve değerlendirmelerinden “ortak akıl” ile üretecekleri bileşimler, kendi gözlem ve değerlendirmelerden kendi akılları ile ulaşacakları öznel bileşimlere kıyasla çok daha tutarlı ve nesnel olacaktır.

Takım oyununu başarılı kılan önemli unsur, karar verme sürecine oyuncuların katılımının sağlanmasıdır. İnsanlar, alınmasında rol oynadıkları kararların gerçekleştirilmesi aşamasında, - kendilerine buyurulan işleri yapmalarına kıyasla - daha yüksek bir sorumluluk duyarlar. Bu noktada önemli olan, bu sürece kimlerin katılacağının doğru saptanması ve yetkilendirilen kişilerin yeterli düzeyde ve sağlıklı olarak bilgilendirilmesidir. Peki! Bu seçimi kim yapacak ve bilgilendirme ortamını kim yaratacaktır? Kuşkusuz o takımın lideri.

Çağdaş anlamı ile lider: kendi fikrini en başından belirtmeyen, dinleyen, fikir birliği sağlamaya önem veren, çalışma arkadaşlarını - tıpkı bir ebeveyn gibi - kollayan, yaşamsal gereksinmelerinin karşılanmasına gönüllü olarak katkıda bulunan ve onların güven duyduğu bir kişi olmalıdır. Bunların yanısıra, başında olduğu takımı daha yüksek başarılar için motive etmek ve alınan kararların eksiksiz ve zamanında gerçekleştirilmesini sağlamak da, bir liderin vazgeçilmez nitelikleri arasında yer almaktadır. Bu bağlamda mutlaka vurgulanması gereken bir başka olgu ise liderin adil olması ve takımındaki oyuncuları yeteneklerine göre değerlendirmesidir.

SON SÖZ: Ülkemizde giderek eksikliğini hissettiğimiz bir olgudur ORTAK AKIL. Çağdaş kurumları ve yetenekli yöneticileri ile yeniden kurgulanacak bir gelecek, özlemimiz olan güçlendirilmiş parlamenter sistemi destekleyen kişi ve kuruluşlar için ORTAK HEDEF olmalıdır.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@