24.09.2021, 01:00

Otomobilim uçar gider…

Herkesi kendim gibi bilme yanılgısı içinde, saf saf duruyordum otomobilimin içinde. Ancak bir arabanın geçebileceği bir yerde, yolda durmuş otomobil sahibinin aceleyle, özür dileyerek gelmesini ve aracını çekmesini bekliyordum. Tabii ki yanıldım. Gayet sakin, durduğu yer park yeriymiş gibi, gelen beyefendi cama yaklaşıp “Buradan rahat geçer, hanımefendi” diye seslendi. Bu sözün üzerine yapabileceğim birkaç seçenek var;

“Buraya park edemezsiniz lütfen arabanızı çekin” demek ya da adamın “sağ yap, sol yap, gel gel” demesine göz yumup çizmenin ya da çarpmanın stresiyle oradan bir an önce aracı geçirmek.

En sonuncusu hele aceleniz varsa camı aralayıp “Mecbur muyum kardeşim, çek arabanı engelliyorsun beni!” diyerek bir tartışmaya girmek…

Bu durumda adamın da yapabileceği seçenekler de var tabii:

-Küstahça “Acemiyiz galiba inin ben geçireyim isterseniz arabanızı” der,

-Bazen “çirkefe çattık” diyerek arabasını söylene söylene çeker,

-Son seçenek inatlaşır ve arabasını çekmez! Taa ki arkanızda konvoy oluşuncaya ve insanlar kornoya basıncaya kadar! Adam çaresiz aracı çeker.

Toplum baskısını bu durumlarda çok iyi kullanırım. Acemiliğimden ya da gıcıklığımdan değil tabii ki.

Hastası olur, eşyası olur anlarım. Ama sürücülerin bencilce iki adım yürümemek adına, yolun ortasına aracı bırakmalarını affedemiyorum bir türlü.

Türk toplumunda bir hastalık halini almıştır böyle beklentiler. Hoş görüyü kendi çıkarları uğruna kullanmak!

“Aman kardeşim ne olur şöyle geçsen?” Tam bir “Emrivakicilik”.

Hele emniyet şeridini kullananlar var ya, onların sosyopat olduklarını düşünüyorum.

Bir de ambulans arkasına takılan uyanıklar var. İçerideki hasta insandan faydalandıkları düşüncesi tüylerimi diken diken yapıyor!. Ayıptır yahu.

Ama yapmadım değil, ambulansın arkasından özellikle yavaş gittim. Yemediğim küfür kalmadı. Fazla duygusallıktan benimkisi…

Bu hadsizce davranışlar sadece trafikte değil.

Asıl sorun insanların, saygı ile samimiyetin ya da saygı ile hoşgörünün sınırlarını bilememesi, bilmemezlikten gelmesi…

Uzun kuyrukta öne geçme çabası,

Tanıdık önceliği,

Sen benim kim olduğumu biliyor musun ya da bilmen gerekir egoculuğu, ‘Kural çiğniyorum ama bir sor neden’ üste çıkmacılığı…

Hele trafikteki kadınları sıkıştırmak, yeterince hız yapmadıklarını düşündükleri için, arka araçtan korna çalarak kadın sürücünün arkasına yapışmak! Öyle ya kadın evinde otursun araç kullanmak erkeklere mahsus! Ne çabuk unutuldu hani biz çiçektik?

Trafikte erkek sürücüler arasındaki tartışmalar ise resmen topla tüfekle artık! Nasıl bir öfke kontrolsüzlüğü! Alt tarafı bir iki saniye frene basacaksın!

Toplum olarak çok değiştik. Eskiden hal hatır bilen karşılıklı saygıya bağlı bir toplumduk biz!

Avrupa’da tüm araçların sürücüleri, yayalara nerede olduğu bakılmaksızın yol verir. Büyük araçlar küçük araçlara yol verir. Gözlerimle gördüm, yayalar kırmızı ışıkta asla geçmez! Herkes kurallara uygun ve disiplinli. Siz soğuk insanlar diyorsunuz ama toplu yerlerde, trafikte saygısızlıklarını hiç görmedim ben. Ve Türkiye’deki kadar trafik kazası ve trafikte kavga yoktur oralarda. Neden acaba?

Yorumlar