Gamze Cantürk'ün 22 Temmuz 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Geçen yaz gazetede, Afganların kontrolsüz bir şekilde, akın akın ülkemize geldiklerini yazmıştım. Kontrolsüz, aşısız, ailesiz, çantasız, bavulsuz gelen bu adamlar; bayağı, elini kolunu sallayıp kır gezisine çıkmış gibi geçtiler Türkiye Cumhuriyeti sınırlarından…

O zamanlar beni eleştiren çok olmuştu. Göçmenlere kucak açmalıyız diyenler, din kardeşlerimiz diyenler, beni ırkçılıkla ve insafsızlıkla bile suçlamışlardı?

Bugüne gelelim, ne oldu bu din kardeşlerinize? Onlara kucak açanlara söylüyorum, dikkatinizi çekerim, sizin kardeşleriniz. Tabii bu kardeşlerinizin arkasını sıvazlayan, emperyalist arkadaşları var. O konu derin, hepimiz biliyoruz…

E bu kardeşlere kucak açtık. Devlet bu kardeşlere sağlıktan barınmaya kadar vergisiz algısız her alanda imkanlar verdi. Vatandaşlık bile verildi karşılıksız! Rahata kavuşmuş olacaklar ki perişan halde ülkelerini terk eden Suriyeli, Afgan din kardeşlerimiz parklarda, plajlarda Türk toplumu usulü, kültürü, geleneği, ayıbı dinlemeden, kendi ülkelerinde bile yapamayacakları taşkınlıkları yapmaya başladılar…

Kendi eşlerini, karılarını, kızlarını çarşafa saran bu insanlar, Türk kadınlarına, çocuklarına; sarkıntılık, taciz ve tecavüze başladılar… Sosyal alanlarda çıplaklık, cinsellik, ahlaksızlık sergilemeye başladılar.

Anlamıyorum ben, din elden gidiyor diye çığırtkan diyanet, her yerden özel hayata müdahale etmeye çalışan, toplum ahlakından sorumlu din adamlarımız bunlara neden sessiz kalıyor acaba?

Allah korusun, daha ileride ne yaparlar belli değil. Benim dini inançlarım kuvvetlidir. Bilen bilir.

Bu “Allah korusun” sözünü sık kullanırım. Her deyişimde de abim uyarır beni; “Allah akıllı adamı korur Gamze!”. Dünya işleri bu, ne kadar da doğru…

Toplumda bir kaosa sürükleniyoruz. Tabelalar Arapça olmaya başladı. İngilizce de olmasın, ona da karşıyım tabii.

Yanlış politikalarla, sessiz sedasız bir istilaya sürükleniyoruz.

Garip tarikatlar türedi.

Tarımda üretim nereye gidiyor belli değil, çiftçilerimiz perişan halde.

Sanayiciler şaşkın.

Eğitim sistemi, zaten acayip bir hal aldı. Çocuklarımızı serseme çevirdik.

Sağlık sistemi bir garip. Doktorlar çaresiz, yurt dışına kaçıyorlar.

Türk diline de sahip çıkılmıyor.

Ekonomi? Bahsetmek bile istemiyorum, siz anladınız onu.

E bir coğrafyamız vardı, atalarımızın kanlarıyla, İstiklal Harbi’nde kazandığımız.

Veriyoruz vatandaşlığı da her önümüze gelene.

“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı.

  Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.

  Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı.

  Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.”

Türkiye Cumhuriyeti’nin toprakları başka ülkelerdeki topraklara benzemez.

Bu toprakların üzerine basa basa yayılırlarsa, acımaz mı canı şehitlerimizin, haram olmaz mı yaşamak Türk milletine…