05.07.2021, 05:05

Özlem...

Özgürlükçü... Eşitlikçi... 
Dayanışmacı... Düşünceli...
Açık... Şeffaf...
Sevgi dolu... Nefretten arınmış toplum özlemi çekiyoruz.
Toplumu savunan toplum özlemi çekiyoruz.


Sosyal dayanışmacı olabilmek yürek ister.
Amaçsız değil, amacı ve umudu olmalı toplum bireylerinin.
Toplumsal bir eleştiriyi nasıl formüle edeceğini bilmeli. Davranmalı. İlerici olmalı.
Avatar olmamalı. 
Mirasları talan etmemeli.

Sorgulayan olmalı.
Yok, edici sanayileşmenin kölesi olmamalı. Kendi üretebilmeli.
Dünyaya, ülkesine, yeşile, doğaya, çevreye saygılı olmalı.
Eşitsizliklerin ve hiyerarşilerin toplamı olan kapitalizmi savunmamalı.
Eşitlikçi yürek olmalı.
Doğayla olan bağlantısını koparanlar ülkenin geleceğini yüklenemezler. 
İnsanlar kendi sebzelerini yetiştirmesin mi?
Bomboş araziler ağaçlar ile güzelleşmesin mi?
İlaçsız tarım yapılmasın mı?
Bu özlem sizde yok mu?

‘Rant yok edebilir’ demeyenler ile yol alınamaz.
‘Yeşillendirir yok ederiz, tekrar dikeriz’ ile yol alınamaz.
Yeşil neden ve kimleri rahatsız edebilir ki?
İnsanların toprakla buluşması kimleri rahatsız edebilir ki?

Komşuluk ilişkileri büyüyen bir toplum, yeşille iç içe bir toplum hayalimiz neden olmasın? Ekosistem kimin, ne kadar umurunda?
Etrafıma bu gözle baktığımda ‘ İnsanlık travma altında değil de ne?’ diye soruyorum kendime.
İnsanlığın bütünsel zihninin ‘travma’ altında olduğunu düşünüyorum.
Uyuşturmanın, teknoloji ile avutulmanın, alışveriş çılgınlıklarının elinde insanlık.
İnsanlık savaş arenasında.
Özellikle de uyuşmada.

Zihin kontrolleri ile uyutulmakta.
Ve tabi olduğu kölelik ile ayakta durabiliyor. Az ile yetin denilerek.
Ve bu şekilde de bütünselliğin bozuluşunun izleyebilirsiniz.
Tabi ve tesir ne demek?
Görememek demek.
Tesir altında mısınız değil misiniz? Bundan ne derece eminsiniz?
Şimdi bu travma değil de nedir sorarım size?
Olayları istenilen şekilde görmüyor musunuz?
Algı önemli ancak algınız nerede? Nerede gizlendi, saklandı ve bitirildi.

Önceden bir halkların tutumu diye önemli bir olgu vardı. Şimdi travmadan oda yok.
Algı ile beyin yıkanarak programlanmıyor musunuz?
Öfkelenmiyor musunuz? Planların içinde tıkanıp kalmadınız mı?
Kaldınız.
İstenilen anda istediğini yaptıracak güç elinde kalmadık mı? Rantı osu busu ile gruplanmadık mı?
Kim? Kimler? Neden?
 Üç soru daim zihninizde değil mi?

Neden belli. Ama kabullenemiyorsunuz. İstedikleri dünyayı kontrol. Ama kabullenemiyorsunuz.
Aynı sistem içinde ki çark dişlilerinde dünya çapında finans diktatörlüğü içinde, aynı ilaç sektörü elinde, aynı kafa yapısı ile kapitalizmin kölesi olmaya aday çok kişi var ne yazık ki.

İşte bu nedenle insanlık travma altında değil de nedir?
Bir merkez etkisinde değil de nedir?
Bunlarla yüzleşin ve kabullenin ki bunlar tüm çıplaklığı ile bizim gerçeklerimiz...
Yüzleşin ve özgür olun. Özlem işte burada başlar.
Kendinize farklı bir bakış açısı yaratırsınız.
farkındalık kapısı açılır. Keşif başlar.

Kendinizi bütünsel güven ve emniyet üzerine kurabilmelisiniz.
Ülkenizi kendi kendine yetebilen ekonomik temeller üzerine oturtabilirsiniz.
Bir millet güven ile tek başına ayakta durabilir.
Travmaların altından bu şekilde çıkılır. Birlik ile. Küresel ekonomik çöküntü altında ezilmeden kurtulma şansı bu şekilde olur. Dünya çapında kontrol ile olmaz.

Dünya artık eskisi gibi olmayacak.
Ancak çıkış sizde. Bir fırsat var.
Özgürlüğü isteyen, özleyen insanın fırsatı. Aklıselim olanların fırsatı. 
Gerçekte ne olduğunu görebilme. Korkuyu yenme fırsatı.
Kaçmayın...

Dip not; 
Kim ne öğrendi?
Bir Zen üstadı üç öğrencisinin neler öğrendiğini öğrenmek için bir turnuva düzenlemiş.
Demiş ki kim şu ağaçta duran kuşu gözünden vurursa öğrenimini tamamlamıştır.
Üç öğrenci de oklarını çıkarıp hedef almış ve üstadın işaretini beklemiş.
Üstat teker teker hepsinin kulağına fısıldamış; ne görüyorsun.
İlki ağacı, dalları ve kuşu görüyorum demiş.
İkincisi bunlara ilaveten gökyüzünü ve rüzgârın dalları hareket ettirişini görüyorum demiş.
Üçüncüsü ise ben sadece kuşun gözünü görüyorum demiş.
Üstat böylece kimin ne öğrendiğini öğrenmiş ve tamam dağılabilirsiniz demiş.

Mutlu kalın...

Fıkra;
Mahkemede Temel’in kimlik tespiti yapılıyordu. 
Hâkim sordu: – Nerede oturuyorsunuz?
- Gardaşumla beraberuz hâkim bey. 
-Kardeşin nerede oturuyor? 
-Bubamla beraber.
Hâkim öfkelenmişti: Be adam, peki baban nerede oturuyor?
Temel, çaresizlik içinde ellerini açar: 
– Lafimu anlatamadum herhalde hâkim bey, hep birlukte oturuyduk daa…

Günün sözü; 
“Yalnız kalma özgürlüğü sarhoş edicidir.” Kangala Ranaut

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@