06.06.2014, 21:00

Paketim...

Çocuk ve kadınların mağduriyetlerinin giderilmesinin amaçlandığı paket...

Kamuoyunda 5. Yargı Paketi olarak da bilinen paket...

Şimdi bu tartışmanın içinde...

Göbeğindeyiz...

Ve cinsel şiddetle mücadele için daha derin ve kurumsal çözümler getirilmesi gerektiği konusunda hem fikiriz değil mi?

Evet...

Ancak bu tür önlemler alınmadan ceza hafifletmek ve ya ağırlaştırmak ne derece uygun?

Bilinmez...

Yasada, kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri konusunda ki düzenleme iyi incelenmeli...

Cinsel taciz ve bazı cinsel saldırı suçlarında şikayet süresi 6 ayla sınırlı...

Bu sınır az değil mi?

15-18 yaş arası gençlerin kendi rızalarıyla giriştiği cinsel eylemlerin cezası ise arttırılmakta...

Kız ve erkek çocuklarımız bir araya geldiklerinde, flört dönemlerinde birbirleriyle cinsel eylemde bulunduklarında bu “suç” sayılacak...

Bu da kamuoyunda ve sosyal medyada ‘flört suç sayılıyor’ ile gündeme geldi...

Peki, flört eden, cinsel eylemde bulunan aynı yaştaki genç çocuklarımızı ne bekliyor?

Söyleyeyim uzun süreli hapis...

*

Çocuklarımızın yetişkinler tarafından istismarı “taciz” ve “saldırı”diye ayrıldığında masumiyet mi sağlanacak?

Bu ne demek?

Çocukların taciz edilmesi halinde cezanın düşmesi demek...

Sanıkların “tedavisi” ne demek?

Pedofolinin tedavisi var mı ki tedavi edilsin?

Hayır yok...

Suç yok mu sayılıyor?

Tedavi ön plana çıktığında devlet nezdinde eylem bir suç değil, hastalık mı olarak görülecek?

Kısaca suç toplumu mu, hastalalık toplumu mu olarak lanse edileceğiz?

*

 

Birçok kadın örgütü, tasarının çocukları korumayı değil, sınırlandırdığını, özellikle cinsel özgürlüklerinin sınırlandırdığını düşünüyor...

Gençler flörtüyle sorunlu...

Çocukların cinsel istismardan korunmasını amaçlayan düzenlemeler çocukların zarar görmesine yol açar bilmeli ki daha başka sonuçlara da yol açar...

Yasaklar cezbedici ne yazık ki ülkemde...

*

 

Ancak üzüldüğüm “Çocuk yaşta ve zorla evlendirmeler” ise hala üstü kapalı duruyor...

İki ayrı konu mu sizce?

Hayır değil...

Toplumda ne yazık ki, ‘algı karışıklığı’ var...

Hukuk ise bu konuda beklemede...

 

Kadın ve çocuklara yönelik cinsel istismar ile tacize yönelik eylemlere ağır cezalar getirilmesini hepimiz defalarca konuştuk ve istedik...

Ancak tasarının öngördüğü bazı maddeler çocuk mağduriyetini ortaya çıkartıyor...

Tacizin “ani” olarak yapılması ceza indirimini getiriyor idaalara göre...

Yani, 15 yaşındaki bir çocukla 30 yaşındaki bir yetişkinin cinsel ilişkisi suç...

Ancak nasıl suç?

Çocuk şikâyetçi ise...

*

Bilinen bir gerçek var ki, tasarının görüşmeleri komisyonlarda sona erdiğinde sivil toplum örgütlerinin görüşleri dikkate alınmamış...

Komisyonda bazı dernek üyelerine 10 dakika gibi kısa bir süre konuşma süresi tanındı...

Varın siz belirleyin kadınlarımızın ve çocuklarımızın tam olarak değerlendirilip, çözüm için ne yapılabilirliğini...

 

*

Öneriler...

Öneriler...Öneriler...

Gündemden düşmeyen çocuk istismarı vakaları yeni bir yasanın önünü açtı...

Çocuk hakkı savunucuları ve avukatların önerileri dikkate alındı mı acaba?

Hatırlarsanız bazı somut öneriler vardı kamuoyunda... Bunlar;

Erken uyarı sistemi...

Çocuk izleme merkezleri...

18'inden önce evlilik yasaklansın isteği...

 

Çocuk istismarında çığlık atmaktan bahsedildi...

İdamdan bahsedildi...

Türkiye’nin bir türlü çözemediği çocuk sorununu çoğu kez gündeme taşıdık...

Ancak 2014 yılının başından bu yana 13 çocuk ölü bulundu....

14 ilimizde bulunan Çocuk İzleme Merkezleri her ilde, gerekirse her ilçede kurulmalı artık...

Çocuk istismarı vakalarında ‘çocuk bağırmadı, şikâyet etmedi’ gibi gerekçeler de olamaz...

Bunlar ceza indirimlerinin önünü açmamalı...

“Çocuk bir cinsel obje “ değildir...

Cinsel obje gören vakaların ne kadarı ensest bilmiyoruz?

Kaç kişi nerede çalışıyor bilmiyoruz?

Yoksa kamuda mı?

Veri var mı?

Sağlıklı istatistikler var mı?

Aile içi cinsel istismarın ne kadarı biliniyor?

Çocuk politikamız var mı?

Çocuk Koruma Kanunu’ndaki en önemli mekanizma ‘koruyucu ve destekleyici tedbirler’ yeterli mi?

Eğitimler yeterli mi?

İstismar nedir, nasıl fark edilir, kim biliyor?

Mücadele stratejileri mi kullansak, cezai hukuk mu?

“Bir daha yaparsan karşıma çıkma” denilebiliyor mu?

İşte can alıcı nokta bu...

Tam da bu...

Bence ‘Kanun’da cinsel istismar tanımında da yaşla ilgili büyük bir sıkıntı mevcut...

16 yaşında zorla evlenen biri ortada kaldı...

Mahkeme kararıyla 16 yaşında bir kız çocuğunu, 70 yaşında bir erkekle evlendirmek caniliktir...

Bu durdurulmalı...

Çocuk güçlendirilmeli ve eğitilmeli...

Ancak öncelikle de anneler...

Merkezler, sığınma evleri çare mi?

Çare ne?

 

 

Mutlu kalın...

 

Dip not;

 

Dikkat çeken noktalar neler?

 

Şunlar ki dikkate şayandır;

-Akranlar arası cinsel eylem suç… Yani kısaca flört denen yakın yaşlarda ki çocukların eylemleri ceza ile pekiştiriliyor...

 

-‘Cinsel şiddet uygulamak’ hastalık gibi değerlendiriliyor... E tabi suçta ona göre...

 

-Eğer taciz ani ise yani, “fiilin ani bir hareketle işlenmesi” durumunda ise ceza iniyor...

Sarkıntılık (ani hareket) olarak belirlenmiş...

 

-Ensest ortada kaldı...

Neden mi? Özel bir suç olarak düzenlenmek yerine “cinsel istismarın ağırlaştırıcı hali” olarak kabul edildi....Kısaca çocuk 15 yaşını doldurmuş ise ve ensest varsa “reşit olmayan ile cinsel ilişki” olarak kabul gördü...

Peki, 14 ile 15 arasında ne fark var?

Yaş ayırımı cezalarda orantısızlık yaratmaz mı?

 

-Çocuk evliliğe karşı korunmuyor...

Erken yaşta evlendirilme ortada kaldı demektir... Oysa çocuk yaşta evlilik, buna aracılık, nikah vs suç sayılmalı...

-Çocuk şikayeti şart...

Çocuk 15 yaşındaki ise ve 30 yaşındaki bir yetişkinin ile cinsel ilişkisi içindeyse çocuk şikayetçi olmadıkça soruşturma olmaz...

Bu savunulamaz...

Bu her türlü evlenmenin, istismarın önünü açan boşluktur...

 

 

Fıkra;

Tortum'lu iki kardeş, yan köyden kız kaçırmış, kendi köylerine dönüyorlardı. Arazi malum patika! Büyük kardeş önde kız ortada küçük kardeş arkada. Kız hangi kardeşe kaçırıldığını merak edip arkadaki küçüğe yanaştı ve sordu:

- Bahasan beni hangüze kaçırdıııız?

Küçük kardeş şöyle bir bıyıklarını burduktan sonra:

- Orası heç bellim olmaz! Hele bir eva gidah!

 

 

Günün sözü; "İnsanlar sevdikleri şeyi yok etmeye, daha sonra da yok ettikleri şeyi yeniden sevmeye ve değer vermeye meraklıdırlar." Donald Walsch

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@