Uzmanlar, ihracatta parayı verenin kuralı koyduğunu belirtirken, iade edilen 18 ton alabalığın ne olacağı merak konusu oldu.

Türkiye’nin Rusya’ya ihraç ettiği 18 ton alabalık etiket kuralına takıldı ve iade edildi. 

Fadime ALTANHAN / YENİGÜN - Türk menşeili sebze ve meyvenin takıldığı Rus gümrüklerine son olarakta 18 ton balık takıldı. Peki iade edilen bu ürünler ne oluyor? Uzmanlar bu soruya yanıt verdi. Ortak görüş ise “İnsan sağlığını tehdit eden ürünlerin pazara sunulması suç” şeklinde oldu  

Türk menşeili meyve ve sebzelerin takıldığı Rusya gümrüklerine bu kez de alabalıklar takıldı. Yetkililer 18 tona yakın alabalığın kare kodlu etiketleri olmadığı için iadesinin yapıldığını açıklarken akıllara iade edilen ürünlerin ne olacağı sorusu takıldı. İhraç edildiği ülkeler tarafından kabul görmeyen ürünler; kendilerini ya üçüncü bir ülkede ya da iç pazarda buluyor.


“İNSAN SAĞLIĞINA DİKKAT EDİLMELİ”

Gözden kaçırmayın

Babasından ilham aldı kadın girişimci oldu Babasından ilham aldı kadın girişimci oldu

Tarım ürünleri ticaretinde kriterlerin alıcı ülkeler tarafından belirlendiğini söyleyen Ziraat Yüksek Mühendisi Ferdan Çiftçi, "Alıcı ülkelerin kriterlerine göre biz ürünlerimizi gönderiyoruz. 5996 sayılı Gıda ve Yem Kanunu'na göre bu ürünlerin analizleri yapılarak ürünlerin ihracatı yapılır. Karşı taraftan kaynaklı kriterlere uygun olmayan ürünler tespit edildiğinde geri gönderiliyor. Bu durumda da ürünlerin tek yapılması gereken işlem bizim kendi kriterlerimize uygun olarak geri dönmesi. Bizim belirlediğimiz asgari standartlar neyse kalıntı standartları ve diğer standartlar olsun karantina önlemleri olsun ona göre girişi yapılır. Eğer buna uygunsa içeride tüketilmesine uygun hale getirilir. Ya da aynı koşullarda başka bir üçüncü ülke varsa o ülkeye gönderilir. Burada dikkat edilmesi gereken limitlerin ülkelere göre farklılık göstermesi. Konu insan sağlığıysa burada çok daha dikkat edilmesi gerekir. Bizimde bu ihracattan geri dönen ürünlerde bu limitlere uygun olarak içeriye girişine izin verilir. Uygun olmayanların da imhasının yapılması gerekir. Ama genellikle bu ürünler ülkeye giriyor. Bizdeki limitler biraz daha yüksek olduğu için iç pazarda tüketiliyor. Bu standartlarımızı gözden geçirmemiz halk sağlığı açısından bu standartların belirlenmesi önem taşıyor" açıklamalarında bulundu.


"İÇ PAZARDA TÜKETİME SUNULUYOR"

Zirai Karantina Müdürlükleri tarafından alınan numunelerin analizi çıkan sonucuna göre ihracata izin verilip verilmediğini belirten Çiftçi, "İzin verilen ürünlerde sorun çıktığında o belli olan değerler üzerinden 3. ülkeye transit geçişine izin veriliyor. Yurt içine girecekse tekrar analize tabi tutuluyor. Bizim kriterlerimize uygunsa iç pazarda tüketime sunuluyor. Bunların hiçbiri uygulanmadığı takdirde imhası yoluna gidiyor. Su ürünlerinde bizim mevzuatımız AB ile uyumlu. O nedenle bizde AB kriterleri geçiyor. Rusya burada da kendi kriterlerini devreye sokuyor ve orada mikrobiyolojik açıdan analizler istenebiliyor. Bizde bu yok daha çok kalıntılar üzerinden analiz yapılıyor. Geri iade olduğunda kalıntı limitleri üzerinden analiz yapıyoruz. Siyasi ilişkiler nedeniyle de bu iade yapılmış olabilir. Uluslararası ilişkiler boyutunda bunu da göz ardı etmemek gerekiyor" ifadelerini kullandı. 


RUTİN BİR İŞLEM

İzmir Tarım İl Müdürlüğü yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, ihraç edilen ürünlerde yapılan iade işleminin rutin bir işlem olduğunu, Rusya'nın kriterlerine uygun olmadığı için bu işlemin yapıldığını dile getirirken, iadesi yapılan ürünlerin kriterlere uygun ülkelere ya da ülke kriterlerine uygunsa iç pazarda tüketilmesine izin verildiği söylendi. 

"Parayı veren kuralı koyar"

Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Hakan Çakıcı, "Son dönemde Rusya'dan en fazla tarım ürünü ithal eden ülke olduk. Buğday, arpa, baklagillerde açığımız var. Bildiğim kadarıyla Rusya'dan aldığımız ürünlerde iade gibi bir durum söz konusu olmuyor. Bu ürünlerde gerekli denetimlerin yapıldığını düşünmüyorum" dedi. Her ülkenin kendilerine göre ilaç kalıntılarıyla ilgili kriterleri olduğunu söyleyen Çakıcı, "Avrupa Birliği'nin, İngiltere'nin ve diğer ülkelerin ithal edeceği ürünlerle ilgili kriterleri oluyor. Rusya'nın da kendine göre kriterleri bulunuyor. Bu nedenle gümrüklerden ürünler geri dönebiliyor. Her ülkenin farklı kriterleri olduğu gibi ilaçlarla ilgili etkili maddeler değiştikçe onların miktarları yani kullanılan girdiler ilaç, gübre bunların kalıntılarla ilgili de yeni maddeler etkileniyor. Sürekli ihracata yönelik ürün üreten bir firma hangi ülkeye ihracat yapacaksa ona uygun ilaç kullanım zamanı ve ilaç cinsini belirleyerek üretim yapıyor. Sonunda da ona göre örnekleme göndermesi gerekiyor. Ama buna rağmen kalıntılar çıkıyor. Parayı veren kuralı koyuyor. Parayı verip aldıkları için sınırları onlar belirliyor ve bu sınırlar da sürekli olarak değişiyor. Ülkeler alım kriterlerinde değişikliğe gittiklerinde yayınlıyorlar. Burada ülkelere göre değerlerde farklılıklar olabiliyor. Bu her üründe olmuyor. Çünkü bazı ürünler yoğun gübreye kullanımı söz konusu. Örneğin sera ürünleri ve üzümde daha sıkı denetimler var. Buğday arpa da yoğun ilaç kullanımı olmadığı için bakiye çıkma ihtimali daha düşük oluyor" diye konuştu.

"TÜRK HALKINA YEDİRİLİYORSA SUÇ"

İadesi yapılan ürünlerin imha edilmesi gerektiğini ifade eden Çakıcı, "Ürünler o kadar yol gidip geldikten sonra zaten kullanılabilir hali kalmıyor. İç pazarda satıldığı yönünde söylentiler olsa da imha edildiğini düşünmek istiyoruz. Ancak Türkiye'de tağşiş olayları var. Tarım ürünlerinde arz sıkıntısı olduğu için kalitesi kötü gıdalar Türkiye'de ne yazık ki bulunuyor. Elimizde kesin belgelerin olmamasına karşın hileli ürünler nasıl piyasada arttıysa bu ürünlerinde etrafımızda olma ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor. Böyle bir ihtimal olabilir. Çünkü her ülkenin kalıntı kriterleri farklı olduğu için bu ürünler Türkiye'nin kalıntı kriterleri üzerinden değerlendirilerek iç piyasada satışı olabilir. Bazı ülkelerin kriterlerinin ağır olması nedeniyle ihracat yapmak zor. Ülkemizin de kriterleri var. Hallerde bile denetimlerin yapılması gerekiyor ancak çok fazla yapılmıyor. Kanunlarımızda kalıntı çıkması durumunda büyük cezaları oluyor. Burada temel olan denetim. Yurtdışından geri dönen ürünleri de Türkiye'ye sokmamak gerekiyor diye düşünüyorum" açıklamalarında bulundu. Üreticilerin ürünlerini sattığı içi bir sıkıntı yaşamadığını söyleyen Çakıcı, "Bu ürünleri hatalı üretilmiş ürün olarak düşünmek gerekiyor. Ya ilacı fazla kullanıyor ya yanlış ilaç kullanıyor ya da ilacı zamanında kullanmadığı için hatalı üretim yapmış oluyor. Yönetmeliklerde hiç ilaç kullanılmasın diye bir şey yok. İlaç kullanılabilir ama ruhsatlanmış ilaç ve zamanında kullanılması gerekiyor, yoksa kalıntı çıkar. Bu durumda hem üreticinin emeğinin yanında ilaç, gübre gibi ürünlerin ithal olması nedeniyle ülkenin parası da gidiyor. Bu ürünler hem israfa neden oluyor hem de ülkeye getirilip Türk halkına yediriliyorsa suçtur" ifadelerini kullandı.

"Avrupa'da süt gölleri oluştu"

Süt ve süt ürünleri ihracatıyla ilgili bilgi veren Ege Üniversitesi süt Teknolojileri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Raşit Uysal, süt ürünleri ihracatından Avrupa Birliği'ne bütün firmaların ihracat yapamadığını söyledi. Uysal, "AB hijyen nedeniyle böyle bir önlem aldığını söylüyor ancak bunun altında yatan başka bir neden var. Bu da AB ülkelerinde inek sütü ürünlerinin çok fazla olması. Hollanda, Almanya, İrlanda ve daha birçok ülkede süt üretimi var. Bu ülkelerde süt gölleri ve tereyağı dağları birikmiş durumda. O ülkelerde ürünlerini satacak pazar arıyorlar. Neden bizden süt ürünleri alsınlar?” dedi.

"SÜT ÜRÜNLERİ İADEDE ŞANSLI"

Avrupa Birliği'nin Türkiye'de hayvan hastalıkları çok yaygın olduğu gerekçesiyle inek sütü ürünlerini almadıklarını ifade eden Prof. Dr. Uysal, "Türkiye'deki firmaların bir kısmı ihracat yapabiliyor. Bu firmalarda önce denetlenerek sonrasında bakanlık tarafından bu firmalara ihracat izni veriliyor. Koyun ve keçi ürünleri ihracatında ise kısıtlama yok. Çünkü AB ülkelerinde koyun keçi yok genellikle Akdeniz ülkelerinde olduğu ve üretim Avrupa’da az olduğu için talep var. Bu nedenle inek sütü ürünlerindeki kadar inceleme yapmıyorlar. Bu ürünlerin ihracatı açık. Orta Doğu ve Rusya gibi ülkelerde kendi üreticilerini korumak için hijyen açısından incelemeler yapıyor. Rusya, AB ülkeleri kadar sıkı değil. Dolayısıyla AB'ye daha az firma ihracat yaparken diğer ülkelere daha fazla ihracat yapabiliyoruz" diye konuştu. Süt ürünlerinde meyve ve sebze kadar iade sorununun yoğun olmadığını dile getiren Uysal, "Türkiye'de belli büyük firmalar ihracat yaptığı için hijyene dikkat ediyorlar. AB standartlarında ürün gönderdikleri için de geri dönme çok olmuyor. Süt ürünleri geri dönme açısından daha şanslı. Genellikle peynir, süt tozu tereyağı gibi dayanıklı ürünlerin ihracatı yapılıyor. Yoğurt ve ayran gibi ürünlerin bozulma süresi daha kısa olduğu ve soğuk zincir gerektirdiği için ihraç edilmiyor" şeklinde konuştu.