20.08.2020, 21:30

Peygamber Kimdir? Neden Gönderilir?

C. Allah; insanları, kendisini tanısınlar ve kendisine kulluk etsinler diye yaratmıştır. “Ben cinleri ve insanları ancak beni tanısınlar, bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat-56)

C. Allah; insanları, kendisini tanısınlar ve kendisine kulluk etsinler diye yaratmıştır. “Ben cinleri ve insanları ancak beni tanısınlar, bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat-56) buyuran Allah-ü Teâlâ, insanların, kendisine nasıl kulluk edileceğini bildirmek, emir ve yasaklarını iletmek üzere seçtiği bazı insanları, zatı ile kulları arasında elçi olarak görevlendirmiştir. Biz Allah’ın sözlerini bize iletmek üzere görevlendirilen o seçkin kişilere “peygamber” diyoruz.

Buradan şunu anlıyoruz. Demek ki Allah (cc) zatı hakkında bilgi vermek, nasıl iyi bir kul olunacağını anlatmak, emir ve yasaklarının neler olduğunu duyurmak istiyor. Bunları ve benzeri diğer konuları, insanlara tek tek duyurma olamayacağına göre, insanlar arasından seçtiği bazı kişileri elçisi olarak görevlendirerek duyurmak istediklerini elçileri vasıtası ile duyuruyor. Ama Allah-ü Teâla, duyuracaklarını yazılı olarak duyuruyor. Suhuf ve kitapların indirilmesi ve dolayısı ile de peygamberlerin gönderilmesi bundan dolayıdır. Öyleyse Allah (cc)’ın kulları ile konuşma şekli, yazılı olacak şekilde ve tabi ki kitapları ile oluyor. 

Her Ümmete Peygamber Gönderilmiştir

Bildiğimiz bir şey de her ümmete bir peygamber gönderilmiş olmasıdır ve peygamber gönderilmeyen hiçbir milletin olmadığıdır. Eğer peygamber gönderilmeyen bir millet olsaydı.Onlar, hiçbir şeyden sorumlu olmayacaklardı. Kur'an’ın bildirdiği budur. “Resul göndermediğimiz müddetçe hiçbir kavme azap edici değiliz.” (İsra-15) buyrulması, bu sebepledir. Ama  C. Hak, her ümmete mutlaka bir peygamber göndermiştir. Nahl Suresi 36. ayetinde bu konu bildirilmektedir. Her ümmete bir peygamberin gönderildiği ve peygamber gönderilmeyen bir ümmetin olmadığı haberi verilmektedir. “Ant olsun ki biz, her ümmete bir peygamber gönderdik.” (Nahl-36) “Her ümmetin de bir peygamberi vardır.” (Yunus-47) Bu Ayet-i Kerime'ler bizlere peygamber gönderilmeyen bir milletin olmadığını anlatıyor. Daha doğrusu Ayet-i Kerime’lerden anlaşılan bu oluyor. Bu duruma göre dünyada sorumluluğu olmayan hiç bir millet, hiçbir kimse  yoktur.

İslâmî bilim adamlarının, bir deyişine göre dünyaya 124 bin diğer bir deyişe göre de 224 bin civarında peygamber geldiğinin tahmin edilmesi, peygamber gönderilmeyen kavmin olmadığı yönündeki görüşü güçlendirmektedir.

Peygamberler Kendi Kendilerine Hüküm Verebilir Mi?

Tabi peygamberler de kendi kendine hüküm veremez. Ancak, gelen vahiyler ve kendilerine indirilen kitaplar vasıtası ile C. Allah’ın, gönderilen bütün emir ve yasaklarını insanlara ulaştırarak, onları doğruya, Hak yoluna yönlendirirler. Peygamberlerin görevleri de budur.

Öyleyse diyebiliriz ki Allah, insanların başıboş kalmamaları için onlara peygamberler ve kitaplar göndermiştir. Durum böyle olunca peygamberin kim olduğunu, görevinin ne olduğunu anlamamız kolaylaşır. Demek ki peygamber, Allah tarafından insanlara doğru yolu göstermek için, insanlar arasından seçilerek görevlendirdiği seçkin kişilerdir. Öyleyse peygamberler, insanları Allah’ın gösterdiği doğru yola sevk etmek için gönderilir. Ve hiçbir peygamber kendi kendine hüküm veremez. Sadece C. Hakkın emir ve yasaklarını insanlara iletmekle görevlidir.

Yukarıda da değindiğimiz gibi, bir rivayete göre bugüne kadar dünyaya 124 bin diğer bir rivayete göre de 224 bin peygamber gelip geçmiştir. Tabi bu söylemler, tamamen rivayete dayanan söylemlerdir. Bizim ismen bildiğimiz Kur'an’da bildirilen 25 peygamberle, sevgili peygamberimizin, peygamber olarak tanımladığı Hz. Şid’den ibarettir.Yani 26 peygamberi tanıyoruz. 

Ayrıca bu yirmi altı peygamber dışında, Kur'an’da isimlerinden bahsedilen ve Allah tarafından  ilim ve hikmet sahibi yapıldıkları bildirilen, ama peygamber olarak anılmadığından dolayı peygamber diyemediğimiz, bu sebeple de peygamberliklerini ihtilaflı olarak gösterdiğimiz yedi kişi daha vardır. Bunlar da: 1)Hz. Lokman, 2)Hz. Zülkarneyn, 3) Hz. Üzeyir 4) Hz. İşmoil 5) Hz. Şemun 6) Hz. Yuşa 7) Hz. Hızır’dır.

Ancak bizim peygamberliğini ihtilaflı olarak gösterdiğimiz bu yedi kişiyi Bazı İslam Uleması peygamber olarak kabul eder. Ayrıca, Hz. Hızır Harç diğerlerinin tümü, İsrailiyat kaynaklarında da peygamber olarak gösterilir. Bunu da belirtmek de fayda vardır.

 Ulu'l Azm Peygamberlerlik Nedir?

Peygamberlikle görevlendirilenler, elbette ki Allah’ın birer elçileridir. Hepsi de peygamberdir. Ancak kendisine suhuf verilenler vardır, kitap verilenler vardır. Kendisine hiçbir şey verilmediği halde, kendisinden evvel gelen Suhuf veya kitap verilen peygamberin dini üzerinde görev yapan peygamberler de vardır.

Peygamberler arasında bir de Ulu'l Azm ismi ile isimlendirilen peygamberler vardır. C. Allah’ın Suhuf ya da kitaplar gönderdiği bir şeriat üzerine olan, yani bir dinin sahibi olan, Allah’ın emirlerinin yerine getirilmesi konusunda da ısrarlı olan, bu konular da çok büyük gayret göstererek sabır ve metanetle görevini sürdüren bu peygamberler, diğer peygamberlere göre daha bir üstün vasıflı olarak görülür. Bu özellikleri taşıyan peygamberler, Ulu'l Azm peygamberler olarak adlandırılır. Ulu'l Azm peygamber olarak gösterilen peygamberler ise, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’dir. Bu beş peygamber, diğer peygamberlerden bazı konularda farklılık gösterir. Bu bakımdan böyle isimlendirilmişlerdir.

Ancak bazı İslam uleması bu beş peygamber dışında, Hz. İsmail, Hz. Yakup, Hz. Yusuf ve Hz. Davut gibi peygamberleri de Ulu'l Azm peygamberler arasında sayarlar. Bazı müfessirler ise bütün peygamberleri Üstün azim sahibi olarak görürler. Ancak genelde, önce zikredilen beş peygamber konusunda hemen hemen bir birleşme vardır.

Kur'an-ı Kerim’de de bu konuda bilgilendirme vardır: “Ey Resulüm! O halde, Ulu'l-azm (Azim ve sebat sahibi) peygamberlerin sabrettiği gibi,(Sen de) sabret. Ve onlar(inkâr edenler) hakkında acele etme. Onlar Va’d olunup durdukları (azapları) görecekleri gün, sanki (Dünyada) sadece gündüzün bir saati kadar kalmış gibidirler. (Bu) bir tebliğdir. Hiç fasıklar topluluğundan başkası helâk edilir mi?” (Ahkaf-35) İslâm ulemasının dayanaklarından birisi de bu Ayet’i Kerime’dir.

Kadın Peygamber Gönderilmiş Midir?

Hiçbir yerde insanların aydınlatılması ve Allah yoluna davet edilmesi için kadın peygamber gönderildiği vaki değildir. Kur'an-ı Kerim’de de bunun böyle olduğu bildirilmektedir. Nahl Suresinde C. Allah: “Ey Resulüm! Senden önce de kendilerine vahyeder olduğumuz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik.”(Nahl-43) buyuran Allah-ü Teâla peygamberimizden önce de sonra da kadınlardan peygamber gönderilmediğini bildirmektedir.

Elmalılı Hamdi’nin Tefsirinde bu konuya yer verdiği görülmektedir. Elmalılı, tefsirinde, Peygamberlik görevini, çok çalışma isteyen, büyük mücadeleler içine girmeyi gerektiren ağır bir görev olarak gördüğü için, kadınların; biyolojik yapılarının, mizaçlarının, peygamberlik görevi için uygun olmadığını, bu sebeple de kadınlara peygamberlik görevinin verilmediğini bildirir. Buna karşılık da kadınlara C. Hakkın, çekicilik, güzellik ve cazibe gibi farklı ve güzel özellikler vererek, onu kadın olarak yarattığını, o bakımdan peygamberlik verilmediğini anlatır. 

Bazı müfessirler kadınlara peygamberlik verilmemiş olsa da Nebilik verildiğini savunurlar. Bilindiği gibi nebilik, yeni bir din ve kitap verilmeyen ve kendinden önceki din üzerine Allah’ın emirlerini insanlara ulaştıran elçiler olarak tanınır. Bu düşünce ile bazı İslâm Âlimleri kadınlara resullük verilmemiş olsa da nebilik verilmiştir derler. Mesela İmam-ı Eşari’ye, C. Allah’ın, kadınlara ilham vererek Nübüvvetlikle görevlendirdiği olmuştur diyerek Hz. Meryem’i, Hz. Asiye’yi, Hz. Havva’yı, Hz. Sare’yi, Hz. Musa’nın annesini, Hz. Hacer’i nebilere örnek olarak gösterir. Tabi bu düşünce herkes tarafından kabul edilen bir düşünce, bir görüş değildir.

Yorumlar