Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yerel yönetimlere, sokak hayvanlarının yerinin barınaklar olduğu yönünde yaptığı çağrının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 81 ile gönderdiği sokak hayvanları ile ilgili genelgede, Amerikan Pitbull Terrier, Dogo Argentino, Fila Brasilerio, Japanese Tosa, American Staffordshire Terrier ve American Bully cinsi köpeklerin belediyelerce denetimlerinin 7/24 esasıyla yapılması istendi. 17 maddelik genelgede, bu hayvanlardan sahiplenilmemiş olanlara ilgili birimler ve kolluk kuvvetleri ile iş birliği içinde el konulması ve belediyelerce hayvan bakımevine götürülerek rehabilite edilmesi ve bakımevlerinde tutulması talep edildi.

Gece genelgesiyle olmaz

Genelgeye sert tepki gösteren Belediye Veteriner Hekimler Derneği Başkanı Sinan Okçuoğlu, “Belediyelerin bir denetim ve hayvana el koyma yetkisi yok. Hayvanların kısırlaştırma ve kayıtları için verilen süre dolmadan genelgeyle bakımevlerine götürülmesi kanunen mümkün değil. Daha belediyelerin bakımevi yapmaları için verdikleri süreler dolmadan yurdun dört bir yanında bakımevi olduğunu varsayarak böyle bir genelgenin yayınlanması ve köpeklerin bakımevlerine kapatılmasının emredilmesi yanlıştır. Mevcut bakımevleri koşullarında yığılma sebebiyle realite mümkün olmayacaktır”dedi. Türkiye’de 2004’den beri hassas davranılmayan kayıt sisteminin bir gece genelgesiyle çözülemeyeceğini vurgulayan Okçuoğlu, “Yıllardır üretimi, sahiplenilmesi yasak olmasına rağmen, denetim görevlerini yerine getirecek kadroların olmaması, birçok belediyenin rehabilitasyon merkezi açmaması, var olanların ise çok büyük bir kısmının çağdışı koşullarda, yetersiz personel ve imkansızlıklarla yürütülüyor olması sorunların bu günlere taşınmasının en büyük nedeni olmuştur. Sahipsiz hayvan sorunu öncelikle bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmelidir. Ülke çapında ele alınmalı, yeterli bütçe ve tesisler en yakın zamanda oluşturulmalı, bu işin olmazsa olmazı veteriner hekim ile yardımcı sağlık personeli yeterli sayıda istihdamının sağlanması gereklidir. Aksi taktirde hem hayvan hakları açısından hem de insanların güvenliği açısından vicdanları yaralayan olayların artarak devam etmesi kaçınılmazdır.

Çözüm hayvan katlinde değil


Yasaklarla, toplatılmalarla ve genelgelerle sorunun çözüm yerine daha da derinleştirildiğini vurgulayan Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) İzmir Temsilcisi Esin Önder, “Sorunun kaynağında hayvanlar değil insanlar var. Sorunun hayvanları sahiplendikten sonra terk eden insanlarda. Bunun en kısa, bilimsel çözümü ‘kısırlaştır, aşılat, yaşat’ programlarının devlet ve belediyeler tarafından yapılmasıdır. Hapishanelere koyulması çözüm değil. Sokakta yaşayan hayvanların sayısına bakıldığında Türkiye’de bu kadar hayvanın barınabileceği kapasitede barınak da yok. Bilimden uzak açıklamalar aslında hayvan kıyımı talimatıdır. Çözümü hayvan katlinde aramak doğru değil. Cumhurbaşkanının açıklamasından sonra AKP’li belediyeler hayvan toplamaya başladı. Barınağı dahi olmayan belediye hayvan topladığında bu hayvanların sonu ne olacak? Kınık ve Kiraz’da barınak yok. Bayındır’da çöp kamyonlarının arasındaki kulübeden barınak olmaz. İzmir Valisi Selim Köşger Konak Meydanı’ndaki köpeklerin talimatını vermiş diye duyduk. Özel kalemini aradık, tüm köpeklerin değil agresif köpeklerin toplatılmasını istediklerini bildirdiler" ifelerini kullandı.


Kabahat sahibinin ceza köpeğin

Genelgedeki olumsuzluklara dikkat çeken İzmir Barosu Hayvan Hakları Komisyon Başkanı Av. Şefika Yıldırım Sert, “İki kez yasağı havyan sahibi ihlal ederken hayvanın kalıcı olarak barınağa gönderilmesi köpeğe bir cezadır. Köpek bir daha barınaktan sahiplenilebilecek mi? Belli değil. Hayvanın tehlike arz etmesinin kriteri kime ve neye göre belirlenecek. Biz hayvanların tehlikeli hale gelişinin sahipleri tarafından yanlış yetiştirmelerinden kaynaklandığını düşünüyoruz. Yasaya aykırı talimata istinaden yerel yönetimlerce gerçekleştirilecek herhangi bir toplamanın varlığını tespit etmemiz halinde, her bir canlının hakkını savunmak için hukuki sürecin takipçisi olacağız. Hayvanların ölümüne, tecrit edilmesine, işkence görmesine, acı çekmesine sebep olacak her türlü hak ihlalinin karşısındayız”dedi.


Cumhurbaşkanı yanlış yönlendiriliyor

İzmir Veteriner Hekimler Odası Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Halis Özcan, “Bizleri derinden üzen küçük bir çocuğumuza karşı yapılan eylem sahipli bir hayvan tarafından yapılmıştır. Cumhurbaşkanı yanlış bilgilerle yanlış yönlendiriliyor. Veteriner Hekimler bir sokak havanının tedavisini yaptıktan sonra aldığı sokağa aynı noktaya bırakmak zorundadır. 5199 Belediyeler, belediye yöneticileri ve meslektaşlarımız 5199 nolu kanunun dışına çıkamaz”şeklinde konuştu.

Vicdana dayalı değil sisteme dayalı


Yücelen Hayvan Hastaneleri ve Veteriner kliniklerinin sahibi Elif Kaya Yücelen, “Toplum sağlığını sürdürülebilir kılmak için insanlarımız için oluşturduğumuz sağlık sistemi gibi havanlar içinde devlet garantisinde bir sistem oluşturmak zorundayız. Sahipli sahipsiz hasta bir hayvanı Veteriner Hekime götürebilmek için insanımız cüzdanı ile vicdanı arasında kalmamalıdır. Geniş tabanlı oluşturulacak sisteme Hayvan Hastaneleri ve Veteriner Klinikleri de dahil edilmelidir. Tek başına belediyeler bu işin altından kalkamaz”dedi. Veteriner Hekim Onur Kısaoğlu , “Kayıt sistemi kapsamında bugünlerde çok sayıda hayvan sever köpeğine mikro çip taktırıyor ve kimlik belgesi çıkarttırıyor. Dünyanın hiçbir yerinde agresiflik ırklara indirgenmiyor. Onları o hale getiren sahiplerinin yanlış yetiştirmesidir. Kabahatli sahibin cezası hayvana kesilmemelidir”şekilinde konuştu.

Öfkeyle kalkan zararla oturur


Üzücü bir olayın manipüle edilerek sorunun kaynağının sadece hayvanlarmış gibi gösterilmesinin yanlış olduğunu belirten Veteriner Hekim Necati Vedat Ak, “Kendilerini savunamayacak durumda olan hayvanların barınaklara götürülerek ölüme mahkum edilmeleri çok yanlış olur. Yaşanan üzücü olayın sorumlusu hayvanlar değil. Şiddet gösterilerek, bir lokma yemek bir yudum su ile kandırılarak agresifleştirilen hayvanlarda değil onları bu hale getirenlerde kabahati aramalıyız. İstesek de istemesek de can dostlarla onlarında yaşam alanı olan bu dünyayı ve bu şehirleri birlikte paylaşmayı bilmeliyiz. Bir olayın öfkesiyle kalkarsak büyük zararlarla otururuz”dedi.