23.04.2020, 21:23

Ramazan ayının birinci günü 'Hem Ramazan Hem Cuma'

Değerli okuyucularım,Bugün nihayet bir senedir hayır ve hasenata kavuşmak için beklediğimiz Ramazan ayına kavuştuk.

Değerli okuyucularım,

Bugün  nihayet bir senedir  hayır ve hasenata kavuşmak için beklediğimiz Ramazan ayına  kavuştuk.

Bizleri bu  Allah’ın rahmetinin, merhametinin bol olduğu mübarek Ramazan ayına ve ilk cumamıza kavuşturan Allah’a hamd ve senalar olsun. Böyle mübarek günlere sağlık,sıhhat ve afiyet içinde yetişmemiz çok önemlidir. İnsanlar, yani bizler, hepimiz bir şeyi kaybedince  ya da ulaşamayınca değerini anlarınız. Keşke böyle olmasa da vakitlice bazı şeyleri yapabilsek. Sahip olduğumuz nimetlerin kıymetini bile bilsek. Ama bunu genellikle hepimiz yapamıyoruz.Elimizin altındaki pek çok nimeti değerlendiremediğimiz için fırsatları kaçırıyor ve heba edip gidiyoruz.

Sağlığımızı kaybedince sağlığın kıymetini anlıyoruz. Annemizi, babamızı kaybedince onların değerini anlıyoruz. Bugün  çok  çok önemli bir gündeyiz. Bunun farkında olmamız gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz.

Çünkü, bir taraftan, Allah’ın rahmet ve merhametinin bol olduğu Ramazan ayına kavuşuyoruz. Bir taraftan da, müminlerin bayramı olan  cuma gününe giriyoruz. Böyle bir güzelliği her zaman yakalamaya biliriz. Bunun farkında olmamız ve yaratılan böyle bir fırsatın değerini anlamamız gerekir. C. Hak bizleri böyle mübarek ay ve günlere  sağlık ve sıhhat içinde ulaştırıyor. Bunun değer ve önemini bilmemiz lazımdır.Ama işte bu böyle olmuyor. Çoğumuz, o mübarek gün ve ayların öneminin farkına bile varamıyoruz. Bu tutumlar hemen hemen her insan da var. Önemli kayıplarımızdan biri bu tarzdaki tutumlarımızdır.

İbadetlerimizde de, dularımızda da durum aynıdır. Ancak sıkışıp da fırsatı kaçırdıktan ve önemli bir kayıba uğradıktan sonra, Allah’a yalvarmaya,dua etmeye kalkıyoruz. Ve keşkelerimiz bir türlü bitmiyor. Ulaştığımız bu mübarek günlerin önem ve ehemmiyetini bileceğiz. Annemizin babamızın değerini,bizler için ne ifade ettiğini bileceğiz. Ramazan ayı gibi bir aya, cuma günü gibi bir güne kavuşmuşuz. C.Allah’ın kurtuluşumuz için yarattığı bu mübarek günlerin ve ayların değerini  ve bize neler kazandıracağını bileceğiz. Zamanını geçirmeden vaktiyle o duamızı yapacağız. Cuma günü neler yapılacaksa, Ramazan ayında üzerimize düşen dini görevler ne ise onları mutlaka yapacağız.. Her zaman Allah’ı zikredeceğiz. O’nu sık sık anacağız. O da bizi, en ihtiyacımız olduğu zamanlar da  hatırlayacaktır. Bu, O’nun vaadidir. Dünya ve Ahiret  saadetini kazanmak istiyorsak, asla o fırsatları  kaçırmayacağız.. 

 “DÜNYAMIZI VE AHİRETİMİZİ KAZANMAYA ÇALIŞMALIYIZ”

Bir ömür boyu Allah’ı hiç hatırlamamışız, hiç anmamışız, başımıza bir bela gelince veya yatağa  düşmüşüz ve  son zamanlarımıza yaklaşmışız, Ahiretten bazı şeyler  bize gösterilmiş, sayılı dakikalarımız kalmış bunu fark edince, korku ile Allah’a sarılıyor ve Allah’ım bizi kurtar diye yalvarmaya başlıyoruz. Doğru olan bu değildir. C.Hak da bunun geçerli olmadığını Kuran’da bildirir.Nisa Suresi 18. Ayetinde, kötülükleri işleyip dururken ölüm gelince; “Şimdi tevbe [iman] ettim”diyenler ile kâfir olarak ölenlerin tevbesi(imanı)makbul değildir.) (Nisa 18) buyrulması bu sebeptendir.Yine, Mümin Suresi 84.Ayetinde (Artık o çetin azabımızı [azap melekle-

rini] gördükleri zaman, Allah’a inandık derler. Fakat o zaman inanmaları bir fayda vermez.) Mümin-84)buyrulması yine bu sebepledir.

Kuran’dan bir kıssa örneğiyle ne demek istediğimizi biraz daha berraklaştırarak anlatmaya çalışalım.Hz. Musa’yı ve Halkını öldürmek isteyen Firavun,ordusu ile birlikte  Hz. Musa’nın peşine düşüyor ve Musa ile tebasını öldürmek istiyor. Onları korumak isteyen C.Allah’da, Hz.Musa ve O’na inananları kurtarmak için Kızıldenizi yararak geniş bulvar haline getiriyor. Hz. Musa ve Halkı  denizin ortasında açılan o yoldan  karşı kıyıya geçiyorlar. Tabi Hz. Musa da, halkı da böylece Allah tarafından kurtarılıyor.
Kuran’dan anladığımıza göre, Hz.Musa ve halkını öldürmek için peşlerine düşen Firavun, bakıyor ki Kızıl Deniz  yarılmış ve yol haline gelmiş. Musa ve öldürmek istediği halk o yoldan geçiyor. Bu fırsatı kaçırmak istemeyen firavun ve ordusu da  yarılarak yol haline gelen denizde Allah tarafından açılan o yola dalıyorlar. Tam denizin ortasına geldikleri zaman Hz. Musa ve halkı da kıyıya çıkmış oluyor. O sırada firavun ve askerleri de  tümüyle denizin ortasına gelmiş durumdalar. Ama firavun bakıyor ki deniz kapanarak kendilerine doğru geliyor. Boğulacaklar. Hem kendisi hem de ordusu boğulacak. Bunu gören Firavun, Hz. Musa da bir olağanüstülük olduğunu, Hz. Musa’nın   Peygamber olduğunu o anda anlıyor. Denizin onları kurtarmak için yarıldığını, kendilerinin de denizin ortasına gelince ve bütün bu olanları görünce, kurtulmalarına imkan olmayacak bir duruma geldiklerini görünce  müthiş bir dehşete kapılıyor ve deniz tarafından yutulacakları o anda, Kuran’ın ifadesi ile “Allah'a yalvarmaya başlıyor. Ama bir ömür boyu şirkte ve isyan da olup da tam ölüm anında da dua etmesi Allah katında kabul görmüyor ve boğuluyolar.”

Bu kıssayı, son anda yapılan duaların  geçerli olmayacağını, Kuran örneğiyle göstermek için bu Kuran kıssasını naklettik. Kısacası, ayağımıza kadar gelen bazı fırsatların,bazı nimetlerin değerini zamanında bilmemiz gerekir. Ve C.hakkı da  her zaman zikirden geri kalmamamız gerekir. Sıkışıp da  kurtulma anının olmayacağı o anda,yani ölüm anında  duaların, tövbelerin tutması mümkün değildir. Anlatılmak istenen odur. Onun için diyoruz ki, bizleri sağlık sıhhat içinde böyle mübarek gün ve aylara kavuşturan Allaha şükretmemiz ve bu fırsatı önemsememiz lazımdır. Bu fırsatı kaybedersek büyük kayıp içinde kalmış oluruz. O bakımdan tekraren diyoruz ki, Ramazan ayına ve mübarek cuma gününe ulaştıran Allah’a şükredelim.Ve bu mübarek ayın rahmet ve merhametinden, af ve mağfiretinden  yararlanalım. Sonra bu günler ve aylar bir daha yakalanamayabilir.Çok pişmanlık duyarız.

DÜNYADA SUÇ İŞLEMEYEN İNSAN OLABİLİR Mİ?

Kur'an-ı Kerim'den öğrendiğimize göre dünyada suç işlemeyen insan olamaz. Ramazan ayını, cuma gününün kaçırılmamasının istenmesi bu sebepledir. Kıyame Suresi 9. ayetinde bunun böyle olduğunu görüyoruz. Bu Ayette C.Allah, “Her insan hata işler; ama hata işleyenlerin en hayırlısı, çok tövbe edenlerdir.” buyurarak, dünyada  suç işlemeyen bir tek Allah’ın kulunun olamayacağını bildirmektedir. Herkes mutlak surette suç işler. Ayette bu durumu bidiren C.Hak, ayetin sonunda da, hata işleyenlerin en hayırlısının  çok tevbe edip, Allah’tan affını dileyendir, buyurarak günahını affettirmek için, tevbe edenlerin  hayırlı kullar arasına dahil olacağını da bildirmektedir. Demek ki insan olarak hata işleyecek yapıda olsak da, Allah'a dua etmemiz, tövbe ve istiğfarda bulunmamız, bizi affettirebilecektir.

Bu Allah vaadini yine Furkan Suresi 70. ayetinde de görüyoruz. Bu Ayette de, “Suçlu da olsa,(kulum)iman edip de tövbe eder (insanlara ve topluma faydalı olacak) güzel işler yaparsa (affolma açısından katımız da) o, bir başkadır. Allah işte onların günahlarını silip yerlerine sevaplar yazar. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.”(Furkan-70) buyuran C. Hak, tövbe edilmesi halinde, küçük suçların affolabileceğini de bildirmektedir.

Müfessirlerle İslam âlimleri, Allah’ın affedebileceğini  vaat ettiği günahlar, Allah ile kul arasında olan küçük günahlardır.Yoksa şirk koşmak gibi büyük günahlar değildir, bilgisini verirler. Bunun böyle olduğunu da, Nisa Suresi 31. ayetinden anlıyoruz. Bu Ayette C.Allah,  “Eğer siz,büyük günahlardan kaçınırsanız, küçük günahlarınızı bağışlarız. Ve sizin mekanınızı güzel yaparız.” (Nisa-31) buyurarak büyük günah işlemekten kaçınmamızı istemektedir..

Bu büyük günahların  neler olduğunu anlatabilmek için bir kaçını zikredelim. Allah’a şirk koşmak dediğimiz, O’na ortak koşmak, kul hakkı yemek, adam öldürmek, Allah’ı, Kuran’ı, peygamberi inkâr etmek gibi suçlar büyük günahlar arasına girer. Ve  bildirildiğine göre bu tür büyük günahlar,  affolmayacak günahlardır. C. Allah’ın, bunlardan kaçının buyurması bu sebepledir. Allah Teâla büyük günahlar işlemediğimiz ve O’na affımız için tövbe ettiğimiz takdirde de kendisi ile kul arasındaki suçları affedebileceğini bildirmektdir. Hud ve Tahrim Surelerindeki ayetlerden de bu anlaşılmaktadır. “Rabbinizden sizi bağışlamasını isteyiniz; sonra ona tövbe ediniz.”(Hûd sûresi-11) buyurması, bu sebepledir. Ama tevbenin de samimi olanını istemektedir. Bunu da Tahrim

Suresi  6. ayetinden anlıyoruz. “Ey iman edenler! Allah’a samimiyetle tövbe ederek kendinizi ve ehlinizi kurtarınız.” (Tahrîm sûresi - 6)

Yine Kur'an’dan anlıyoruz ki, suçumuz ne olursa olsun tövbe istiğfarda bulunduğumuz takdirde affolacağımıza inanmalıyız. Bu konuda Allah’tan ümidimi kesmeyeceğiz ve affımızı bekleyeceğiz. Zümer Suresi 53. ayetinden de  böyle düşünmemiz gerektiğini anlıyoruz. Çünkü bu ayette C.Hak, affolmaktan  ümidini kesenlere hitap edrek ümitlerini asla kaybetmemelerini istemektedir. “Ey Resulüm kullarıma de. Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidi kesmeyin. Allah dilerse bütün günahlarınızı affeder. Çünkü O, çok affedicidir, merhamet ve ihsanı fazladır.”(Zümer-53)    

PEYGAMBERLER DE SUÇ İŞLER Mİ?
Kur'an-ı Kerim'e baktığımızda peygamberlerin de suç işleyebileceklerini görüyoruz. Ama peygamberler tam suç işleyecekleri son anda C. Hak’kın, peygamberlerin önüne koyduğu engellerle  onların suç işlemesine engel olduğu anlaşılmaktadır.. Yani peygamberler de insan olmaları hasebiyle  suç işlemeye meyyaldir ve suç işleyebilirler. Bir iki örnek vererek anlatalım.

Mesela Yusuf Suresinde  Yusuf Peygamberle,Vezirin karısı Züleyha arasındak  aşk kıssası anlatlırken İslami yazarlarca dünyanın en yakışıklı erkeği olarak gösterilen Hz. Yusuf’a,  Mısır Krallığı'nın vezirlerinden olan  Potiker'in Karısı Züleyha’nın aşık olduğu ve Yusuf peygamberin ne kadar kaçındı ve sakındı ise de kadının onun peşini bırakmadığı ve sonunda evde yalnız kaldıkları bir sırada  Züleyhanın Hz. Yusufa derdini açtığı ama Hz.Yusufun şiddetle reddettiği ancak evden kaçmak istediği sırada Züleyha’nın Hz.Yusufa arkadan saldırarak gömleğini arkadan yırttığı ve Yusufa elleriyle okşar şekilde dokunduğu  ve bunun sonucunda  kadına meylettiği, ancak Yusuf peygamberin fuhuş bataklığına saplanmaması için, C.Allah’ın,  Hz. Yusufa delillerini göstererek ve uyararak buna engel olduğu ayetlerle sabittir. Yani Hz. Yusuf’un sonunda kadına meylettiği ama Allah Teâla’ın buna engel olduğu Kur'an’da anlatılır.

Bu durumu Yusuf Suresi 24. ayetinde şöyle açıklar: “Ant olsun ki kadın ona meyletti. Eğer Rab’binin ikaz ve işaretini görmeseydi, o da(Yusuf da) kadına meyletmişti. İşte böylece biz, kötülük ve fuhuşu ondan uzaklaştırmak için (Delillerimizi gösterdik) şüphesiz o, ihlaslı kulllarımızdandı.” Bu Âyetten anladığımız, kadının Hz. Yusuf’a meylettiğidir. Ancak dikkat çeken önemli bir konu da peygamber olan Hz. Yusuf ‘un peygamber olmasına  rağmen kadına meyletmiş olmasıdır. Kadınlardaki cazibe ve çekicilik, peygamber de olsa neticede bir insan olan Hz. Yusuf’u etkilemiş ve neredeyse fuhuşa batacak iken, bu duruma gelindiği bir anda C. Allah’ın delil ve  ikaz işaretini ve göstermesi sonucunda Hz. Yusuf’un, bu duruma düşmekten kendini kurtardığı anlaşılmaktadır.

Yine mesala ikinci bir örnek olarak Yunus peygamberin, peygamberlikle görevlendirildiği Ninova şehrini, 5 sene uğraşmasına rağmen hiç kimseyi tevhid dinine dahil edemediği için moralinin bozulduğu ve bir yük gemisine binerek peygamberlikle görevlendirdiği şehri ve dolayısı ile peygamberliği bırakıp kaçmak istediği Kur'an-ı Kerim'den anlaşılmaktadır. Yine Kur'an’dan bir anladığımız da, gemi denize açılıp da yol yarılanınca denizde büyük bir patlamanın olduğu ve oluşan dev dalgaların  gemiyi batıracak hale geldiğidir. Gemi batma tehlikesi geçirince, gemi yöneticilerinin yüklerden bir kısmını denize attıkları yine de tehlike devam edince yolcuların yarısını da çekilen kura ile, kayık ve motorlarla  denize indirdikleri anlaşılmaktadır. Yine bir diğer anlaşılan da, indirilenkerden birisin Hz. Yunus olduğu ve Hz. Yunus’un gemiden atılmasından hemen sonra da bir yunus balığının Yunus’u yuttuğu anlaşılmaktadır.

Kuran’da anlatılan bu kıssada, bütün bu olanların da Hz. Yunus’un peygamberliği, Allah’a sormadan bırakıp kaçmak istemesi, yani suç işlemesi sonucunda başına geldiği bildirilmektedir. Allah Teâla’nın Hz. Yunus’u cezalandırdığı ve bir yunus balığının O’nu yuttuğu, yaptığı dualar sonunda da affedildiği için balık tarafından kıyıya bırakıldığı Kur'an’da kıssa halinde anlatılmaktadır. 

Demek ki insanoğlu suç işlemeye meyyal yaratılmıştır. Kişi Peygamber dahi olsa bu böyledir.  Allah Teâla’nın Ali İmran Suresi 14. ayetinde bunu çok net bir şekilde bildirdiği görülür. Ayet-i Kerime de C. Hak “Ey kullarım biz insanları nefsani arzulara karşı meyyal yarattık. Nefsani arzuları da çok çekici kıldık. Bu sebeple insanlar suç işler” buyuran C. Hak, bütün insanların yaratılışları gereği suç işleyebileceklerini bildirmektedir.

RAMAZAN AYINDA ORUÇ İBADETİ DIŞINDA BAŞKA NELER YAPILMALI?

Allah-ü Zül Celal Hazretleri, ramazan  ayına ulaşan orucunu tutsun buyuruyor. Öncelikle  yapmamız gereken  oruçları tutmamız olmalıdır. Oruç Allah için  aç kalınarak yapılan bir ibadet olduğu için C. Hak “Kendisi için aç kalan  kullarının mükafatını, kendisinin vereceğini” bildirmekte ve verilecek mükafatın büyük ve özel olacağı anlaşılmaktadır. Oruç ibadeti ile birlikte namazlarımızı, teravilerimizi geçirmemeye çalışacağız. Fırsat buldukça da Kur'an okuyacağız. İbadet ve dualarımız yanısıra, mümkün olduğu kadar herkese iyi davranmayı, güzel sözler söylemeyi, unutmayacağız. Hiç kimseyi kırmamaya, incitmemeye dikkat edeceğiz.

Kur'an-ı Kerim bu ayın  rahmet ve merhametinden hakkı ile  yararlanabilmemiz için şu dört davra-

nışı yapmamızı istemektedir. 1)Konuşma güzelliği, 2)  Davranış güzelliği, 3)Düşünce ve niyet güzelliği, 4)Selamlaşma ve hal hatır sorma  güzelliği. Şimdi de bunlardan amaçlananın ne olduğuna bakalım.

1)Konuşma güzelliği: C. Allah, insanların birbirleriyle konuşmalarını güzel güzel yapsınlar istiyor Hatta güzelin de güzeli olacak şekilde yapılmasını istiyor. Yani hiç kimsenin, hiç kimseyi kıracak, incitecek şekilde konuşmamasını istiyor. Bakara Suresi 83. Ayetinde,  “(Ey Kullarım!) Herkesle kırıcı,incitici olmayacak şekilde güzel güzel konuşun” buyuran Allah Teâla, İsra Suresi 53. Ayetinde de “Ey Resulüm! Kullarıma söyle insanlara karşı sözlerin en güzeliyle konuşsunlar. İncitici olmasınlar.” buyurarak,sadece güzel değil, güzelin de güzeli olacak şekilde  bir konuşma içinde olmalarını istiyor. C.Hak kullarının birbirini kırıp incitmemesini ve ramazan ayı içinde de bu alışkanlığın kazanılmasını istiyor.

2) Davranış güzelliği: Kişiler, beraber yaşadığı ya da karşılaştığı insanlarla her türlü hal ve hareketlerinde, konuşmada olduğu gibi kırıcı ve incitici olmaktan uzak durması gerektiği hatırlatılmakta ve güzel davranışlar içinde olunması gerektiği bildirilmektedir. Kuran, kişilerin birbirlerine karşı, davranışlarında da  güven vermelerini istemektedir. Nisa Suresi 36. ayetinde, “Anneye, babaya, yakınlara, yoksullara daima iyi davranın” buyrulması bu sebepledir. C. Hak istiyor ki, Ramazan ayı boyunca bu davranış güzelliği de kazanılsın.

3) Kuran-i Kerimin üçüncü isteği düşünce ve niyet güzelliğidir. Allah Teâla İnsanların birbirini aldatması,kandırması,kötü niyetle arkadaşlık kurması için yaratılmadığını bildirerek,niyet ve düşüncelerinin temiz olması gerektiğini,insanların birbirleri hakkında iyi niyet beslemeleri,iyi düşünmeleri gerektiğini bildiriyor. Âliİmran Suresi 29. Ayetinde “Resulüm’ İnsanlara söyle. Gönüllerindeki düşünceyi, saklasalar da açsalar da Allah bilir. O bakımdan herkese karşı iyi niyet beslesinler ve herkes hakkında da güzel düşünce içinde olsunlar” emri bunun sağlanması için verilmiştir. ” Ayetel Kürside de aynı bilgiler verilir.

 4) İnsanların birbirleri ile beraberlikleri sırasında selamlaşmalarını,hal hatır sormalarını, karşılıklı olarak iyi bir ilişki içinde olmalarını istemektedir.Selamlaşma konusu üzerinde  kitabımızın ısrarla durduğu görülür. Kuran, insanlar tanışsın veya tanışmasın, ortam müsaitse, kötü bir olayla karşılaşmayacaklarsa selamlaşmayı asla bırakmamalarını istemektedir. Mutlaka selam vermelerini, selam verilmişse de en güzel şekilde verilen selamın alınmasını, birbirlerinin hal ve hatırlarını sormalarını,iyi bir ilişki içinde olmalarını istemektedir. 

Peygamberimiz de bu konuda: “Müslüman elinden, dilinden ve davranışlarından herkesin emin  olduğu kimsedir” buyurarak bu Kuran’da istenen dört olayın teyidini yapmaktadır.

RAMAZAN AYINDA VE İLK CUMASINDA  YAPILACAKLAR

Bugün Ramazan ayının ilk günündeyiz ve ilk cumasındayız.  Bunun değerini bilmemiz şarttır. Yapılacak şey, bu mübarek ay ve mübarek cuma gününün feyzinden istifade etmenin yolunu aramak olmalıdır. Eğer günahlarımız varsa ki, dünyada günahı olmayan bir tek insan yoktur. İşte o günahları tövbe ederek affettirmeye çalışalım. Dünya ve ahiret saadetini kazanmaya çalışalım. Dünya ile ilgili isteklerimiz varsa  onların  gerçekleşmesi için de dua edelim.Yani Allah’tan . isteğimizin kabul olacağı bir zamana ulaştığımızı bilerek hareket edelim. Allah tarafından yaratılan fırsatları kaçırmayalım.C. Allah böyle mübarek ay ve günlerde yapılan duaların kabul olacağını Nur Suresi 31. Ayetinde, “Ey Müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin. Belki böylece korktuğunuzdan kurtulur, umduğunuzu elde edebilirsiniz” (Nur- 31)buyurarak bildirmektedir.

Yine bu ayetten bir şeyi daha anlıyoruz ki dualarımız sadece Ahiret için,sadece günahlarımızı affettirebilmek için değil, aynı zamanda  beklentilerimiz,umduklarımız ve hayırlı isteklerimiz için de  olabilir. Görünür görünmez  kaza ve belaların başımıza gelmesinden korkuyorsak, o korkuyu def etmek için, ailesinin geçimini daha güzel bir şekilde sağlamak istiyorsak ya da mesela hasta hanımımızın  iyileşmesini istiyorsak,  bunun gibi dünya ile de ilgili olan  isteklerde bulunabileceğiz. Bu ve benzeri bazı ayetlerde, sadece ahiret için değil, hem ahiret hem de dünya için yaşamamız gerektiği bildirilmektedir. C. Hak’kın Kasas Suresi 77. ayetinde, “Allah'ın sana verdiği nimetlerlerle hem Dünyanı hem de Ahiretini kazan” buyurması yine bunun bir başka delilidir.

Özetlersek, Ramazan ayına ve o mübarek ayın ilk cumasına ulaşan bir mümin, orucunu tutacak, vaktinin müsaade ettiği nisbette mukabeleleri dinleyecek, teravilerini de kılacaktır. Bu ayda yapılması gereken diğer ibadetlerini yapacak günahlarını affettirmeye ve dünyasını da ahiretini de kazanmaya çalışacaktır.

*/*/AYET**/*/*/

“Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yiyin için. Sonra akşama kadar orucu tamamlayın” (Bakara-187)

*/*/*/HADİS**/*/*/*/*

“Sahura kalkın, çünkü  sahurda bereket vardır.” (Buhari)

 

 

Yorumlar