06.03.2020, 07:06

Reenkarnasyon Ve Tenasüh Nedir?

Reenkarnasyon, ölen bir insanın ruhunun başka bir insan bedenine girerek tekrar dünyaya dönmesidir. Bu anlayış, daha çok Hinduizm’de (Brahmanizm) Taoizm ve Budizm gibi dinlerin bir kısım mensuplarında görülen inançlardandır.

Reenkarnasyon, ölen bir insanın ruhunun başka bir insan bedenine girerek tekrar dünyaya dönmesidir. Bu anlayış, daha çok Hinduizm’de (Brahmanizm) Taoizm ve Budizm gibi dinlerin bir kısım mensuplarında görülen inançlardandır.
Reenkarnasyonun tarihi çok eskilere dayanır. Bugün için belki en yaygın olduğu ülkeler Hindistan, Çin, Nepal ve Tibet gibi Asya kıtası ülkeleridir ama, araştırmalar sonunda Reenkarnasyon anlayışının, daha başka kıtalarda dahi olduğu mesela, bazı Amerika, Afrika ve Avrupa ülkeleri gibi ülkeler de dahi var olduğu görülür.
Din bilim adamlarının da Reenkarnasyon konusunda görüş ayrılıklarına düştükleri ama içlerinden reenkarnasyonu benimseyenlerin de olduğu, en azından sıcak bakanların bulunduğu görülmektedir.
Ayrıca Reenkarnasyonun yine bütün dinleri etkileme havası içinde olan bir görüş olduğu da anlaşılmaktadır. İnsanlara değişik, cazip ve enteresan gelmesi açısından ilgi çeken ve insanları da, inançlarını da etkileyebilecek, en azından düşündürecek bir görüş havasında olan bir düşünüş şekli olarak görülür.
Hıristiyanlık gibi, Müslümanlık gibi dinlere bile dolaylı yollardan sokulmaya çalışıldığı, her iki dinin bilim adamlarından bazılarının da dinleri içinde bu görüşe yer açmaya çalıştıkları ya da en azından sıcak baktıkları görülmektedir. İslâm Din bilim adamları için de bile sıcak bakanların bulunduğu bilinmektedir.
Bütün bunlar, Reenkarnasyonun, pek çok toplumu etkileyen bir görüş olduğunu anlatmaktadır. Reenkarnasyon, batı kültürünün her şeyine imrenerek baktığı Yunan kültürün de bile etkisi olan bir inanç olarak görülür.

KURAN’DA REENKARNASYONLA İLGİLİ  ÂYET VAR MI ?
Reenkarnasyonu reddetmeyen bazı İslâm bilginleri, Kitabımız Kuran’da Reenkarnasyon düşüncesini anımsatan Ayet’ler olduğunu söyleyerek Mümin Suresi 11.Ayet’i, Furkan Suresi 13 ve 14.Ayetleri, Bakara Suresi 28.Ayet’i, Vakıa Suresi 60. Ve 61 Ayet’leri ve diğer benzer bazı Ayetleri, Reenkarnasyonu çağrıştıran Ayetler olarak göstermeye çalışırlar. Şimdi yukarıda numaraları zikredilen bu Ayet-i Kerimelerin sırası ile meallerini görelim:
“Onlar, (Rabbimiz bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha bu ateşten çıkmaya “Dünyaya dönmeye” yol var mıdır) Derler.” (Mümin11),
“Onun elleri boyunlarına bağlı olarak (Cehennemin) ateşli dar bir yerine atıldıkları zaman oracıkta yok oluvermeyi isterler.” (Furkan-13),
“(onlara) şöyle denir: Bugün Yalnız bir defa yok olmayı istemeyin. Aksine birçok defa yok olmayı isteyin” (Furlkan-14), ,
“Ey Kâfirler! Siz ölü iken sizi dirilten (İnsan toprak halinde iken ölü idi. Kendi nefesinden üfürerek diriltti)Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz. Sonra sizi yine öldürecek.(Kıyamet sırasında veya vadesi geldiğinde)”(Bakara-28)
“Kıyamet’te sizi tekrar diriltecek. Ve sonunda O’na döndürüleceksiniz.)”Nihayet onlardan birine ölüm gelip de çattığı zaman: (Rabbim beni Dünya’ya geri gönder der)” (Müminün-99),”Ta ki boşa geçirdiğim Dünyada iyi işler yapayım.(Ahretimi kazanıp geri geleyim) der.(Ama) hayır! Onun söylediği bu söz, (Boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar bir Berzah(Engel) vardır.” (Müminun-100)
İslâm bilginleri içinde Reenkarnasyona sıcak bakanların dayandığı Ayet’lerden bazıları bunlardır. Ancak İslam Din adamlarının ezici çoğunluğu, İslam Dininde Ruhun Dünya’ya bir kere gelip gittiği ve sonunda da bütün insanların Ahrette ilahi hesap için diriltileceği ve Mahşer’de toplanacağı inancına uymadığı gerekçesi ile Reenkarnasyonu reddederler. Bu reddediş de, Müminin bu inancına da zarar vereceği endişesi de yatmaktadır.
Kanaatimizce, Kuran’da her ne kadar bazı Ayet’lerde, Müminün Suresi’nin 100.Ayet’indeki gibi Müşriklerin diriltilerek Dünyaya tekrar gönderilmelerini istemeleri, Dünyada işleyecekleri iyi amellerden ve Ahreti hak etmelerinden sonra da tekrar öldürülmelerini istemeleri gibi anlatımlar olsa da bunlar, İslâm Dininde reenkarnasyon görüşünün olduğunu göstermez. Müşriklerin o tür isteklerine C. Allah’ ın Kuran’da : “Hayır! Onların bu istekleri boş laftan ibarettir.” buyurduğu ve Dünya ile Ahret arasında bulunan Berzah (engel) dolayısı ile böyle bir gidip gelmenin mümkün olamayacağını bildirdiği görülmektedir.Bu bakımdan İslâm Dininde Reenkarnasyon ya da Tenasüh anlayışı olması, böyle bir inancın bulunması söz konusu olamaz.


İSLÂM DİNİ VE TENASÜH İNANCI
Tenasüh, Asya’da ki eski dinlerin bazılarında görülen bir inançtır. Bu inanç, Özellikle Hindistan’da geniş bir kitleye hitap eden Brahmanizm dininin ana görüşünü oluşturur. Pek çok din tarihçisi, Tenasühün ilk çıktığı din olarak Brahmanizm dinini(M.Ö. 2.yz. yıl) gösterirler. Hatta diğer bazı dinlere yayılmanın da Brahmanizm Dininden başladığı iddiasında bulunurlar. Bu dinin sahifelerden oluşan kutsal metinlerinde (Upinaşad) tenasüh konusu genişçe işlenir ve Ruhun davranış güzelliğine veya davranış kötülüğüne göre mükâfat veya cezalandırma olarak bitkilere, küçük böceklere veya hayvanlara geçebileceği anlatılır. Bu göç sayesinde ruhun, bedenden bedene geçerken olgunlaşacağı inancı vardır.
Tenasüh’ de bir önemli konu da, bir Ahret inancının, Ruhların Mahşerde toplanması inancının olmayışıdır. Tenasüh, ruhların bedenden bedene geçerek, hatalarının kefaretini ödedikleri anlayışını getirir. Onlara göre Ruh, bedenden bedene dolaştırıldıkça cezalandırılmış olacağından, böyle bir yol izleyen Ruhun, cezasını çekmiş olacağı inancı vardır. Bu durumda Cehenneme de, Ahrete de ihtiyaç kalmayacaktır. Çünkü Ruh, olgunlaşması için bedenden bedene hatta bitki ve hayvan bedenlerinde, böceklerde bile dolaştırılarak cezalandırıldığı için, bir ceza ve mükâfat yeri olan Ahrete, Cennet ve Cehenneme ihtiyaç kalmayacaktır. Bu inanışa göre kötü ruhlar bu döngü sayesinde temizlenmekte ve olgunlaşmaktadır. Tenasüh anlayışında ki Ruhlarla ilgili görüş bu olmaktadır.
Yine Tenasüh’e göre, iyi ruhlar da güzel bedenler de güzel bir yaşayış içinde olacağı için, daha doğrusu, bir cennet yaşayışı içinde olacakları için ve bu güzel yaşayış da ebediyete kadar süreceği için, bir cennete de ihtiyaç kalmayacaktır.
Dolayısı ile Tenasüh inancı içinde olanlara göre, ruhların bu şekilde bedenden bedene geçmesi, sonsuza kadar da devam edecektir. Onun için de ceza ve mükâfat için kurulacak mahşere, kıyamete, cennete, cehenneme ihtiyaç yoktur.

REENKARNASYON İLE TENASÜH'ÜN FARKI
Her ne kadar benzer yönleri olsa da, Reenkarnasyon ile Tenasüh arasında belirgin olan bazı farklılıklar vardır. Öncelikle bilinmesi gereken Reenkarnasyon inancında, ruhun beden değiştirmesi, ruhun olgunlaşmasını sağlamak amacına hizmet içindir. Tenasüh de de bu düşünce vardır ama tenasüh de, Reenkarnasyondan farklı olarak, Ruhun diğer bedenlere göçü anlayışında bir cezalandırılma anlayışı da vardır.
Reenkarnasyonda ise ölen insanın ruhu yine bir insana geçer. Hayvan veya bitkilere geçmesi söz konusu olmaz. Aynı zamanda reenkarnasyon da cezalandırma gibi bir müeyyide de düşünülmez. Tek amaç, ruhun olgunlaşmasını, Ruhun döngüsünün devamını sağlamaktır.Ama Tenasüh de, cezalandırılarak olgunlaşmasını sağlamak amacı ile ruhun, insan dışında bitki gibi, hayvan gibi başka varlıklara da göç etmesi söz konusudur.
Bu iki görüşten Tenasüh de, ruhların göç etmesi, yukarıda da değinildiği gibi, sadece olgunlaşma amacı ile değil bir nevi cezalandırma yöntemi ile de ilgilidir. Ruha verilecek cezalar, ruhun bitkiye gönderilmesi veya bir hayvana gönderilmesi şeklinde uygulanır. Ve bu tür cezalandırmaların da, ruhun olgunlaşması sağlanıncaya kadar devam edeceğine inanılır. Ruhun, bir derece yükselmesi halinde de insan bedenine göçü sağlanır.
Reenkarnasyonda ise, yukarıda da değinildiği gibi cezadan çok ruhun olgunlaşması amacı vardır. Bu sebeple de, yaşayan ruh, olgun bir insan ruhu mertebesine ulaşıncaya kadar insanların bedeninden bedenine göçünü sürdürür. Amaç gerçekleşince de Ruh, yakaladığı o mutlu yaşamını ebediyete kadar devam ettirir. Bu tür ruh döngüleri de, o dinlerdeki en yüce kutsal varlığın takibindedir ve O’nun düzenlemesi içindedir. Ruhların beden değiştirmesini düzenleyen, en yüce kutsal varlıktır. Brahmanizm’ de Brahma(Tanrı) bu düzenlemeyi yaparken, Buda dinde de Buda bu düzenlemeyi yapmaktadır.

KIYAMET VE AHİRET İNANCI YOK
Tenasüh ve Reenkarnasyon inancı, ahret inancına da karşıdır. Çünkü Reenkarnasyonda, ölen kimsenin bedeninden çıkan ruhun başka başka bedenlerde tekrar tekrar dünyaya gelerek olgunlaşması, ahlaken yükselmesi sağlanacağı için,o tür bir anlayış bulunduğu için o ruh, mükâfatını almış ve böylece ödüllendirilmesi de sağlanmış olacaktır. Bu sebeple de bir Ahret' e cennetle mükâfatlandırılmasına gerek kalmayacaktır.
Kötü ruhlar ise bitkilere, hayvanlara, kötü insanlara göç ettirilerek cezalandırılmış olacaklardır. Ve bu
yöntemle de ruhların Ahrete göç ederek cehennemde cezalandırılmasına gerek kalmayacaktır.
O bakımdan Tenasüh ve Reenkarnasyon inancı içinde olan din mensuplarının büyük bir kısmında kıyamet, Ahret, Cennet ve Cehennem inancı bulunmamaktadır. Tenasüh ve Reenkarnasyon inancı içindeki Dinler de, ceza da mükâfat da Dünyada iken, ruhların göç ettirilmesi yöntemi ile karşılanmaktadır. 

Yorumlar