18.02.2021, 07:26

Regaip Kandili Nedir, bu mübarek gecelere kandil gecesi denilmesinin sebebi nedir?

İslamiyet’te bugüne kadar kutlanıp gelen 8 Mübarek gün ve gece vardır. Bu 8 Mübarek gün ve gece gecenin 5’i gece yani kandil, 3’ü de mübarek günlerdir. Mübarek gecelere Osmanlılar zamanından beri Kandil ismi verilerek gelindiği için halkımız bu mübarek geceleri daha ziyade Kandil geceleri diye anar. Kandil denilmesinin, halkımızın kandil ismini telaffuz ederek gelmesinin ise, bu mübarek gecelere olan sevgi saygı gibi beğeni duyguları nedeniyledir.

Osmanlı Hükümdarlarından II. Beyazıt, kandil gecelerinde halkın dikkatini çekmesi, Mübarek gecelerin daha bir zenginlik kazanması için minareler arasına kandiller asması bu mübarek gecelere kandil denilmesine sebep olmuştur. Hükümdar hem minareler arasına hem de minarelerin şerefiyelerinin dört bir tarafına kandiller astırarak bir taraftan mübarek gecenin hatırlanmasını sağlamıştır. Bir taraftan da bu gecelerin daha bir zenginlik kazanmasına yardımcı olmuştur. O sebeple de o gün bu gün bu mübarek geceler, Kandil geceleri olarak anılmış gelmiştir. Halkımız da bu ifadelendirmeyi beğendiği için bu mübarek gecelere sürekli olarak kandil geceleri olarak bakmış gelmiştir.

2). İSLAMİYETTEKİ SEKİZ MÜBAREK GÜN VE GECE HANGİLERİDİR?

Yukarıda da zikredildiği gibi İslamiyet’te mübarek olarak görülen sekiz gün ve gece vardır. Bu sekiz mübarek günün beşi, kandil olarak isimlendirdiğimiz Regaip, Miraç, Beraat, Kadir gecesi ve Mevlit gecelerinden ibarettir. Üçü de, Cuma, Arife ve Bayram günleri ile Aşure bayramıdır. Öyleyse tekrarlayarak söylersek bu sekiz mübarek gün ve gecenin beşi gece kutlanan kandil, üçü de gündüz kutlanan mübarek günlerdir.

İslamiyet’teki beş kandil gecesinin dördü, Yani Regaip, Miraç, Beraat ve Kadir geceleri üç Aylar içinde kutlanır. Üç Ayların çok mübarek görülmesinin bir sebebi de bu Mübarek gecelerin bu aylarda Kutlanmasın dan ileri gelmektedir. Bir tek Mevlit kandili Üç aylar dışında kalır. İlk kutlanan kandil, bu gece kutlayacağımız Regaip kandilidir.

REGAİB KANDİLİ

Regaip, Arapça bir kelimedir. Rağbet edilen arzulanan, ikram ve ihsan anlamlarına gelir. Regaip Kan dili Kuran’da geçen bir kandil değildir. Tamamı ile Hadislere dayanır. Bazı din âlimleri, Regaip kelimesinin değişik şekilleri ile Kuran’da geçtiğini ve bu kelimelerin Regaip kandilini kastettiğini söylerler. Ama bu görüş tasvip gören bir görüş değildir.

Regaip Kandili, Recep Ayının ilk perşembeyi Cumaya bağlayan gecesi olarak kabul edilir. Bir rivayete dayanarak Regaip gecesi, Peygamberimizin ana rahmine düştüğü gece olarak düşünülmüş. Hatta Regaip gecesi bu maksada da döndürülmek istenmiş ama bu, tarih itibarı ile uyuşmamazlık nedeniyle tutmamış ve sonuçta bundan vazgeçilmiştir.

Regaib gecesi, ibadet ve dua edilmesinin yararının çok büyük olduğunu belirten peygamberimiz, “Recep Ayı Allah'ın, Şaban Ayı Benim, Ramazan Ayı da ümmetimindir” buyurarak bu mübarek ayın önem ve faziletini belirtmiştir.

Gunye’ye dayandırılan bir Hadis’de Peygamberimizin, ”Bir kimse Recep Ayını oruç tutarak geçirirse, Allah O kimseye üç türlü iyilik ve ihsanda bulunur: Birinci olarak, o kimsenin geçmiş günahları affolunur. İkincisi , C. Allah onu korur ve kollar. Üçüncüsü, o kimse Ahrette , mahşerde susuzluk çekmez” buyurduğu sırada orada olanlardan yaşlı ve ihtiyar bir zatı muhterem, “Ya Rasulüllah, ben yaşlıyım. Bütün Receb Ayını oruçlu geçiremem, gücüm yetmiyor. Ama Allah’ın o lütuflarından da yararlanmak istiyorum. ” Deyince Peygamberimiz o yaşlı zata dönerek: “Bir kimse Recep Ayının başında bir gün, 15 inde bir gün ve son gününde de bir gün olmak üzerek bu ayda toplam üç gün oruç tutarsa, bütün Recep ayı süresince oruç tutmuş sayılır. Siz de Allah’ın o güzel lütuflarından mahrum kalmamış olursunuz” buyurduğu nakledilir.

Hz, Aişe Validemizden nakledilen Hadislerden anladığımıza göre peygamberimiz Regaip gecesinde tesbih namazı kıldığı öğrenilmektedir.

Regaip gecesinde çok sık kılınan bir namaz çeşidi de Hacet Namazıdır. Hacet Namazı akşam vaktinden sonra kılınan ve fatiha ile kadir Suresi okunarak 4 rekat kılınan bir istek namazıdır. 12 rekata tamamlanmasının daha faydalı olacağını söyleyen İslam âlimleri de vardır. Hacet Namazın sonunda, oturur halde ve kıbleye yönelik bir vaziyette iken tam bir huşu içinde olan Mümin kişi, Allah’tan dileğini isteyebilecektir.

PEYGAMBERDEN SONRA KONULDUĞU İDDİA EDİLEN KANDİLLER

Bütün Kandiller Peygamberimizden sonra konulmuştur dersek yanlış olur. 8 Mübarek günden ancak, Regaip ve Mevlit kandilleri dışındaki bütün kandiller ve mübarek günler ya Kuran’da geçen, ya da Peygamberimiz tarafından konulan gün ve gecelerdir. Biraz evvel belirttiğimiz iki mübarek gün ve gecenin Peygamberimizden sonra konulduğunu iddia edenler çok fazla. Tarihi kayıtlardan ve konu ile ilgili verilen bilgilerden bu sonuca ulaştıkları anlaşılıyor. Ve bu görüşte olanların iddialarına göre, Regaip kandili Hicretten 300 yıl sonra Mevlit kandili de 400 yıl sonra kutlanmaya başlıyor. Bu iki kandilin sonradan ilave edildiği fikri ulema arasında oldukça yaygın görünüyor. Ama ortadaki İslami kaynaklarda Regaip Kandili ile ilgili Hadisleri var. En azından öyle görünüyor. Bu durum bu iddialara şüphe ile bakılmasına sebep oluyor. Belki Mevlit Kandili peygamberimizden sonra konulmuş olabilir. Bu akla yatkın ama Regaip Kandillindeki bu iddialar Hadislerle çürütülüyor. Çünkü Peygamberimizin Regaip kandili ile ilgili Hadisleri bu gün camilerimizde gümbür gümbür okunarak duyuruluyor. O zaman Hangisine inanılacak. Ancak iter öyle ister böyle olsun. halkımız bu kandilleri benimsemiştir, tutmuştur. Kandillerin kutlanmasından da br rahatsızlığı yoktur.

Ayrıca kandillerin kutlanması zorunluluğu da yoktur. Bu gecelerde Yapılan işte kötü bir iş de değildir.

Allah’ı zikir ve yapılan dualardan ibarettir. O bakımdan kötü bir şey olarak bakmamak lazımdır. Ayrıca bir Müslüman Peygamberinin doğum gününü neden kutlamasın ki? Bu, bir Müslüman’ın hakkıdır.

 

PEYGAMBERİMİZDEN SONRA KONULAN KANDİLLER BİD’AT MIDIR?

Dinde olmayıp da sonradan, dine zarar verecek, inanca zarar verecek bir ilave, dinen suçtur. Böyle bir işlem yapan dalalet içinde görülür. Böyle bir ilave yapılmasının dini açıdan adı, Bid’attır. Bid’at, kötü amaçlı ise kişiyi küfre götüren bir davranıştır. İslam âlimlerine göre, eğer amaç kötü ise, Müslümanların inancına, ibadetine zarar verecek türden bir ilave ise o suçu işleyen, küfre eşit bir suç işlemiş olur. Eğer amaç kötü değil de iyi bir niyetten kaynaklanıyorsa Küfre yakın bir suç olmasa bile diğer suçlar gibi bir suç olur. O bakımdan dine sonradan yapılan ilaveler doğru karşılanmaz. Bid’at dediğimiz budur.

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı gibi, Bid’at, dinde önceleri olmayıp, sonradan yapılan ilaveler olarak geçer. Dinde bu şekilde sonradan zararlı olacak ilaveler olursa bu bid’at olur. Yani yanlış olur. ve O bid’ada sebep olan kişi de Küfre varır.

İslam uleması iki tür Bid’attan bahseder. Ama iyi niyetle dahi olsa ilave yanlıştır. Şu anda kutlamakta olduğumuz kandillerden bazıları Kuran’da da Hadisler’de de yoktur. İmamlar tarafından Müslümanların varsa günahları affedilsin, Allah’tan Dünya ve Ahret için bir isteği varsa, konulan bu mübarek günlerden yararlana rak affedilsin, isteği yerine gelsin düşüncesiyle konulmuştur. Ama İslam âlimlerince iyi niyetle dahi olsa yine de bid’ata girer ve suç olur. Çünkü bu ilaveler, Kuran ve Hadislerde yok olan ilavelerdir. Bu düşüncede olan âlimler, İyi niyette olsa, Kuran ve Hadislere uymayan ve dine sonradan ilave edilen her türlü İnanış ve ibadeti Bid’attan sayarlar. Ve bunu da suç olarak görürler. Bazı İslam âlimleri de iyi niyetli olan ve dine destek veren ilaveleri küfre götürücü, suç olarak görülen bidat’ tan, yani dalaletten saymazlar.

Bu izahlardan anlaşılan, İki tür Bidat anlayışının olduğudur. Ehli Sünnete göre, Bidat yoluna girenlerin yaptıkları ibadetler kabul olunmaz.

İslâm bilginleri bu görüş içinde kalarak peygamberimiz zamanında dinle ilgili her türlü kural, her türlü ibadet konulmuş ve din tamamlanmıştır. Kuran’ın ve Peygamberimizin dışında hiç kimse dine ilaveler yapamaz. Yaparlarsa Bidat yoluna girmiş olurlar ki bu da onlar için bir dalalet olur, derler. Bu sebeple de kandillerden bazılarının Kuran’da bulunmadığını, peygamberimiz zamanında da böyle gün ve gecelerin olmadığını söylerler.

MEVLİT VE REGAİP KANDİLLERİ SONRADAN İLAVE EDİLEN KANDİLLER GÖRÜNÜMÜNDEDİR

Tabi bunu suç sayan İslam âlimleri vardır. Bu görüşte olanlar, İmamı Maliki’nin, “Dün din olmayan bu gün de din olamaz” sözünü hemen gündeme getirirler. Huzeyfe(ra. ) naklettiği “Rasulullah’ın ve asha bının kendisi ile ibadette olmadığı bir şeyi, sonradan ibadet yapmaya kalkışmayın” hadisi Şerifini yine hemen gündeme getirirler ve Müslümanların yaşamlarına sonradan giren bu tür ibadetlere kesinlikle karşı çıkarlar ve bazıları da bu tür tutum içinde olanları Bid’at’lıkla suçlarlar.

Kanaatimce, Müslümanların yaşamlarına sonradan dahil olan kandil sayısı neticede ikidir. Çok fazla bir ilave yoktur. Ve dolayısı ile kişilerin küfre vardıkları anlamına da gelen Bid’at yapmakla suçlanmaları hak sızlık olur. Aslında tabi ki, Dinimize sonradan ilave ibadet katılamaz. Çünkü o, bir Bid’at olur. Bu doğrudur. Ama Mecbur tutulmayan, zorunlu görülmeyen, Peygamberimizin doğum gününe ait Mevlit Kandili veya Regaip Kandili gibi kandiller, Müslümanlar tarafından tutulan ve her sene sevinçle kutlanan geceler, kandiller olduğu için ve hiçbir zorlamanın olmadığı, sadece isteyenin kutlayabileceği kandiller olduğu için bu iki kandilin insanı küfre sokan bir hâl olan Bid’at’a götürmeyeceği kanaati bütün Müslümanlarca kabul görmüştür.

HALKIMIZ, KANDİLLERE, BİR BASKI VE ZORLAMA OLMAMASINA RAĞMEN RAĞBET ETMEKTEDİR.

Cuma gününde olduğu gibi zorunlu bir ibadet şekli bulunmadığından ve içeriğinde de Müslümanların birbirlerini kutlamalarına, hal hatır sormalarına, selamlaşmalarına dayandığından, halka fazladan da bir dini sorumluluk yükleme bulunmadığından kandiller, Müminlerin hoşuna gitmiş görünüyor.

Topluma baktığımız zaman, Cumalara bile seyrek giden, orucunu tutamadığı bilinen bazı kişilerin kandilleri hiç kaçırmadığı ve kandil akşamlarında arkadaşlarına, eşine dostuna, en azından telefon mesajları ile kutlamalarda bulunduğu görülüyor. Kandil akşamları evine gelirken çarşıda pazarda satılan kandil helva larından satın alıp geldiği eşine ve çocuklarına kandil havasını yaşattığı bilinen gerçeklerdendir. Tabi bu yazdığım örnekteki kişileri kınadığımdan yazmıyorum. Görünen ve bilinen bir güzel gerçeği dile getirmek istedim. Daha açığı bir görünen gerçeği anlatmak istedim.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@