Av. Ahmet Tamer'in 20 Nisan 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Hz Ömer'in adalet ile devlet yönetme özelliği tüm İslam aleminde ve dünyada  bilinmekte ve nesilden nesile sürekli anılmakta, örnek gösterilmektedir. Gerçekten adalet denilince ilk akla Hz. Ömer, Hz. Ömer denince de akla ilk adalet gelmektedir. 

Hz. Ömer, halife olduktan sonraki ilk konuşmasında nasıl bir yönetim usulü benimseyeceğini özetle şöyle ifade etmiştir:

-'Başınıza yönetici olmam ahlakımdan hiçbir şey değiştirmeyecek. Sakın biriniz şöyle demesin "Ömer Müslümanların başına geçince değişti”.

-'Müminlerin emirine işi düşen, herhangi bir haksızlığa uğrayan ya da bir hakkı konusunda bize kızgın olan kim olursa olsun bana bildirsin. Çünkü ben de sizden biriyim. Sahip olduğum iktidar ve yetki, size karşı büyüklük taslamama, kapımı yüzünüze çarpmama ve size karşı haksızlığı karşılıksız bırakmama sebep olmasın.'

-'Başkasına vermesi gereken bir hakkı alıkoyan ya da Müslümanların kanını, namusunu ve nefsini helal sayan kişiye akrabalık hatırımı da araya koysa ceza uygularım.'

-'Ben bana verilen emanetten ve içinde bulunduğum yetkiden dolayı sorumluyum. Bana verilen bu emaneti ehil olmayana vermedim, işin başına da getirecek değilim. Vazifeye sadece

halka saygı gösterenlere vereceğim. Bu kişiler diğerlerinden daha fazla bu göreve layıktır.!

-İnsanın ağzının laf yapmasına aldırmayın. Kim emaneti koruyor ve insanların namusuna saygı gösteriyorsa ona değer verin, işte insan O’dur. Kişinin namaz ve orucuna değil, onun aklına ve sadakatine bakın. Ben imanını ortaya koyan müminden ve küfrünü ortaya koyan kafirden korkmam. Lakin imana bürünmüş münafıktan ve onun başkası adına çalışmasından korkarım.”

Hz. Ömer'in devlet malına gösterdiği hassasiyeti anlatan bir rivayette ise kendileri devlet işleri ile meşgul olurken bir gece makamına biri gelir ve selam verip oturur. Fakat selamı alınmaz. İşini bitiren Hz Ömer, önündeki yanan devlete ait mumu söndürür ve ikinci mumu yakar ve konuğunun gözlerinin içine bakarak ‘Aleyküm Selam… ‘ der. Konuğu sorar: "Ya Ömer, niçin hemen selamımı almadın ve bir mum söndürüp diğer mumu yaktıktan sonra başladın." Hz Ömer cevap verir; "Evvelki mum devletin hazinesinden alınmıştır. O yanarken özel işlerimle meşgul olsaydım Allah indinde mesul olurdum. Seninle devlet işi konuşmayacağımız için, kendi cebimden almış olduğum mumu yaktım, ondan sonra seninle konuşmaya başladım" der.

Bu rivayeti okuyunca aklıma Aziz Nesin'in bir röportajında sarf ettiği bir anısı geldi “Ben subayken devlete ait mürekkeple bana ait şeyleri yazmadım. O devletin malıdır” demişti.

Şimdiki devlet yöneticilerimizi ele aldığımızda ise bizi yönetenlerin çoğu, devlet adamlığı ile siyaset adamlığı arasındaki ince çizgide kaybolmuş ve kendi siyasi gelecekleri noktasında devletin tüm imkanlarını kullanmayı alışkanlık haline getirmiş durumda değil mi?

Mesela sayın Erdoğan devletin imkanlarıyla kendisine ait olmayan cumhurun sarayında, AK Partili siyasilere iftar yemeği verirken ve daha benzer nice örnekleri varken bize de düşünmek ve sorgulamak kalıyor; acaba reis mi İslami öğretilere uygun yaşıyor yoksa Aziz Nesin mi yaşadı? Hz. Ömer'i kim örnek alıyor?

Öz cümle ve nihayet; Adalet mülkün temelidir diyen Hz. Ömer'den gelsin; Adalet olmayınca yönetimin, edep olmadıkça asaletin, cömertlik olmadıkça zenginliğin, güven olmadıkça sevincin, kanaat olmadıkça fakirliğin, alçak gönüllülük olmadıkça yükselmenin faydası olmaz.