25.07.2015, 21:00

Ruhumuzu katlediyoruz..

Uzun zamandır hasret yaşıyoruz belki sessizliğe...

İçtenliğe...

Sessizlikle oluşan barış eline...

*

 

Umutlarımız tükeniyor...

Aniden alevleniyor her yer...

Sesler büyüyor...

Uğultular kaynıyor...

Dünya da ülke de, millet içinde, kalplerde...

Oysa ‘Barış’tı istekler...

*

Garip bir şekilde tüm anlamlar şekilleniyor iyi veya kötü...

Kaya ağırlığında duygular...

İçimize atılan ve filizlenen nefretler...

Yitip gidenler...

*

Renkler asıl rengini buluyor derken yürekler yanıyor...

Soluklaşan günler başlıyor...

Heyecana bırakılıyoruz...

Umut hep var...

Sökülüp alınan umutlar hayatımıza dönecek elbet...

Oysa ağlayışımız ‘yardım edin’ demektir....

Şimdi özgürleşelim, ruhumuzu özgürleştirelim derken prangalar vuruyoruz...

Ve ruhumuzu katlediyoruz...

*

Oysa katlederken bu ruhu bilmiyoruz ki her katlediliş, içinize atılan demir prangadır.

Renk, dil, din, etnik köken, alışkanlıklar, adetler ayrımı bu pranganın eseri iken, biz bu esaret ile, bu pranga ile aslında bedenimizi değil, içimizi, kardeşliğimizi, merhametimizi katlediyoruz.

Her ne olursa olsun, nedeni ne olursa olsun, bilelim veya bilmeyelim bir tohumu katlederken, bir ağacı katlederken oluşamayan merhamet, bir insanı katlederken mi oluşacak?

 

*

 

İnsanılığın bu durumu maalesef en vahim olanıdır...

Merhamet yoksunluğu her kötü işin başıdır...

Merhameti olmayan bir toplumun parçaları olan bireylerden beklenen ‘merhamet’ olabilir mi?

Oysa ki bizim derin bağımızdır merhamet...

Sevgimizdir...

Kaynaşmamızdır...

*

 

Xenocrates (Zenon) bir öğrencisiyle konuşuyor, o ne derse öğrencisi sürekli onaylıyormuş. Filozofun sabrı tükenmiş ve bağırmış:

“Hiç olmazsa bir kere itiraz et, başka bir fikir söyle de, iki kişi olduğumuzu anlayayım.”

Çok kişiyiz koca ülkemde ancak bir fikir paylaşamadığımız gibi, anlaşamıyoruz da.

 

*

Bedenimizde nefes kalmadı, sanki yıllardır kin ile beslenir olduk...

Ne çok da öldük, öldürüldük sağdan soldan, etnikten, adetten, cinayetten...

Ne çok da öldük, öldürüldük nefretten...

Kalmayan gülümsememizle umut taşıdık...

Ne çok acı çektik be ülkem...

Ne çok acı çekti analar bu ülkede...

Barıştı, sevgiydi, kardeşlikti derken bitirildik...

Nefret içinde şekillendirildik...

Ve ruhumuzu katleder olduk...

 

 

Dip notlar;

 

 

Kelebek Etkisi (Butterfly Effect)...

 

Kelebek etkisi, nedir bilir misiniz?

‘Bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişikliklerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesine verilen addır’.

Şimdi bu ne demek?

Edward N. Lorenz'in çalışmalarından biri olan Kaos Teorisi ile ilgilidir aslında kelebek etkisi.

Belki hatırlarsınız hava durumuyla ile ilgili verdiği şu örnek onun ünlü olmasına yol açmıştır.

Der ki; "Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, dünyanın yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir."

 

Bu ne demek?

Kısaca yaratılan bir kaosun büyüyerek artmasını ifade eder...

Peki şimdilerde ne oluyor?

Kelebek etkisini en derinden yaşamıyor muyuz?

Kaos büyüyerek artmıyor mu?

Artırılmıyor mu?

‘Kaos içinde kaos’ta değil miyiz?

 

 

Sezgilerimiz...

Bir araştırma konusu...

Bilinç dışında gerçekleşen hızlı zihinsel süreç.

Sezgi...

Amerika’da birçok psikolog ‘sezgi’yi araştırmakta…

Hepimiz yeri geldiğinde, içimden gelmiyor, iyi şeyler hissetmiyorum’ gibi 6. his dediğimiz sezgilerimize uyarız…

Bazı bilim adamlarına göre sezgiler farkında olmadan öğrendiğimiz şeylere dayandırılmakta…

Biliyorsunuz ki ilk izlenmiler sezgilerimizi oluşturuyor...

Peki bu sezgimizin dayanağı nedir?

Çok hızı düşünme anı, düşünceler zinciri…

Eğer yeteri kadar sezgilerinize güven duymuyorsanız, demek ki sizde kararsızlar grubundasınız.

Bu nedenle özellikle üzgün, hüzünlü durumda olan kişiler, ilk verdikleri karara güvenmemeli.

Mantık ve sezgi birleştirilmeli.

İşte gerçek savaş insanın mantığı ve sezgileri arasında yaşanmakta.

Sezgi günlük, kişisel yaşantılarımızdaki duygularımızdan beslenirken, mantığımızda çıkarlarımıza dayanmakta…

En ideali seçin...

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Dursun hayvanat bahçesinde gezerken açık bulduğu bir kafesten içeri dalmış.
-Hoop! Dur, ne yapıyorsun? Orası aslan kafesi... diye bağırmış etraftakiler.
Dursun hiddetle geri dönmüş ve kızarak :
-Sankim aslaninizu yeduk...

 

Günün sözü;

Başkalarının yaptığı hatalardan dolayı öfkelenirsek; onları değil, kendimizi cezalandırmış oluruz.
İmmanuel Kant

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@