Neslihan Karota'nın 5 Mayıs 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Ticari veya toplumsal amaçla faaliyet gösteren her kuruluş, çalışanlarının ve faaliyetlerinden etkilenmesi mümkün olan diğer kişilerin fiziksel, psikolojik ve zihinsel sağlık ve güvenliğinden sorumludur. Bu sebeple bir çalışmaya bağlı yaralanmaları ve/veya sağlık bozulmalarını önlemek için güvenli ve sağlıklı işyeri oluşturulmasını sağlamalı ve konunun sürekliğini sağlamak için İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG)’ni bir sistem yaklaşımı ile ele almalıdır. 

Uzun yıllardır İSG konusunda birçok yönetim yaklaşımı geliştirilmiş olmakla birlikte, Uluslararası Standartlar Organizasyonu (ISO)’nun yayınladığı ve son günlerde tüm Dünya’da tanınırlığı en fazla olan ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi (İSGYS)’nin amacı ve beklenen çıktıları; işle ilgili çalışanların yaralanma ve/veya sağlık sorunlarını önleyerek, güvenli ve sağlıklı işyerleri oluşturmaktır. Bu nedenle, bir kuruluşun faaliyetlerinden kaynaklanan İSG tehlikelerini ortadan kaldırmak veya risklerini azaltmak için etkin önleyici ve koruyucu önlemler alması kritik öneme sahiptir.

Bu önlemler, kuruluşlar tarafından ISO 45001 veya benzeri bir yönetim yaklaşımı ile ele alındığında, çalışanlar zarar görmeden proaktif olarak İSG performansının iyileştirmesi sağlanmakta ve adım adım hedefe yaklaşılmaktadır. İSG çalışmaları proaktifliği vurgular, zira kazalar sonrası alınacak reaktif tedbirler elbette önem arz etmekle birlikte, asıl mesele çalışanın zarar görmeden alınacak tedbirlere dayandırılmasında yatar.

İSG faaliyetleri, bir kuruluş için stratejik ve operasyonel bir karar olup, İSGYS’nin başarısı,

- O kuruluşun liderliğine, taahhütlerine, stratejik hedeflerine bağlıdır.

- İSGYS’nin beklenen çıktılarını destekleyecek, üst yönetimin etkinliğini sağlayacağı bir İSG kültürünün benimsenmesine bağlıdır.

- Organizasyonun her seviyesinden çalışanlarının İSG çalışmalarına katılımına ve etkili iletişimine bağlıdır.

- İhtiyaç duyulan kaynakların gecikmeksizin ayrılmasına bağlıdır.

- Tehlikelerin doğru tanımlanmasına, İSG risklerinin kontrolüne ve izlenmesinin sürekliliğine bağlıdır.

- Yasal ve diğer gerekliliklere uyulmasına bağlıdır.

- Özetle İSG’nin bir yaşam şekli olarak benimsenmesine bağlıdır.

Öte yandan çalışma şartları, çalışan kişinin bedensel, zihinsel ve ruhsal sağlığını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebildiğinden, iş güvenliğinin sağlanması toplumun mutluluğunu da beraberinde gelecektir.

Tüm Dünya'da olduğu gibi, ülkemizde de meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıklarının bir kısmı ölümle, bir kısmı ise yaralanmalarla sonuçlanmakta ve bu olayların başta manevi üzüntüsüne ilave, meydana gelen maddi zararın ve milli servet kaybının büyüklüğü, insanların İSG üzerinde önemle durmalarının önemini ön plana çıkarmaktadır. Bu konunun önemini kamuoyuna duyurmak amacıyla 1987 yılından bu yana her yılın 4-10 Mayıs tarihleri arasında İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası düzenlenmektedir.

Bir hafta değil, her an İş Sağlığı ve Güvenliği’nin önemini bilerek hayatımıza devam ettiğimizde hem kendimizi hem de çalışma arkadaşlarımızı korumuş ve toplum mutluluğuna bireysel katkı sağlamış oluruz.

İş Sağlığı ve Güvenliği haftamız kutlu olsun..

Güvenli günler dileğiyle..