07.12.2020, 08:22

Saklı kadınlar...

Türkiye’de biri olmak, birey olabilmek ve kadın olabilmek ‘tehlikeli’ oldu artık.

Çok şey olmak için zaman zaman değil.

Özellikle kadın olmak, çocuk olmak, dekolte giyinmek, aykırı olmak, okuyabilmek, fikrini savunabilmek, hatta konuşmak, vs. vs.

Nerede gizlendi ülkemizde bunca zaman bu zihniyetler?

Tabi ki saklı gizli sinelerde.

Örtündü. Bildirmedi. Fırsat kollandı.

Yeri geldi hemen hortlatıldı.

Zor.

Ülkemde ve diğer İslam ülkelerinde ‘birey’ olabilmek ‘kadın’ olabilmek zor.

*

Peki, kadın ‘görünmez’ neden yapılır?

Değişimi sağlamasın diye.

Gerekçeleri anlayabilirsiniz. Zor değil.

*

Değişimin adıdır kadın aslında. Rahimiyeti ile değiştirebilir düzenleri.

O nedenle korkuyorlar kadınlardan ve onların güçlerinden.

Eski Türk çadırlarında çadırın içinde sol taraf kadın tarafı, sağ taraf erkek tarafı. Yani arada perde yok, duvar yok. İç içe ve ayırımdan uzak.

*

Türk dilinde cinsiyet önceliği yoktur mesela.

Erkek veya kadın merkezli değildir dilimiz.

Türkçemiz her ikisini de barındırır ki, bu sayede ayrımcılık yanından bile geçmez.

Oysa batı dillerinde dahi keskin ayırımlar vardır. Feminen ve maskülen.

İşte size ince detaylar.

Üzerinde düşünesiniz diye.

*

Ve Türklerin eski dinlerine bakın. İnceleyin, Şamanizm’e göz attın.

İçinde yine cinsiyet ayrımcılığının olmadığını görürsünüz ki şaman kadın veya erkek olabilir.

Oysa tek tanrılı dinlerde durum farklıdır. Din görevlisi olarak yetkili erkektir.

Keza diğerlerinde de öyle. Budizm de hiç kadın usta yoktur. Kısaca erkek egemendir hepsinde.

*

Neden?

En derinden incelediğimiz de ise aslında bir kadın erkek ayrımı sadece bedende ki eril ve dişil enerjiyi anlatır. Bu enerjiler ‘kişilerde zaten hepsinde mevcuttur.

Ancak iş maddi âleme geldi mi maalesef ki yansıyan kadın ve erkek ayırımıdır.

Devam edegelen alışkanlıklar, baskılar buna çanak tutar.

*

Ve işte o nedenle saklı kadınlar.

O nedenle gizliler, örtülüler.

İslam’da kadının yeri özeldir aslında. Ama görünen İslam’da maalesef ki değil.

Onlar peçelerin ardında gizlenmekte. Duyguları kişilikleri bastırılmakta.

Baskı unsurları yıllar boyu kadını hapsetmekte, onu değersiz kılmaya devam etmekte.

*

Bilin ki merhametin en büyüğü de kadınlardadır.

Kadınların gücü sizi yanıltmasın. O tanrısal rahmettir. Elleri öpülesidir.

Hatta bozulmuş dünya düzenini en iyi onlar düzeltebilir, sistemi yerine getirebilir. Onları gizlemeyin, saklamayın, gerinize atmayın yeter ki.

 

Dip not;

Kadınların organik hastalıkları ret yüzünden...

Kadınların organik hastalıklarını biliyor musunuz?

Organik ve hormonsal adet düzensizlikler. Ergenlik öncesi veya menopoz sonrası düzensiz vajinal kanama.

Ağır ve sancılı regl dönemleri. Rahimde ur, tümör, yumurtalık kistleri. Sistit.

Hormon düzensizliği.

Fark ettiniz mi bilmem ama hepsi de doğurganlık ile ilgili.

O kadar büyük öneme sahip bir organ ki doğurganlık organı, ret edildiğinde yani önemsizleştirildiğinde, hor görüldüğünde kendini hastalık ile kapatıyor bana göre.

Kısaca sorun psikolojik. Önemsenmeme. Geri plana atılma.

Değersizlik, kullanılma vs. vs. Uzar gider.

 

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Temel ile Fadime hayli zamandır birbirlerine âşıktılar.

Fadime evlenmek istiyor, ama Temel bu konuda ihmalkâr davranıyordu. Ama yine de yıllar böyle geçmişti.

Bir gün Fadime evlenme konusunu Temel’e açtı:

– Temelcuğum, artuk evlensak, sen ne dersin?

Temel bu, kolay kolay tuzağa vurur mu, başını ‘hayır’ anlamına gelir şekilde salladıktan sonra şöyle yanıt verdi:

– Doğri deysın Fadimecuğum ama, habu yaştan sonra bizi kim alır he?

 

Günün sözü;

"Korku, karanlık tarafa giden yoldur. Korku öfkeye; öfke nefrete; nefret ise acıya yol açar." (Yıldız Savaşları Bölüm IV: Yeni Bir Umut, 1977)

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@