03.08.2020, 21:10

Samsun’un Amazonları

Karadeniz’in şirin kentlerinden biri olan Samsun’un Türkiye Cumhuriyeti tarihinde önemli bir yeri vardır. Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919 tarihinde “Bandırma” isimli gemiyle Samsun’a çıkmasıyla birlikte “Kurtuluş Savaşımız” da başlamış oldu. Bugün “Bandırma Gemisi” müze olarak Samsun’da yerli ve yabancı turistlere hizmet vermeye devam ediyor…

Karadeniz’in şirin kentlerinden biri olan Samsun’un Türkiye Cumhuriyeti tarihinde önemli bir yeri vardır. Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919 tarihinde “Bandırma” isimli gemiyle Samsun’a çıkmasıyla birlikte “Kurtuluş Savaşımız” da başlamış oldu. Bugün “Bandırma Gemisi” müze olarak Samsun’da yerli ve yabancı turistlere hizmet vermeye devam ediyor…
Samsun’un bir diğer özelliği de; Milattan Önce bin 200’lü yıllarda, “Amazon ismi verilen savaşçı kadınlara Terme Bölgesi”nde ev sahipliği yapmasıdır. 
Herodot tarihinin Terme ile ilgili yazılarında “Amazonların bilgileri” mevcuttur. Herodot tarihinde “Termedon” adıyla Terme Çayı da anlatılmaktadır. Ayrıca Herodot tarihinde yazılış biçimine yakın olarak Therma adıyla da bugünkü Selanik körfezi ve Selanik şehrinin tarif edildiği anlatılmıştır.
Bir dönem Terme’de yaşadıkları belirlenen Amazonların anısına Samsun İlkadım Batıpark içerisinde yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik alana “Amazon Köyü” kurulmuştur. Kadın savaşçıların günlük yaşamını yansıtan balmumu heykelleri yerleştirilerek ziyarete açılmıştır...
Yapılan araştırmalara göre Amazonların Türkiye’deki ilk yerleşim yeri Themiskyra bugünkü ismi ile “Terme” oldu. Daha sonraları ise İzmir, Selçuk ve Yunan İmparatorluğu yakınlarında da yaşadıkları belirlendi.
Savaşmayı yaşam biçimi olarak gören Amazon kadınları, silah olarak ok ve yay kullanıyordu. Efsaneye göre bu kadınlar, daha hızlı ok atmak için sağ memelerini ya kesiyordu ya da dağlıyordu. Amazonlar ok ve yayın yanı sıra savaşta “labris” adı verilen çift taraflı ve keskin baltaları da çok iyi kullanırdı. Zaman içinde de bu baltalar onların sembolü haline geldi.
Aralarına erkek kabul etmeyen bu kadınlar üremek için de komşu kabilelerdeki erkeklerle görüşüp hamile kalıyorlardı. Ancak savaşlarda başarılı olan kadınların hamile kalmasına izin veriliyordu. Hamile kalacak olan kadın iki ay boyunca kabileden uzaklaşıyor, hamile kaldıktan sonra da geri geliyordu. Dünyaya getirdikleri bebek kız ise “savaşçı olarak yetiştirilmesi için” yanlarında kalıyor, erkek ise komşu kabiledeki babasına teslim ediliyordu…
Yunan mitolojisinde ve Homeros’un hikayelerinde de sıkça söz edilen Amazon kadınlarının “Truva Savaşı”nın geçtiği bölgedeki tabletlerde resimleri bulunmuştur…
Son yıllarda yapılan araştırmalarda; savaşçı Amazonların aynı zamanda başarısı ve zekası ile o dönemlerde kadınların en önemli sembollerinden biri olduğu ortaya çıkmıştır…
Birçok dünya ülkesi “Amazonların Türkiye’de yaşadığını görmezlikten gelse de” yapılan araştırmalar ve kazılar bunun tam tersini gösteriyor...
Cevat Şakir Kabaağaçlı veya tanınan adıyla Halikarnas Balıkçısı bir yazısında Amazonlar için; “Amazonlar, mitolojiye göre Savaş Tanrısı Ares ile bir ırmak perisi olan Harmonia ya da Tanrıça Afrodit’in çocuklarıdır” ifadelerini kullanmıştır…
Halikarnas Balıkçısı’nın da belirttiği gibi, “Amazonlar güzeldir, yürekli ve savaşçıdır…”

Yorumlar