Yunus Bekir Yurdakul'un 5 Ağustos 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

“İyi akşamlar Cezmi Abi!” diye seslenince sesime dönüyor Cezmi Baskın.

Ak saçlarının arasından meraklı gözlerle bakıyor.

“Seni şöyle elli yıl öncesine götürsem. Ankara’ya, Han Sokağına…”

O meraklı gözler gülümsüyor şimdi. Baş sağlığı diliyorum tiyatromuzun güzel adları, yakın dostları Erdal Gülver için, Erol Demiöz için…

Hüzünleniyor. Sağ ol diyor, derinlerden sessizce yükselen bir sesle. Telefon numarasını kaydediyorum önceki yazdıklarımı, kendisinden de söz ettiklerimi ulaştırmak için.

Basmane’de, Oteller Sokağında, ev yoluna düşmüşken ayaküstü sohbet bu. Az önce de Okan Yüksel’i, Esat Erçetingöz’ü esenlemiştik eşim Huriye’yle…

*

Ne zamandır gidememiştim İzmir’in belki de ilk giriş kapısı Basmane’ye.

Sanathane’nin açılışı için aldığımız nazik çağrıyla (Ali Başar tekrar tekrar aramıştı.) vardık bu kadim semte.

Çokuluslu bir görünüm sergileyen sokaklarıyla dünden yarına uzanan bir şenlik aslında Basmane ve elbette -bütün ülkeyi/ dünyayı ilgilendiren- sorunlar yumağının da aynası, merkezi… Her zaman düşündüğümdür: Yokluk, yoksunluk içinde; “ev”den ırak yaşamların sorunu nasıl çözülür? Hangi yaklaşım/ eylem/ çözüm derman olur bunca yaraya? Ve ne yapmalı, yapılmalıydı bunca sorunun bir ikisini hiç değilse hafifletmek için?

Büyüyen sorunlar karşısında bireysel umarsızlığımızın kucağında bir varıştı bizimki Sanathane’ye.

Daha sokağın başında ne zamandır ayrı düştüğümüz yüzler (İlk gülümseyen Başkan Yardımcısı Mehmet Yunak oldu.) karşıladı bizi de; kimi dostlar Konak Belediyesinin çalışanları (Kültür Müdürü Abdullah Tunalı gülümsedi o yoğun karşılamanın akışında), kimileri “yol”da buluştuklarımız, birlikte koştuklarımız…

Sanathane’nin cümle kapısında, yüzyıllık tanıdık Charlie Chaplin (sağ ol Erdal dost) buyur ediyor konukları, elinde bastonu ve o unutulmaz bakışıyla…

Tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği Başkanı, çooook eski dost Semih Girgin’in sıcak selamını adıyla sanıyla karşılayamayınca (Nasıl da uzun zaman olmuş görüşemeyeli! Ah, tanıyamadım…) mahcup oldum. Bulmuşken Kemeraltı üzerine konuşmaları, yaklaşımları için kutladım. Kemeraltı Sempozyumundaki doğaçlama sunumlarını çok başarılı bulduğumu da ekleyerek…

Sonra Haluk Işık, Lütfü Dağtaş, Salim Çetin’le Ödemiş-İzmir tutkunu sevgili Demir Özlü’yü de anarak dolaştık hayatın kıyılarını. Can Yücel, Muzaffer İzgü, bir de Tarık Dursun K. için sözleştik Haluk’la. İzmir’in “her an gazeteci”lerinden Mehmet Kurt’la yazıları, dergiyi, paylaşılan anları koyduk cebimize…

Belediyenin kültür müdürlüğünde çalıştığı günlerden hep iyi işlerine tanık olduğum Duygu Esen’le yine yıllar içinde epeyce yer dolaşıp çocuk kitaplarına değin uzanıverdik.

Tam da o sıra onca kalabalığın içinden, yine çok eski dostlardan Bahar Akdoğan gülümsedi. Başka dostlarından fırsat buldukça ve bir dizi gibi sürdü sohbet… Birlikte kotardığımız “çocuk edebiyatı dergisi Konakça” günlerine varıp geldik arada. Alime Yalçın-Erhan İçöz’le doğayla kavgasını, inadını konuştuk insanın. Konak Belediyesinin unutulmaz başkanı Ali Muzaffer Tunçağ’la Kemeraltı’nı, basmaneyi, Sanathane’yi de buluşturduk o küçücük masada…

*

Bir dönem “Silahhane” olarak da kullanılan bir yapıyı “Sanathane”ye dönüştürmek; yapının, o yoğun çokkültürlü/ çokkimlikli (ne yazık ki sorunlar yumağı) semtin göbeğinde oluşunu fırsata çevirmek alkışlanacak bir tutum. Konak Belediyesinin -bu çorbada da tuzu olan- emekçilerini, Başkan Abdül Batur’u, bu çabayı duruşu ve olanaklarıyla destekleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i, açılış etkinliğini kısa/ tadında bir gösteriye çeviren sanatçı dostları da kutlamadan geçmeyelim.

“Birkaç yudum beyaz ayran”ın ardından, Türk ve dünya sinemasının kimi örneklerinden seçilmiş kısa filmi, sinema meraklısı/ tutkunu, “Sinema GezginiBatıgün Sarıkaya’yla birlikte izlemek ayrı bir güzellik kattı akşamımıza.

Bir an, her akşam soluğu Ankara Gazi Osman Paşa’nın Ferah Açık Hava Sinemasında alan çocuk; AST’la büyüyen yeniyetme oldum. Ferah’ın tahta sandalyelerinden AST’ın o insanı kucaklayan salonuna koşup durdum akşam boyu; hüzünle, kederle, o günleri yakalamış olmanın tükenmeyen sevinciyle… Derken Ferah’ın kapısında bozuldu büyü…

*

İzmir’in, öteki kentlerimizin de öyle, birer ikişer zamana yenilen açık hava sinemalarına bir saygı olarak da düzenlenen; açık hava sineması, bütün sanat dallarına göz kırpan sahnesi, çeşitli sanat atölyelerine uygun bölümleri, ferah bahçesiyle Sanathane; ilkin Basmane, sonrasında İzmir için büyük bir fırsatı da muştuluyor aslında. Hayatı yaşanır kılmanın, bir araya gelmenin, birbirimiz anlamanın, direncimizi daim kılmanın, sorunlarımıza çözümler üretmenin temel anahtarıdır sanat. Ve değiştirip dönüştüreceksek hayatı iyiye, doğruya, güzele doğru sanatın çağrısına kulak vermektir/ sanat yürümektir doğru olan.

Umalım ki çoğalsın ve her daim etkin olsun bize emanet Sanathaneler.