07.03.2017, 13:33

Sanayileşme süreci ve tarım anlayışımız…

Geçenhaftaki yazımda, nüfus artışı ile gelişme süreci bizimmutluluk ve bağımsızlığımızla tam orantılı diyerek‘zorunlu’, ancak bir o kadar da iyi ‘planlanması’ gerekenbir süreçten söz etmiştim.

Sanayileşmesürecinden.

Kidünyamız ve ülkemiz için bu süreç çok önem taşımakta.

*

İnsanlar,ilkçağlardan günümüze değin toplum içinde varolmaya çalışmışve yaşamın kendisi olma yolunda büyük çabalar sarfetmiştir.

Yaşamisteği büyüdükçe köyler oluşmuş, kentler oluşmuş,ihtiyaçlar büyümüş ve üretim ihtiyacı da ihtiyaçlarıkarşılamak için ortaya çıkmıştır.

*

Artıkzorunluluktur üretim.

İhtiyaçlarsınırsızlaştıkça üretim de olacaktır ve karşılığında datüketim sınırsızdır.

Çoküretim, daha çok üretim, sınırsız üretim sanayileşme sürecinide beraberinde getirmiştir.

Yanibireysellikten topluluğa, topluluktan köylere, köylerden kentlerederken büyüdükçe büyüyen ihtiyaçlar listesi öyle bir sürecesoktu ki insanoğlunu artık her şeyin dibini bulmaya yöneldik.

*

Ülkemizitanımlarken, politikalarımızı belirlerken, yanlışları içimizealmadan ilerlememiz gerekiyor.

Bunuplanladığımızda ise siyasilerin, büyükşehir belediyelerinin veyerel yönetimlerin birlikte geleceğe dönük ortak çalışmalaryapmaları, değişimi yok etmeden, en iyi şekilde planlamalarıgerekmektedir.

Bizise büyük kent olarak toplumsal yaşam ve ekonomik etkinliklerdehangi düzeyde olduğumuzu bilmeliyiz. Bu konuda kentimiz içindetaylı analizler şart.

*

Ülkemizde1960 öncesi anlayışı hakim hala.Bu üzücü. Bakış açısıhızla değiştirilmelidiği müddetçe de eskide kalmaya devamedeceğiz.

Kentimizve bölgemiz açısından sanayileşmenin yapısını incelerkentarım göz ardı edilmemeli diye düşünüyorum.

Ancakbir örnek vermek gerekirse çeşitliliğin hüküm sürdüğütarımsal bölgeler içide olan Ödemiş bölgesinde çok büyükmısır tarlalarının olması ve diğer tarımsal faaliyetlerin deçok aza indirilmesi ise düşündürücü.Bunun gibi bir çok örnekde var bölgemizde ayrıca.

*

Sanayileşmedediğimizde bazı ayırımlar yapılmalı ve bunlar acaba yapılıyormu bölgemizde merak ediyorum?

Ayrıcaülkemizdeki sanayi bölgeleri maalesef şehirlerin bel kemiğiolması sebebiyle ulusal planlama içinde yer almalı ki, uygulamadabu planlar maalesef az.

Kentimizegelince, önder olabileceğimiz pek çok şey var. Bu önderliklerinyolunun açılabilmesi için şehrimizin mevcut sanayi karakterinindeğiştirilmesi yönünde ilk adım atılmalı.


*

Bizsanayileşmenin yanında tarımımızla da üretip satan olmalıyız.

Ekonomikve sosyal açıdan da standart çağdaş yaşam koşullarınınyaratılması yönüyle önder de olabiliriz. Ancak tarımsalürünlerin değerlendirilmesine yönelik bir destekleme yok.

Hayvancılıkürünleri önder değil.

Ormandesteklenmiyor.

Balıkçılıkkeza.

Pekinasıl olacak?Bu sektörleri sanayi politikaları içine nasılalacağız?


*

Butür işletmelerin daha çok desteklenmesi sanayi açısından önemliiken, sadece tarımsal alanlarımızda mısıra yer verilmesi budalın kuvvetlenmesi nemalanma şüphesinin ve dayatma politikasınınsonucudur. Ayrıca tarımın bitirilmesi demek toprağın dabitirilmesi demektir. Ardından da bu sektördeki sanayi etkilenir.

Buçerçevede kurulacak işletmeler ve yöre kaynaklarınıdeğerlendiren kurumlar büyük önem taşır.

Birde, çevre sorunları yaratmayacak biçimde üretimi destekleyenişletmelere destek verilmelidir.

Şehrimizdesanayi yerleşimlerini, tarımsal bölgeleri işgal etmeyecek şekildebir politika izlenmesi, tarım endüstrisinin gelişmesine yol açar.

Ve şehrimizde‘tarım endüstrisi’ geliştikçe, gıda ve tarımsal merkezlibir şehir olarak önderlik sağlayabiliriz.



Dipnotlar;


Neyapılabilir?


Tarımsalkimliğimiz bölge olarak ikinci plana itilmemeli. İşletmeler yinetarımsal özelliği olan alanlarda kurulmamalı.

Denetimsizsanayileşme yerleşimi bölgesel boyutta incelenmeli. Ve sıkıdenetlenmeli.

Yeraltısularını izinsiz kullananlar, kirletenler, çevreyi zehirliatıklarıyla kirletenler en yüksek cezaları almalı.

Mantargibi biten kaçak işletmeler engellenmeli.

Değişikadlarla yapım izni alıp da sanayileşmeye giden işletmelersaptanmalı.



İşsizlikaldı başını gitti...

Ülkemizdeson dönemlerin konusu işsizlik.

Çalışmave Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, işsiz sayısının3.7 milyonun üzerine çıktığını açıkladı ki, bu ciddi birrakam.

İşsizlikoranı Mart 2010'dan bu yana ilk kez yüzde 12'yi aştı. Ve acilönlemler alınmazsa daha da artacak gibi duruyor. Ülkemizin içinegirdiği kaos ortamı, yanıbaşımızdaki savaşın bize zahmeti vebir çok etken işsizliği körüklemekte. Geçtiğimiz günlerde,devlet üniversiteyi bitirenlere yarı parasını verme kararı aldıki, genç işsizlik sorunu çözülsün. Bu karar bize şunugösteriyor ki, hızla artan işsiz genç kitlelere sahip oluyoruz.Unutmamak gerekir ki, olabilecek en zor durumlardan birisidirişsizlik. Ve işsiz kalmanın en düşündürücü sonucu, aynızamanda kişinin kafasını bozacak düşüncelere de kapıaçmasıdır. Bu üretimi engeller, sinirlilik ve uyumsuzluk yaratır.Bu ne demek derseniz, psikolojik bozukluklara kapı aralamakdemektir.

Bunedenle geçici değil, kalıcı ve işsizliği en aza indiriciçözümler bekliyoruz.

Mutlukalın...


Fıkra;

Birgün Nasrettin Hoca eşeği ile giderken bir komşusuna rastlamış.

AdamHoca'yla alay edip
-"Hocam, iki kardeş nereye gidiyorsunuz?"diye sormuş.

NasrettinHoca:
-Evet efendim, kardeşiniz "canım sıkıldı birahbabın evine götürün" dedi de onu sizin eve götürüyorum.

Sizerastladık yolumuz kısaldı.


Gününsözü: Pisler,pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır... Mevlana

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@