Nihat AK/YENİGÜN - Bir taraftan akademisyenliğini sürdüren diğer taraftan dev bir çiftliğin yönetici ortağı olan Yrd.Doç.Dr. Leyla Kayhan Elbirlik, orta öğretim yıllarında edebiyata, yazmaya ve yazarlığa pek hevesliydi ve babası başarılı olması için sevdiği işi yapmasını tavsiye etmişti. O da o tavsiyeyi tuttu.

Leyla_Kayhan_Elbirlik3

reel (6)

Elbirlik, o süreci su sözlerle anlatıyor: “Babamın o sıralarda bana, “Hayatta ne yaparsan yap işin yani mesleğin zamanının büyük bir kısmı olacak. Mesleğini bunu bilerek seç. Çünkü sevmediğin bir işte iyi olmana imkân yok” dediğini hatırlıyorum. Üniversitede de böylelikle Karşılaştırmalı Edebiyat ve Toplumsal Cinsiyet okudum. Lisansımın son yılında bitirme tezi olarak da Osmanlı kültüründe erkeklik olgusunu incelemeye karar verdim. O sene tezimde bana daha sonradan da hocam olacak tarihçi Cemal Kafadar’ın çok büyük desteği oldu. Kendisi Harvard Üniversitesi’nde Vehbi Koç Kürsüsü Türk Çalışmaları’nın başında ve çok kıymetli bir bilim insanıdır. Tezimi bitirdikten sonra Cemal Hoca doktoraya başvurmam için ısrarcıydı fakat ben New York’ta kalarak yayıncılık ya da editörlük alanlarında çalışmaya kararlıydım. Tam o sırada maalesef ki 11 Eylül 2001’de korkunç saldırı gerçekleşti. Bu trajedinin ardından hiçbir yerde iş bulmanın imkânı yoktu. Birkaç ay geçici işlerde çalıştıktan sonra Kafadar’ı dinleyerek doktoraya başvurdum ve bir sonraki eylül ayında da Harvard Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Merkezi ve Tarih Bölüm’ünün çift anadal doktorasına başladım. Sanırım, tarih okumaya karar vermeme en çok sevinenlerden biri babam olmuştur. Zira kendisi de üniversitede tarih okumak istemiş ama çok erken yaşta baba olmuş ve lisans eğitimi biter bitmez de aile işinde çalışmaya başlamış. Müthiş bir analiz kabiliyeti ve tarihsel perspektifi vardır. Doktoram sırasında da bana çok destek olmuştur.”

reel (4)

“TARİHÇİNİN SÜZGECİNİN FARKINDA OLUNMALI”

Çocukluğundan bu yana tarihe ve arkeolojiye ilgi duyan Elbirlik, “Edebiyat okurken bile o metnin arkasındaki tarihsel dinamikleri anlamak için farklı kaynaklara yönelirdim. Sanırım biraz da araştırmacı ve sorgulayıcı bir kişiliğim var. Benim için tarih bir olaylar silsilesi olmaktansa birbirinden bağımsız gibi görünen vakalar arasındaki ince bağlardan oluşur. Geçmişte yaşamış kişileri anlamak belki de hiçbir zaman mümkün değil. Fakat en azından bir pencere açarak onların hayatı nasıl anlamış ve anlamlandırmış oldukları hakkında fikir yürütebiliriz. Tarih bilimi hiçbir zaman objektif değildir. O konuyu ele alanın, tarihçinin süzgecinin oldukça farkında olarak okunmalı. Mesela ülkemizde 50’lerin ve 60’ların tarih yazımına bakacak olursak bu anlatmak istediğim daha da belirgin olarak karşımıza çıkar. Tarihin ideolojik bir misyonu olduğuna inanan bir kuşak geçmiştir ve bu 80 sonrası tarih anlayışından son derece ayrışan bir nesildir” dedi.

“PANDEMİ FIRSAT YARATTI”

Doktorasını Harvard Üniversitesi’nde, akademisyenliğini Türkiye’deki saygın eğitim kurumlarında yapan Leyla Kayhan Elbirlik, çiftlik işlerine yönelimini şu cümlelerle dile getirdi: “Pandemi sırasında, tam da Boğaziçi Üniversitesi’ndeki işimden yeni ayrılmaya karar verdiğim bir anda çiftlikteki işleyişle ilgilenmeye başladım. O sırada pandemi ve kapanmalardan dolayı yeni başladığım Özyeğin Üniversitesi’nin kampüsünün de kapalı olduğu bir dönemdi. İyi ve temiz gıdaya ulaşmanın, onu üretmenin önemini tam da bu dönemde anlamaya başladım diyebilirim. Bir yandan da sürdürülebilirlik üzerine çalışmak hoşuma gitti. Üniversitede de sürdürülebilirlik, kalkınma ve toplumsal cinsiyet üzerine yapmış olduğum projeler olduğu için bunu pratikte yaşamak ve bu yolda ilerlemek istedim. Pandemi gibi normalimizin dışında olan bir dönemi hiç durmayan ve aynı dinamizmiyle devam eden çiftliğimizde deneyimlemek bana huzur verdi. Bazı şeylerin ne kadar daha dengeli olabileceğini gösterdi diyebilirim. Önce biraz marka algısıyla ilgili yardımcı olmak için gidip gelmeye başlasam da kısa zamanda çiftlik ve onun dünyası hayatımı epey dönüştürdü. Akademisyenliği asla bırakacağımı düşünmüyorum. Zaten ya öylesiniz ya da değilsiniz, o hep bir tarafınız. Aktif olarak bu yıl ders vermiyorum. Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nin bana vermiş olduğu bir burs var, kendi araştırmamı kitaba dönüştürmek üzere. Bu da bir taraftan özenle devam ettirmeye çalıştığım mesleğim”.

reel (1)

“EŞİMİN DESTEĞİ İŞİMİ KOLAYLAŞTIRIYOR”

Yoğun bir tempoda çalışabilmesine eşinin destek verdiğine dikkat çeken Elbirlik, “Sanırım işin en büyük zorluğu aynı zamanda iki çocuk annesi olmam. Eşimin büyük desteği olmasa bu iki işi de yürütmem pek kolay olmazdı. Çiftlik için İstanbul-Aydın arasında sık sık git gel yapmam gerekiyor . Öte yandan yazmak ve yazarak üretmek için de dinginlik ve konsantrasyon şart. Kendimce bir denge kurdum, biraz da zamana bıraktığım bir süreç” dedi.

“OYUNUN DIŞINDA KALMAMAK İÇİN”

Yaptığı işte başarılı olmak isteyen gençlere önemli tavsiyelerde bulunan Yrd.Doç.Dr. Leyla Kayhan Elbirlik, “En büyük tavsiyem gençlerin ne yapmak istemediklerine mümkün olduğu kadar erken karar vermeleri. Bunun için de okul hayatları boyunca farklı alanlarda staj ve deneyim edinmelerinin büyük faydası olacaktır. Dünyada şu an hangi işi yaparsanız yapın süregelmekte olan dijital dönüşümün mutlaka bir tarafından tutmak lazım. Şu an en kıymetli becerilerden biri dijital okur yazarlık diye düşünüyorum. O çemberin dışında kalanlar bir şekilde de oyunun dışında kalıyorlar. Bir de eğitim için mücadele edilmesi gerekiyor. İş her şekilde bulunur ama eğitim fırsatı her zaman insanın eline geçmez. Ayrıca eğitimli ve kalifiye çalışan bulmanın çok zor olduğu bir dönemdeyiz, dolayısıyla gençler kendilerini yetiştirmek için pes etmesinler, fırsatları iyi değerlendirsinler. Öğrenmenin gerçekten yaşının olmadığını düşünenlerdenim” şeklinde konuştu.

reel (5)

Kişinin keyif aldığı şeyleri de yapmasının önemine vurgu yapan Elbirlik, “En büyük motivasyon kaynaklarım ailem ve dostlarım. Onlarsız bir hayat düşünemiyorum. Spor, seyahat ve deniz en keyif aldığım şeyler. Bir de pandemide herkes gibi hep sevdiğim bir hobim olan mutfak işlerine biraz daha vakit ayırma fırsatım oldu. Ailecek bir sofranın etrafında oturup sohbet etmek bana en keyif veren şey” dedi.