02.08.2019, 04:07

SEMAVİ DİNLER  KONUSUNDA  DİKKAT ÇEKİCİ KONULAR VE KURAN’IN GÖRÜŞÜ 

   Değerli okuyucularım, Peygamberler tarihiyle ilgili olarak yaptığım uzun bir inceleme ve araştırma sonunda,çok dikkatimi çeken bir konu oldu...

   Değerli okuyucularım, Peygamberler tarihiyle ilgili olarak yaptığım uzun bir inceleme ve araştırma sonunda,çok dikkatimi çeken bir konu oldu. İslam’ın genel görüşüne ters bulduğum bu konuyu değerli okuyucularımla, bu konuların uzmanları ile  paylaşmak istedim. Uzun bir araştırma yapmamın sebebi, Kuran’da geçen peygamberlerle ilgili bir kitap yazmam dolayısı oldu. Dikkatimi çok çeken bu konuyu sizlerle kısa bir şekilde de olsa paylaşmayı yararlı gördüm. Doğru yaptığım veya yapmadığımla ilgili görüşleri, takdirlerinize bırakıyorum.
   Yaptığım incelemede, eski tarihlerde, Semavi dinler konusu ile Peygamberler konusunda, Yahudiler dışında bu konularla ilgilenen başka bir ırk ve başka bir ülke göremedim. Semavi din anlayışını ve Peygamberlik konusunu ortaya çıkaran Yahudiler olmuş görüntüsü var. Yani Semavi din anlayışı gibi doğru ve yüce bir anlayışı görerek insanlığın önüne seren, insanları doğru yola sevketmeye çalışan sanki sadece Yahudiler olmuş gibi gösteriliyor. En azından bu konudaki büyük pay, Yahudilere aitmiş gibi gösteriliyor. Öyle görüntüleniyor. İslâm ulemasının çoğunluğunun görüşü de bu yöndedir. Çoğunluğunun görüşü demem bile belki yanlış olur. Hemen hemen tümü, aynı görüşü paylaşıyor.
   İkinci bir konu da Peygamberlerin hemen hemen tümü, yani Âdem Aleyhisselam ve oğulları dışında kalan bütün peygamberler, Yahudi ırkı mensubu olarak gösteriliyor. Peygamberimiz hâriç yine de hemen tümü Yahudi ırk mensubu olarak gösterilerek, insanlığın, Allah yoluna sevkini sağlayanlar Yahudilerdir denmek isteniyor. Hatta böyle deniliyor. Yahudiler, bunun böyle olmasının sebebini de seçkin ırk olmalarına bağlıyorlar. Ancak, Yahudilerin bu anlayışı, İslâm ulemasının bu yöndeki görüşü, Kuran’a uymamaktadır. Aslında Bakara Suresinde bu konuya değinilmiş ve güzel bir bilgilendirme de yapılmıştır.  Buna rağmen İslam bilginleri de  İsrailiyat görüşünü benimsemiş görünüyorlar. İlgili Ayetlere baktığımız da, “Yoksa siz, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve esbatın Yahudi yahut Hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? (Onlar ne Yahudi Ne Hristiyandır) De ki: Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı? Allah tarafından kendisine (Bildirilmiş) bir şahitliği gizleyenden daha zalim kim olabilir?”  buyuran C. Allah, bu peygamberlerin Yahudi olmadıklarını bildiriyor ve Peygamber olmalarını da Allah katında seçkin ve iyi insanlar olmalarına bağlıyor. Sad Suresi 45. ve 47. Âyetleri ile Enbiya 72.Âyet’inde de bu durumun teyidi yapılmaktadır. “Ey Muhammed! Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim, İshak ve Yakup’u da an”(Sad-45) “Doğrusu onlar bizim katımızda seçkin ve iyi kimselerdendir.” Sad-47) “Her birini salih insanlar yapan (Peygamber yapan) biziz.” (Enbiya-72)
   Bu Âyetler’e rağmen anılan peygamberlerin Yahudi oldukları ya da peygamberlerin sadece Yahudi soyundan geldiklerini söylemek yanlış olmaz mı? C. Allah Kur’an’da: “De ki: Allah bizim de Allah’ımız, sizin de Allah’ınız olduğuna göre, Allah’ın dediğini (Onlar Yahudi değildir. Peygamberliğin verilmesi de Yahudi oldukları için değil, iyi kul oldukları içindir.) bizimle tartışmak mı istiyorsunuz? Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Biz O’na gönülden bağlıyız.” (Bakara-139) buyurarak Allah’ın her şeyi bildiğini, bu sebeple de onlara Ayet’teki gibi bir cevap verilmesinin yeterli olacağını, tartışmaya girilmesinin de gereksiz olacağı bildiriliyor.
   Garibime giden, çok takdir ettiğim bazı yazarlarımızın bile bu peygamberleri, Yahudilere gönderilen peygamberler olarak gösteriyor olmasıdır. Tevrat’a uyuluyormuş gibi bir hava görüntüsü veriliyor. Çünkü Eski ve yeni Ahit’te Tanrı tanımlanırken şu ifade kullanılır: “Tanrı, İbrahim, İshak ve Yakub’un tanrısıdır. Ve Tanrı, İbrahim, İshak ve Yakub’a onların soyundan gelenlerin hepsinin, İyi ve seçkin kişilerden oluşacağı sözünü vermiştir.” Yani Yahudiler şunu demek istiyorlar: “Tanrı onların Tanrısı, Peygamber onların peygamberidir. Yahudilerde Tanrı, sırf onlara aittir. Yahudi olmayan hiç kimse onların Tanrısının kulu olamaz. Peygamberlerde de aynı anlayış vardır.  İnançlarına göre İbrahim, İshak ve Yakup Aleyhisselam, kendilerine ait olan o Tanrının peygamberleri olduğu için Tanrı, bu üç peygamberi ve onların neslinden gelenleri daha seçkin kılmıştır.” 
    
BİR IRKIN AYRI TANRISI OLABİLİR Mİ?
   Yahudilerin, Müslümanlardan farklı olduğu önemli bir yönlerinin de Rablerinin, sadece kendilerine ait bir Rab olduğuna inanmalarıdır. Onlara göre Rab de Peygamber de kendilerine aittir. Musevilik anlamına gelen Yahudilik de sadece onlara ait bir dindir. Böyle olunca bu peygamberler sadece Yahudi ırkının peygamberleri, Tanrı da sadece onların tanrısı olmaktadır. 
   Kuran’a göre bu yanlış bir anlayıştır. Gönderilen peygamberlerin insanlığa gönderildiği doğru olan anlayıştır. Eğer peygamberlerin hepsi Yahudilere gönderiliyorsa bütün kötülüklerin Yahudiler’de olması dolayısı ile onlara gönderildiği anlayışını da ortaya koyar.
   Şunu kabul etmeliyiz ki, din konusunu ve peygamberler konusunu daha çok işleyen, bu konular üzerinde diğer ırklara göre daha çok duran Yahudi ırkı olmuştur. Bu doğru olabilir. Bu sebeple de Yahudiler, meydanı boş buldukları için hem semavi din konusunu hem de peygamberler konusun tümüyle kendilerine mal etmişlerdir. Ama bu düşünceleri Kuran’a göre doğru değildir. İlk Peygamber olan Âdem(as)Yahudi miydi? İlk din Musevilik miydi? Semavî dinlerin başlangıcı. Bir Tevhid dini olan Hz. Âdem’in dini değil midir?  Peygamber konusu da aynı şekilde Âdem(as) ile başlamamış mıdır? Âdem(as) Yahudi miydi? Öyleyse din konusunda, peygamber konusunda her şeyin Yahudilere bırakılması, her peygamberin Yahudilere gönderilen peygamber olarak görülmesi, Kuran’a göre doğru olamaz. Bunlar Yahudilik ile hiç ilgisi olmayan konulardır. Yahudilerce daha çok ele alınmış olması ve daha çok işlenmesi, meydanın boş bırakılması, bugünkü görüntüyü doğurmuştur. Bu sebeple büyük takdir duyduğum yazarlarımızın, İslâm ulemasının, dinî konulardaki olaylara Kuran açısından bakması gerekir, diye düşünüyorum. Bizlerin tarihi bir kaynak olarak baktığımız İsrailiyat kaynaklarına takılıp kalmaktan uzak durulması gerekir kanaatindeyim. Paylaşmak istediğim konu budur.

Yorumlar