“Sen hiç deniz feneri gördün mü?”

Bir deniz fenerinde şiirsel bir şeylerin gizlendiği hissine kapılmamızın sebebi nedir? Şairler mi deniz fenerlerini yaratmıştır ilk, yoksa deniz fenerleri mi şairlerin içini aydınlatmıştır önce? O ilk deniz feneri ne zaman yanmıştır? İlk fenerin ilk ışığını gören gemi hangisidir?..

Güncel 29.06.2021 - 10:01 29.06.2021 - 15:01

Uygar ÖZEL / YENİGÜN - Mısırlılardan Romalılara, Egelilere dek ilk deniz fenerlerinin nerede yandığı üzerine bir çok tez ve mitoloji vardır. İlk ateş her nerde ışıldamış olursa olsun, binlerce yıl deniz fenerlerinin içine odun ateşlerinin yakıldığını biliyoruz. Ta ki 19. yüzyıla dek. Fransız optik ve fizik mucidi Augustin Jean Fresnel’in zamanının en karmaşık ve gelişmiş fenerini tasarlayan dek. Fresnel’in çalışmalarından sonra fenerler çok daha az ışığı daha uzak mesafelere yansıtabilir hale gelmiştir. Bugün ise dünyanın en yüksek ve gelişmiş feneri Japonya’da, Yokohama Deniz Kulesi’dir ve kule yüksekliği 106 metredir.

Uydu konum bulucular sebebi ile onlara bugünlerde artık pek ihtiyaç duymadığımız deniz fenerlerinin gelecekleri nereye doğru evrilirse evrilsin, mitolojiyi, hikayeleştirmeyi seven insan zihinleri olarak deniz feneri dendiğinde hala o uzaklardaki yalnız, rutubetli kuleleri hatırlıyoruz. Sıcağa, soğuğa, rüzgara, kışa kıyamete maruz kalmasına rağmen fenerin bitişiğindeki minik evcağızında yaşayan birini de düşünüp, onun o bildiğimiz, alıştığımız dünyadan yalıtılmışlığını, uzaklığını, gizemli tek başınalığını düşünüp, belki de bunu kendi başımıza yapamadıklarımızla, olamadığımız kendimizle özdeşleştiriyoruz.

Günümüz dünyasında da hayatta kalmayı başarmış masallardır deniz fenerleri. Bugün artık onlara giden sapa yollar daha yakın, cebimizde taşıdığımız aygıtlar ile her şey gibi onları da bulmak daha kolay olsa da deniz fenerleri hala çok uzağımızda gibidirler... O uzaklardan biri de ismini hep duyduğumuz ama hiç gidemediğimiz Sarpıncık Deniz Feneri’dir...

1938’de yapılan Sarpıncık feneri o günden bugüne çalışmakta. Karaburun iskeleden yaklaşık 10 km sonra ulaşacağınız inanılmaz Ege Denizi manzaralı Sarpıncık köyünden sonra fenere de ulaşmanız kolay. Tabi ki durup durup karşınıza çıkan manzaraları fotograflamaktan seyahat etmeye devam edebilirseniz...

Fenere vardıktan sonra sizi bekleyen nedir?”
Sarpıncık’ın deniz feneri hayalinizde canlanabilecek o şiirsel fenerlerler ile bire bir örtüşür. Bir çocuk için bir masalın kahramanı, bir yetişkin için kendini özdeşleştirdiği filmden sahne gibidir... Fenerin inşa edildiği tepenin gördüğü muhteşem ufuk, çevresini saran uçurumun yüksekliği, aşağıda ağır ağır kayalara vuran dalgalar, şehrin sıkışıklığından gelip de orada çıplak gözlerle görebildiğiniz mesafenin genişliği, hemen oracıkta tek başınıza girdiğiniz bir hikayenin ansızın ve mecburi başrol oyuncusu oluşunuz, size o güne dek içinde bulunduğunuz tüm dünyaların hangisinin gerçek olduğunu sorgulatabilir... Orada, deniz fenerinin maruz kaldığı güçlü rüzgarlar ve sizin de fenerle birlikte o rüzgara direnişiniz, sahip olduklarınızı, hatta yaşam rüyanızda bir şeylere gerçekten sahip olup olmadığınızı size yeniden düşündürebilir, vücudunuzdan sanki moleküllerinizi koparıp, tıpkı titreyen bir çiçeğin tohumlarını savuruyormuş gibi varlığınızı ve düşüncenizi çevreyle bütünleştirebilir...

Sarpıncık’ın deniz fenerinin kendisi sadece seksen yıldır orada duruyor olsa da, bulunduğu tepe sanki bir gün oraya bir deniz fenerinin yapılmasını hep beklemiş gibidir. Buna şahit olmak için rotanızda küçük bir değişiklik yapmak o günün hep en güzel hatırası olarak kalacaktır. 

 

Uzanmış koca burun açık denize doğru,

Lacivert ve gri gecenin değerinde.

Karanlıkla başlar bir dünya sevgisi,

Deniz feneri parlar,

Talihe aldırmadan kayalar üzerinde.

F.H. Dağlarca

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@