30.07.2021, 04:00

Senin özgürlüğünün sınırı, Benim özgürlüğümün başladığı yerdir…

Özgürlük, en temel insan hakkıdır. Bunda hiç kuşku yok… Biz eğitimciler, öğrenme yoldaşları, okullarda demokrasiyi, insan haklarını öğretirken hep özgürlüklerin altını çizer, empati geliştiren uygulamalar, etkinliklerle karşısındakinin haklarına saygı duymanın ritüellerini yaşatırız.

Bugün benim ve benim gibi düşünenlerin özgürlüğünü tehdit eden başka bir “özgürlüğe!” değinmek istiyorum. Son iki yıldır dünyayı alt üst eden “COVİD-19 pandemisi” nedeniyle hayatımız alt üst oldu. İşyerleri kapandı, birçok insan işinden oldu, dünya genelinde dört milyondan fazla insan hayatını kaybetti, çocuklar okula gidemedi, ülke ekonomileri dar boğaza girdi. Daha birçok olumsuzluğu saymak mümkün… Bu olumsuzlukları yeniden yaşamamak için geçen yılara göre artık bir silahımız var… O da aşı… Ancak kimi yurttaşlar bilgi kirliliğinden, eksikliğinden kimi de farklı amaçlarla aşı olmamakta direnmekte, bunu da “tercih özgürlüğü!” adı altında ifade etmektedirler. İşte bu durum, benim ve benim gibi düşünen ve de bilime inanarak aşı olanların özgürlüğünü tehdit ediyor.

Bireysel sağlığı için yapılan seçim ve tercihlere saygı duyarım, duyarız. Ancak COVİD-19 gibi bulaşıcı ve toplum sağlığını ciddi oranda tehdit eden virüse karşı en önemli silah olan aşıyı olmayarak onun yayılmasına, yeni varyasyonlar üremesine yol açmak, bireysel bir tercih olarak kabul edilemez. Bu virüs yayıldıkça yine ve yeniden evlere kapanacağız, okulları kapatacağız, canlar yitireceğiz, yeni işsizler ortaya çıkacak ve hayatımız yine kabusa dönecek… Böylesine yüz yılda bir yaşanan ve insanlığı tehdit eden virüse karşı geliştiren silahı kullanmama özgürlüğüne saygı duymamız mümkün değildir. İşte o noktada bizim özgürlüğümüzün sınırları başlıyor.

Bundan sonraki süreçte hiçbir yer kapanmamalı ama bazı kısıt ve sınırlamalar getirilmelidir. Bunların en önemlisi de aşı olmamakta direnenler, insanların toplu olarak bulunduğu okul, avm, restoran, market, sinema, plaj vb. yerlere asla kabul edilememelidir. Sokağa çıkma yasağı olacaksa da onlar sokağa çıkamamalıdır. Onların tercihleri yüzünden bizim hayatımızın kabusa dönüşmesine izin verilmemelidir. Nitekim başta Fransa olmak üzere bazı ülkeler bu konuda kanun ve yasal düzenleme yapmaya başladılar bile…

Özellikle okulların sürekli açık tutulması yaşamsal önemdedir. Zaten iki yıldır ağır aksak uzaktan öğrenme yöntemleriyle sürdürülmeye çalışılan eğitimde, fırsat eşitsizliği nedeniyle açıklar daha da büyüdü; başta erken çocukluk dönemi ağırlıklı olmak üzere sosyal duygusal yönden öğrencilerde büyük gelişim gerilikleri oluşmaya başladı. Eğer bu süreç daha da uzarsa telafisi asla mümkün olmayan gelişim eksiklikleri artacak, kocaman bir nesli heba etme noktasına geleceğiz. Sosyal duygusal gelişim eksikliği; özyeterliliği, özdenetimi, özyönetimi olmayan, ilişki ve iletişim kuramayan, problem çözemeyen insanlar demektir. Bu yeti, yetenek, beceri ve yetkinlikleri eksik öğrencileri hayal edebiliyor musunuz? Okulların en büyük kazanımları bunlardır. İşte bu yüzden okullar mutlaka önlemler alınarak açılmalı ve açık kalmalıdır diyorum, diyoruz.

Lütfen aşı olun ve aşı olmaları için insanları teşvik edin. Çocuklarımızın geleceğini, insanların aşını, işini, canını riske atma davranışlarını bir tercih bir özgürlük olarak göremeyiz. Sizin özgürlüğünüzün sınırları benim özgürlüğümün başladığı yerde biter çünkü…

Bilimin izinde sağlıklı günler dilerim.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@